25 Haziran 2016 Cumartesi

Takas: Serge Ibaka Magic'te, Victor Oladipo Thunder'da

NBA'de draft gününün en flaş gelişmesi hiç kuşkusuz Oklahoma City Thunder ile Orlando Magic arasında gerçekleşen takas oldu.

Batı Konferansı Finali'nde 3-1 öne geçip seriyi 4-3 kaybederek büyük hayal kırıklığı yaşayan  ve bu yaz sözleşmesi biten Kevin Durant'i takımda tutma mücadelesi verecek olan Thunder, 2008'den beri takımda forma giyen Serge Ibaka'yı Magic'e göndererek karşılığında Victor Oladipo, Ersan İlyasova ve draftta 11. sıradan seçilen Domantas Sabonis'i aldı.

Takasın Thunder adına yorumlanabilecek birkaç açısı var. Bunlardan birincisi Serge Ibaka'nın 2017'de sözleşmesi bittiğinde takımdan ayrılmayı düşündüğü yönündeki dedikodular. Bu dedikodular gerçeklik payına sahipse Thunder'ın oyuncusunu değerini yüksekken elden çıkarıp karşılığında değer alması gayet mantıklı bir hareket. İkinci açı Kevin Durant'in Playoff'ta dört numarada beş numaraya Steven Adams konulduğunda çok iyi performans göstermiş olması. Üçüncü açı takımın sürekli gelişme gösteren Steven Adams'a kontrat verme vakti geldiğinde hem Adams, hem Enes Kanter hem de Ibaka'nın kontratını karşılayamama ihtimali. Yani Ibaka'yı takas etmelerini anlamak o kadar da zor değil.

Ancak Ibaka karşılığında aldıkları pakete ve bunun yaratacağı duruma bakmak gerek. 2013 Draftı'nın 2 numarası Victor Oladipo kesinlikle potansiyelli ve yetenekli bir oyuncu ama Russell Westbrook'la oyunlarının fazla benzeştiği bir gerçek. Oladipo da tıpkı Westbrook gibi enerjik oynayan, saldırgan, penetre üstüne kurulu bir stile sahip bir guard ve tıpkı Westbrook gibi dış şutlarda istikrarsız. Ibaka'nın dış şut tehdidinin de artık olmayacağını düşünürsek takımın ciddi spacing problemleri olacağını öngörebiliriz. Oladipo'yu altıncı adam olarak kullanma ihtimalleri de var, bu durum geçerli olursa bile ilk beşte iki numara çıkacak ismin keskin bir şutör olması şart. Yola Dion Waiters'la devam edilecekse çok da mantıklı olmayabilir; yeni bir iki numara gelecekse iş değişir. Domantas Sabonis potansiyelli bir oyuncu ama oyun stili olarak Enes Kanter'e epey yakın; ondan daha iyi savunmacı ama ondan daha kötü şut atıyor. Ersan İlyasova burada spacing sorunu üstüne getirilebilecek bir çözüm ama onun da dakikalarının ne kadar yüksek olabileceği şüpheli.

Magic ise Ibaka'yı bir yıllığına kadrosuna katmak için elinden fazla şey çıkarttı. Hem Oladipo'yu hem de yeni draft seçimleri Sabonis'i elden çıkartmak sözleşme uzatmama ihtimali olan bir Ibaka için fazla kaçtı. Buna bir de Ibaka'nın gelişinin gelişme gösteren 2014 Draftı seçimleri Aaron Gordon'ın dakikalarıyla kesişeceğini ekleyince yaptıkları hamleyi anlamlandırmak biraz daha zorlaşıyor. Eğer amaç Nikola Vucevic'in yanına onun savunma sıkıntılarını kapatabilecek bir oyuncu koymaksa Ibaka anlaşılabilir, ama genç Magic kadrosunun hızlı şekilde bu yoldan gitmesi biraz garip bir hareket. Vucevic'in uzun vadede iddialı bir takımın ana silahı olacak seviyede bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum. Oladipo'nun gidişinin Mario Hezonja'nın önünü açtığını da göreceğiz, kötü bir çaylak yılı geçiren Hezonja'nın nasıl devam edeceği bu açıdan önemli.

Takasın Kazananı: Yok

2016 NBA Draft Analizi

Sıra - Takım - Oyuncu - Pozisyon - Boy - Kilo - Kolej - Sınıf - Değerlendirme

Birinci Tur Seçimleri

1. Philadelphia 76ers - Ben Simmons (SF, 6'10'', 240, LSU, Fr.)

Eski GM Sam Hinkie yıllarca birinci sıradan draft hakkı almak için uğraştı, olmadı; o görevi bırakınca Sixers'a piyango vurdu. Avustralyalı Ben Simmons oyun kurucu forvet rolünü oynaması, pasörlüğü, gücü ve atletizmiyle kolej sezonunun başında LeBron James'le kıyaslandı ama bunun abartılı bir kıyaslama olduğu aşikar. Sixers'ın oyun kurabilen bir oyuncusu yok ve bir PG almamış olsalar da Simmons takıma gelir gelmez ekibin en çok topla oynayan ismi olacak ve liderlik konumuna geçecek. Onunla ilgili şu anda tek soru işareti hangi pozisyonu oynayacağı. Dört numaraya kayarsa Sixers'ın uzun kalabalığının bir parçası olur; bu yüzden takım için en ideali üç numarada kalması gibi görünüyor.

2. Los Angeles Lakers - Brandon Ingram (SF, 6'9'', 195, Duke, Fr.)

Açıkçası Brandon Ingram birinci sıradan seçilmek için yarış içine girdiği Ben Simmons'tan daha potansiyelli olduğunu düşündüğüm bir oyuncu. Ama aynı zamanda daha riskli isim de olduğunu düşünüyorum. Ingram'ın inanılmaz kol uzunluğu ve boyu onu size anlamında draftın en ilgi çekici isimlerinden yapıyor. İnanılmaz bir savunma potansiyeli var ve bunun üstüne şut da sokabiliyor olması eklenince çok elit bir üç numara olmanın sinyallerini veriyor. Lakers için Simmons'tan çok daha karlı bir isimdi; keza D'Angelo Russell, Jordan Clarkson, Julius Randle gibi Lakers'ın gelecek için güvendiği parçaların hiçbiri iyi savunmacılar değil.

3. Boston Celtics - Jaylen Brown (SF, 6'6'', 225, California, Fr.)

Celtics'in yaptığı seçim sürpriz oldu. Seçimin sürpriz oluşu Jaylen Brown'ın kendisinden kaynaklanmıyor, Brown atletizmi ve patlayıcılığıyla çok potansiyelli bir oyuncu -biraz riskli bir isim olsa da-. Seçimi ilginç yapan Celtics'in elinde çok önemli hamle kozları bulunurken yaptıkları seçimin bu kozları kullanmaması. Sixers'ın Kris Dunn'ı çok istediği ve Jahlil Okafor/Nerlens Noel ikilisinden birini gözden çıkartıp Celtics'in üçüncü sıra hakkını alabileceği tüm hafta konuşuldu. Celtics için böyle bir takasa girmek mantıklı bir hareket olacaktı. Brown takımın açıklarını kapatmıyor ama potansiyelli bir oyuncu.

4. Phoenix Suns - Dragan Bender (PF, 7'0'', 220, Hırvatistan, Uluslararası)

Dragan Bender riskli bir oyuncu mu? Evet. Draftın en genç oyuncusu, oyununu henüz cilalayabilmiş değil ve NBA'e ne kadar sürede adapte olabileceği bir soru işareti. Ancak bu draftın en potansiyelli oyuncularından da bir tanesi ve Phoenix Suns'ın risk almak gibi bir lüksü var. Kısa vadede iddialı bir takım olmayacaklar, toplayabildikleri kadar yeteneği toplamaları gerekiyor. Gelecek adına sadece 2 numarada netleşmiş bir isimleri var (Devin Booker) ve dört numara en boş pozisyonlarıydı. İyi seçim.

5. Minnesota Timberwolves - Kris Dunn (PG, 6'4'', 220, Providence, Jr.)

Wolves beşinci sırada adeta kucaklarına düşen Kris Dunn'ı Jimmy Butler için yapılan takas görüşmelerinde feda etmeyerek oyuncuyu ne kadar beğendiğini gözler önüne sermiş oldu. Bu hamle aynı zamanda Ricky Rubio'nun uzun vadede takımın oyun kurucusu olmayacağının da işareti. Kris Dunn yeni koç Tom Thibodeau için biçilmiş kaftan: Atletik ve çok sağlam bir savunmacı. Rubio kadar iyi bir pasör değil ama ondan daha iyi bir skorer. Karl-Anthony Towns, Andrew Wiggins ve Zach LaVine'le birlikte heyecan verici bir genç çekirdek oluşturacak.

6. New Orleans Pelicans - Buddy Hield (SG, 6'5'', 215, Oklahoma, Sr.)

Buddy Hield belki de Pelicans için en ideal oyuncuydu draftta. Pelicans'ın Tyreke Evans ve Eric Gordon'lı iki numara rotasyonunun yeterli verimi vermediği aşikar. Gordon çok sakatlanıyor ve istikrarsız, Evans ise şut sokamıyor. Kolej basketbolunun en iyi şutörü ve geride kalan kolej sezonunun en iyi oyuncusu Buddy Hield Pelicans'a istikrar getirebilecek bir oyuncu. Pelicans'ın Anthony Davis etrafındaki yapılanmayı yeniden yapması gerekiyor ve Hield bu açıdan çok iyi bir başlangıç. Takım için en olumlusunun Jrue Holiday ile Buddy Hield'dan oluşan bir backcourt olduğu düşüncesindeyim.

7. Denver Nuggets - Jamal Murray (SG, 6'4'', 205, Kentucky, Fr.)

Nuggets ihtiyaca değil oyuncu havuzundaki en iyi oyuncuya yöneldi. Takımın halihazırdaki iki numarası Gary Harris gayet iyi görünüyor ve gelecek vaat ediyor. Ama rekabetten zarar gelmez. Jamal Murray draftın en iyi skorerlerinden bir tanesi ve çalışkan bir oyuncu. Atletik anlamda vasatlığı ve size olarak biraz eksik kalışı onun için önemli problemler. Şu anda tam bir klasik combo guard oynayan skorer altıncı adam potansiyeli gösteriyor; bu da Nuggets'ın yaptığı seçimi biraz daha mantıklı hale getiriyor.

8. Phoenix Suns - Marquese Chriss (PF, 6'10'', 235, Washington, Fr.)

Phoenix Suns'ın drafta gelirken en büyük ihtiyacı dört numaraydı ve draftın en iyi iki dört numarasını da kapmayı başardılar. Takım akıllıca bir hamleyle 13 ve 28. sıradaki draft haklarını Kings'e gönderip 8. sırayı aldı ve draftın en yüksek potansiyelli isimlerinden Marquese Chriss'i draft etti. Chriss şimdilik çok çiğ bir oyuna sahip ve NBA'e nasıl bir giriş yapacağı muamma ancak sırf potansiyeli bile onu burada iyi bir seçim yapıyor.

9. Toronto Raptors - Jakob Poeltl (C, 7'1'', 240, Utah, So.) 

Poeltl mücadeleciliği ve size'ıyla ön plana çıkan bir uzun. Ancak potansiyel anlamında rol oyuncusundan çok da fazla bir şey göstermiyor. Kadrosunda zaten Jonas Valanciunas'ı bulunduran Raptors bu noktada gelip hemen katkı sağlayabilecek bir oyuncuya yönelmeyi tercih etti. Bu hamle Bismack Biyombo'yu takımda tutamama ihtimaline karşı bir sigorta da olabilir; Biyombo Playoff'taki performansıyla daha büyük bir kontrat almaya aday. Yine de burada Raptors için Domantas Sabonis'in daha mantıklı bir tercih olabileceğini düşünüyorum.

10. Milwaukee Bucks - Thon Maker (PF, 7'1'', 215, Avustralya, Uluslararası) 

Şok seçim. Thon Maker yıllardır scoutların çok ilgisini çeken bir oyuncu. O boyda o kadar guard vari hareketlere sahip olması, şut ve pas gibi çok dikkat çekici özelliklerinin olması ve dış görünüşüyle birçoklarına Kevin Garnett'i hatırlatmıştı. Ama Maker'ın ilk kamuoyu önüne çıktığı dönemden beri oyunu çok az gelişim gösterdi. O size'a rağmen lisede gerçek bir dominasyon gösteremedi. Üstüne üstlük yaşının küçültüldüğü iddiaları da kol geziyor. Bucks çok büyük risk aldı. Bu, 2013'te aldıkları ve tutan Giannis Antetokounmpo riskini hatırlatıyor ama ondan da büyük bir risk. Eğer tutarsa GM John Hammond bir dahi, tutmazsa aptal gibi görünecek.

11. Oklahoma City Thunder - Domantas Sabonis (PF, 6'10'', 240, Gonzaga, So.)

Geceye damgasını vuran Serge Ibaka takasının bir parçası olarak 11. sıra seçim hakkı, yani Domantas Sabonis Magic'ten Thunder'a geçti. Arvydas Sabonis'in oğlu draftın en akıllı basketbol oynayan oyuncularından biri ama atletizm anlamında hayli kısıtlı. Kollarının kısalığı da savunmada potansiyelini azaltıyor. Ama bir ribauntçu ve post oyuncusu olarak potansiyeli mevcut, çalışkanlığı da biliniyor. Ibaka'nın gidişiyle Thunder'da hemen dakika almaya başlayabilir.

12. Atlanta Hawks - Taurean Prince (SF, 6'8'', 220, Baylor, Sr.) 

Taurean Prince Hawks'ın yeni DeMarre Carroll'ı denebilir. Çalışkan bir oyuncu, iyi bir savunmacı ve çok önemli rol oyuncusu potansiyeli var. Ama yeniden yapılanma içine giren Hawks'ın karşılığında Jeff Teague'i verdikleri 12. sıra hakkını bir rol oyuncusu için kullanması tartışılır. Yine de Prince kişisel olarak beğendiğim bir oyuncu ve NBA'de tutunmakta zorlanmayacağı kanısındayım.

13. Sacramento Kings - Georgios Papagiannis (C, 7'2'', 275, Yunanistan, Uluslararası)

Kings ne düşünüyordu bilmiyorum. Georgios Papagiannis ikinci turun sonlarına doğru seçilmesi beklenen bir isimken 13. sıradan seçildi. Bu inanması güç derecede abartılı sırayı bir kenara koyalım, stratejik olarak da Kings için hiçbir anlamı olmayan bir hareket. Takımın lider oyuncusu pivot, geçen sene draftta 6. sıradan seçtikleri adam pivot ve şimdi 13. sıradan bir pivot daha alıyorlar. Olacak iş değil. Papagiannis'in korkunç yavaş ayaklarıyla NBA'de tutunabileceğini hiç sanmıyorum.

14. Chicago Bulls - Denzel Valentine (SG, 6'5'', 210, Michigan State, Sr.)

Derrick Rose'u takasla gönderen Bulls'un Jimmy Butler üzerindeki planlamasının ne olacağı bilinmediğinden geleceklerini kestirmek zor. Denzel Valentine Michigan State'teki son sezonunda kolej basketbolunun en iyi oyuncularından biriydi. Oyun kurma becerisi ve şutörlüğüyle değerli bir isim olacağını görmek zor değil, atletizm konusunda vasat bir oyuncu olsa da. Yine de Bulls burada daha potansiyele dönük bir hamle yapmayı tercih edebilirdi.

15. Denver Nuggets - Juan Hernangomez (PF, 6'9'', 225, İspanya, Uluslararası) 

Nuggets'ın drafttaki ikinci seçimi de gayet başarılıydı. Hali hazırda birçok pozisyonda değerli parçaları bulunan Nuggets'ın derinlik sahibi olmadığı tek pozisyon dört numaraydı. Kenneth Faried'in uzun vadede yatırım yapılabilecek birisi olduğundan emin değilim, burada bir dört numara tercih etmeleri doğru karar. Tercih ettikleri ismin Hernangomez olması daha da doğru karar. Hernangomez oyununu devamlı geliştiriyor ve Nikola Jokic/Jusuf Nurkic'ten biriyle çok becerikli bir pota altı ikilisi oluşturma şansı var.

16. Boston Celtics - Guerschon Yabusele (PF, 6'8'', 260, Fransa, Uluslararası)

Celtics drafttaki ikinci hakkını draft sınıfının geleceği kestirilmesi en güç oyuncularından birini alarak kullandı. Fransız Yabusele fiziğine bakıldığında neredeyse aşırı kilolu gibi görünen ama çok çabuk hareket edebilen bir oyuncu. Gelişmekte olan bir şutu ve pas verme becerileri var. Kendini pek ispatlamamış bir oyuncu olarak bu sıradan gitmesini sağlayan ismin kim olduğu belli: Draymond Green. Fiziksel olarak da oyun stili olarak da çok benzeşiyorlar, tutup tutmayacağı belirsiz olsa da gayet mantıklı bir kumar.

17. Memphis Grizzlies - Wade Baldwin (PG, 6'4'', 200, Vanderbilt, So.)

Wade Baldwin çok yaratıcı bir oyuncu değil, bu yüzden gerçek bir oyun kurucu veya net bir skorer olmasını beklemek zor. Ama çok önemli bir 3&D potansiyeli var. İyi bir şutör ve inanılmaz kol uzunluğu ile büyük savunma potansiyeli vaat ediyor. Eğer bu iki alanda becerilerini parlatabilirse çok değerli bir guard haline gelebilir. Mike Conley'nin takımdan ayrılması durumunda Grizzlies sigortayı yaptı, eğer ayrılmazsa da önünde çok iyi rol model olacak.

18. Detroit Pistons - Henry Ellenson (PF, 6'11'', 245, Marquette, Fr.) 

Pistons'ın Henry Ellenson'ın bu noktada kendilerine düşmesi halinde onu kaçırmayacağını tahmin etmek zor değildi, nitekim sıra kendilerine geldiğinde hiç vakit kaybetmeden onu seçtiler. Stan Van Gundy'nin onu istemesi normal, keza Ellenson şut sokabilen bir uzun ve şut sokabilen uzunların Van Gundy'nin sistemindeki rolü malum. Ellenson'ın en büyük sıkıntısı atletizminin zayıflığı ve savunmada yavaş kalması.

19. Denver Nuggets - Malik Beasley (SG, 6'5'', 190, Florida State, Fr.) 

Nuggets eksiklikler üstüne gitmeyip mümkün olan en iyi oyuncuyu alma stratejisini ilk turdaki üçüncü hakkında da sürdürüp yine bir iki numara seçti. Ve bence yine iyi yaptılar. Malik Beasley hem şut atabilen hem de savunma yapabilen bir oyuncu ve çok çalışkan bir isim. Jamal Murray'le birlikte Gary Harris'e eklenerek çok kaliteli bir genç iki numara rotasyonu oluşturacaklar. Son birkaç senedir draftlarda çok iyi iş çıkartan Nuggets başarısını sürdürüyor.

20. Brooklyn Nets - Caris LeVert (SG, 6'7'', 190, Michigan, Sr.) 

Caris LeVert çok yönlü ama hiçbir alanda elit olmayan tipte bir iki numara. Kolejde sakatlık problemleri geçirmese daha yükseklerden seçilebilecek bir oyuncuydu. Ama gelişiminde sekteye uğradı. Nets Thaddeus Young'ı bu draft hakkı için takas etmişti, doğrusu daha yüksek potansiyelli bir oyuncuya yönelmelerini beklerdim. Nets uzun süre iddialı olamayabilir, halihazırda 22 yaşında olan ve sakatlık problemli LeVert'i almaları ilginç.

21. Atlanta Hawks - DeAndre Bembry (SF, 6'5'', 205, St. Joseph's, Jr.)

Bembry çok beğendiğim ve yıl boyunca hak ettiği değeri görmediğini düşündüğüm bir isimdi. Hawks onu 21. sıradan seçerek hak ettiği değeri verdiği gösterdi. Bembry çok iyi bir atlet, çok hızlı bir ilk adımı var ve kararlı şekilde potaya gidip pozisyonları bitirebiliyor. Bunun yanında ribauntçuluğu ve pasörlüğüyle çok yönlü bir oyuncu olma şansı var. Sıkıntısı savunmada potansiyelinin çok altında oynaması ve kötü şut atması. Ama gelişime açık ve bu iki alanda kendini geliştirirse çok kaliteli bir üç numaraya dönüşebilir.

22. Sacramento Kings - Malachi Richardson (SG, 6'6'', 200, Syracuse, Fr.)

Sezon sonundaki form grafiği ve Syracuse'un March Madness'taki sürpriz performansı Malachi Richardson'ın değerini birden arttırdı. Çok potansiyelli olduğunu görmek zor değil; atletik, şut atabiliyor ve upuzun kolları var. Ama korkunç şut tercihleri, basketbol zekasının düşüklüğü ve guard'larını olduklarından daha iyi savunmacı gibi gösterme özelliğine sahip Syracuse sisteminde bile savunmada pek de iyi görünmemesi sebebiyle potansiyeline yaklaşmama ihtimali hayli yüksek.

23. Boston Celtics - Ante Zizic (C, 6'11'', 230, Hırvatistan, Uluslararası)

Celtics'in ilk turdaki üçüncü seçimi bir draft&stash seçimi oldu. Aslında burada bir Hırvat pivot seçilecekse bu ismin Ivica Zubac olması beklenebilirdi ama Ante Zizic de çok potansiyelli bir oyuncu. Çalışkanlığı, mücadele gücü ve savunmadaki potansiyeliyle ilgi çekici bir isim. İyi bir ribauntçu ve güçlü bir vücuda sahip. Ama hücumu şimdilik çok çiğ ve gelişime ihtiyaç duyuyor. Yine de iyi bir seçim.

24. Philadelphia 76ers - Timothe Luwawu (SG, 6'7'', 195, Fransa, Uluslararası)

Fransız Timothe Luwawu draftın en büyük 3&D potansiyellerinden biri. Çok iyi bir atlet, upuzun kolları var, yatay olarak hayli hızlı ve elleri aktif. Bunlar mükemmel bir savunmacı olabileceğinin işaretleri. Soru işareti daha çok hücumuyla ilgili. Eğer üçlüklerini istikrarlı hale getirirse Sixers bu sıradan çok iyi bir hamle yapmış olacak. Top kontrolü ve yaratıcılık konusunda sıkıntıları olduğundan rol oyuncusundan ileri bir potansiyel konuşmak şimdilik zor.

25. Los Angeles Clippers - Brice Johnson (PF, 6'10'', 210, North Carolina, Sr.) 

Atletik ve uzun Brice Johnson'ın en büyük problemi pozisyonu için çok zayıf olması. Dört yıllık bir oyuncu olmasına rağmen gelişime fazlasıyla açık. Önünde gidilebilecek iki yol var: Ya orta mesafe şutunu genişletip üçlük de atmaya başlayacak, ya da güçlenip pota altında savaşan Taj Gibson modeli bir oyuncuya dönüşecek. İkinciyi yapması daha muhtemel görünüyor. Becerebilirse 25. sıra için hayli değerli bir isim olabilir.

26. Philadelphia 76ers - Furkan Korkmaz (SG, 6'7'', 175, Türkiye, Uluslararası)

Sixers'ın ilk turdaki üçüncü seçimi de Avrupalı bir iki numara oldu. Furkan Korkmaz'ın aslında ilk 20'de seçilmesi bekleniyordu ama 26. sıraya kadar düştü. Bu düşüşünde kendisiyle ilgilenen takımların çoğunun onu Avrupa'ya geri yollama düşüncesi varken kendisinin hemen NBA'e gitmek istemesi büyük rol oynamış olmalı. Furkan şutörlüğü, atletizmiyle gelişime çok açık bir oyuncu ama fiziksel olarak NBA'e hazır olmadığı aşikar.

27. Toronto Raptors - Pascal Siakam (PF, 6'9'', New Mexico State, So.) 

Kamerunlu Pascal Siakam basketbol oynamaya çok da uzak olmayan bir zamanda başlamış bir isim. Bu yüzden 22 yaşında olmasına rağmen potansiyelini tam olarak göstermemiş olması mümkün. Uzun kolları, ayak çabukluğu ve kararlılığıyla sağlam bir savunmacı olmaya aday görünüyor. Raptors'ın yeni Amir Johnson'ı olmaya aday, orta mesafe şutunu biraz geliştirirse bu noktadan çok iyi bir seçim olacak.

28. Sacramento Kings - Skal Labissiere (PF, 7'0'', 215, Kentucky, Fr.)

Skal Labissiere kolejdeki ilk ve tek sezonuna büyük umutlarla başlamıştı. Uzun boylu, uzun kollu, blok yapabilen ve şut atabilen bir dört numara olarak büyük gelecek vaat ediyordu. Ancak kolejdeki performansı tatsızdı. Sahada ne yaptığını bilmez bir görüntü çizdi. Zayıf vücudu yüzünden çok kolay itilip kakılabilen bir oyuncu izlenimi verdi. Bu da draftta düşmesine sebep oldu. Aslında ona oyunu oynamayı öğretebilecek, motive edebilecek bir takıma gitse potansiyeline ulaşabilir ama belki de bunun tam zıttı olan takım tarafından draft edildi.

29. San Antonio Spurs - Dejounte Murray (PG, 6'5'', 170, Washington, Fr.) 

Dejounte Murray draftın en çabuk oyuncularından bir tanesi ve top kontrolü anlamında da draftın en iyilerinden. Ama korkunç bir şutör ve becerileri çok çiğ. Bu açıdan gidebileceği belki de en iyi takıma gittiği söylenebilir. Hem şut atmayı hem de takım oyununu öğrenmek için Spurs'ten daha iyi bir okul yok. Spurs eğer onu parlatmayı başarırsa yeni Tony Parker'ını yaratabilir. Tabii kolay bir iş değil ama almaya değer bir risk.

30. Golden State Warriors - Damian Jones (C, 6'11'', 245, Vanderbilt, Jr.) 

Damian Jones atletizmi, size'ı, orta mesafe şutuyla çok ilgi çekici bir uzun. Ama kolejde geçirdiği üç sezonda fiziksel avantajlarına rağmen vasat bir ribauntçu olması, çok istikrarsız maçlar çıkartması ve sık sık oyundan kaybolması ancak ilk turun sonunda seçilebilmesine yol açtı. Warriors Festus Ezeli'yi elinde tutamama ihtimaline karşı Jones'la bir sigorta yoluna gitti. Ama burada draftta sürpriz şekilde düşen Deyonta Davis'e yönelmelerini bekliyordum.

-----

Dikkat Çekici İkinci Tur Seçimleri

31. Memphis Grizzlies - Deyonta Davis (PF, 6'10'', 240, Michigan State, Fr.) 

Deyonta Davis'in lottery'de seçilmesi kesin gibi görülüyordu, lottery'de seçilme ihtimali olan isimlerin çağrıldığı Yeşil Oda'ya davetiye almıştı. Ama seçimler yapıldı, sıralar geçti ve Davis ilk turda seçilmedi. Atletizmi, size'ı ve savunma potansiyeliyle dikkat çeken Davis'in draft mülakatlarındaki sessiz ve kendinden emin olmayan tavrının düşüşe sebep olduğu söyleniyor. Ama savunma potansiyeliyle Grizzlies'e cuk oturacak bir isim.

32. Los Angeles Lakers - Ivica Zubac (C, 7'0'', 265, Hırvatistan, Uluslararası) 

Ivica Zubac özellikle size'ıyla dikkat çekiyor. Boyu, kol uzunluğu ve gücüyle fiziksel açıdan çok ilgi çekici. Hücumda şut sıkıntısı olsa da sırtı dönük oyun için potansiyel vaat ediyor. Ama asıl potansiyel vaat ettiği bölüm kuşkusuz pota altı savunması olacak. Lakers için çok iyi bir seçim, Zubac en az bir sene daha Avrupa'da kalacak ve döndüğünde Lakers'ta ilk beş dahi çıkabilir.

33. New Orleans Pelicans - Cheick Diallo (PF, 6'9'', 220, Kansas, Fr.) 

Cheick Diallo tam bir kirli iş adamı. Upuzun kolları ve atletizminin yanı sıra hücum ribauntlarına saldırış şekli ve pota altı savunma başarısı onu ilgi çekici yapıyor. Anthony Davis'in yanına koyduğu Ömer Aşık'tan beklediği verimi alamayan Pelicans, Diallo'dan Tristan Thompson vari bir oyuncuya dönüşmesini bekleyecek. Eğer potansiyeline ulaşırsa Davis'le korkutucu bir savunma partnerliği yaratabilir.

34. Phoenix Suns - Tyler Ulis (PG, 5'10'', 150, Kentucky, So.) 

Tyler Ulis'in bu boyla draftta bu kadar yüksekten seçilmesi için geride bıraktığımız sezon Isaiah Thomas'a -oyun stili benzemese de- teşekkür etmesi gerek. Ulis geride kalan sezonda kolej basketbolunun en sağlam oyun kurucularından biriydi. Onu sahip olduğu boyla daha da ilgi çekici yapan şey savunmadaki performansı. Çok aktif ve akıllı savunma yapıyor olması o boyla dezavantaj yaşamamasına sebep oluyor. Bu açıdan Muggsy Bogues'u hatırlatıyor.

38. Golden State Warriors - Patrick McCaw (SG, 6'6'', 180, UNLV, So.) 

Warriors takas yaparak kendisine 38. sıradan bir hak aldı ve Patrick McCaw'u draft ederek akıllıca bir planlarının olduğunu da göstermiş oldular. McCaw çok zayıf bir fiziğe sahip olduğu için ilk turda seçilemedi ama potansiyeli çok yüksek. Hem savunmada büyük potansiyel vaat ediyor hem de şut sokabiliyor. Eğer güçlenirse kaliteli bir 3&D rol oyuncusuna dönüşebilir.

43. Houston Rockets - Zhou Qi (C, 7'2'', 215, Çin, Uluslararası) 

Şut atabilen 7'2''lik zayıf bir uzun deyince akla elbette Kristaps Porzingis geliyor ama Zhou Qi'nin hücumu Porzingis'in yarısı kadar bile gelişmiş diyemeyiz. Şu anda en büyük becerisi yardım savunmacısı olarak bol bol şut bloklayabiliyor olması. Potansiyel var mı? Hiç kuşkusuz. O boyda o kadar çabuk hareket etmek kolay şey değil. Ama Qi'nin Çin Ligi'nde bile itilip kakılabilmesi gelecek adına pek ümit vermiyor.

45. Boston Celtics - Demetrius Jackson (PG, 6'1'', 195, Notre Dame, Jr.) 

Kadrosunda Isaiah Thomas, Marcus Smart ve Terry Rozier'ı bulunduran Celtics'in en az takviye ihtiyacı duyduğu pozisyonun PG olduğu söylenebilir ama 45. sıraya düşmüş Demetrius Jackson'ı kaçırmamaları doğru karar. Jackson atletizmi, çabukluğuyla ve top kontrolüyle sağlam bir penetreci olarak kolejde dikkat çekti. Şut eksikliği oyununun en büyük problemi ama faydalı olma şansı var.

52. Utah Jazz - Joel Bolomboy (PF, 6'9'', 225, Weber State, Sr.) 

Bolomboy 22 yaşında olmasına rağmen henüz ulaşmadığı bir potansiyele sahip. Hem atletik, hem güçlü hem çabuk hem de uzun kollu olması savunmada büyük bir potansiyele işaret ediyor ama kolejde vücudunu çok da iyi kullanamaması sağlam bir savunmacı olmasının önüne geçti. Pota altı oyunu zayıf ama şut sokabiliyor. Savunma takımı olan Jazz ondan çok iyi bir rol oyuncusu yaratabilir.

54. Cleveland Cavaliers - Kahlil Felder (PG, 5'9'', 175, Oakland, Jr.)

Şampiyonun takasla hak alıp yaptığı bu seçimi çok başarılı buldum. Kahlil Felder çok kısa boylu bir oyuncu ama inanılmaz sıçrıyor, çok çabuk oynuyor, penetre edebiliyor ve şut da sokabiliyor. Nate Robinson'ı fazlasıyla hatırlatıyor ki Nate Rob'ın en iyi dönemlerinde skor patlamalarıyla çok faydalı bir rol oyuncusu olabildiğini biliyoruz. Felder Cavs oyun kurucu rotasyonunda sürpriz işler yapabilir; savunması kötü olsa bile.

23 Haziran 2016 Perşembe

2016 Mock Draft - Son

1. Philadelphia 76ers - Ben Simmons (SF, 6'10'', 240, LSU, Fr.)
2. Los Angeles Lakers - Brandon Ingram (SF, 6'9'', 195, Duke, Fr.)
3. Boston Celtics - Kris Dunn (PG, 6'4'', 220, Providence, Jr.)
4. Phoenix Suns - Marquese Chriss (PF, 6'10'', 235, Washington, Fr.)
5. Minnesota Timberwolves - Jamal Murray (SG, 6'4'', 205, Kentucky, Fr.)
6. New Orleans Pelicans - Buddy Hield (SG, 6'5'', 215, Oklahoma, Sr.)
7. Denver Nuggets - Dragan Bender (PF, 7'0'', 220, Hırvatistan, Uluslararası)
8. Sacramento Kings - Jaylen Brown (SF, 6'6'', 225, California, Fr.)
9. Toronto Raptors - Skal Labissiere (PF, 7'0'', 215, Kentucky, Fr.)
10. Milwaukee Bucks - Deyonta Davis (PF, 6'10'', 240, Michigan State, So.)
11. Orlando Magic - Jakob Poeltl (C, 7'1'', 240, Utah, So.)
12. Atlanta Hawks - Malik Beasley (SG, 6'5'', 190, Florida State, Fr.)
13. Phoenix Suns - Domantas Sabonis (PF, 6'10'', 240, Gonzaga, So.)
14. Chicago Bulls - Wade Baldwin (PG, 6'4'', 200, Vanderbilt, So.)
15. Denver Nuggets - Timothe Luwawu (SG, 6'7'', 205, Fransa, Uluslararası)
16. Boston Celtics - Denzel Valentine (SG, 6'5'', 210, Michigan State, Sr.)
17. Memphis Grizzlies - Malachi Richardson (SG, 6'6'', 200, Syracuse, Fr.)
18. Detroit Pistons - Henry Ellenson (PF, 6'11'', 245, Marquette, Fr.)
19. Denver Nuggets - Juan Hernangomez (PF, 6'9'', 225, İspanya, Uluslararası)
20. Indiana Pacers - Furkan Korkmaz (SG, 6'7'', 175, Türkiye, Uluslararası)
21. Atlanta Hawks - Ivica Zubac (C, 7'0'', 245, Hırvatistan, Uluslararası)
22. Charlotte Hornets - Damian Jones (C, 6'11'', 245, Vanderbilt, Jr.)
23. Boston Celtics - Taurean Prince (SF, 6'8'', 220, Baylor, Sr.)
24. Philadelphia 76ers - Dejounte Murray (PG, 6'5'', 170, Washington, Fr.)
25. Los Angeles Clippers - Brice Johnson (PF, 6'10'', 210, North Carolina, Sr.)
26. Philadelphia 76ers - DeAndre Bembry (SF, 6'5'', 205, St. Joseph's, Sr.)
27. Toronto Raptors - Cheick Diallo (PF, 6'9'', 220, Kansas, Fr.)

28. Phoenix Suns Demetrius Jackson (PG, 6'1'', 190, Notre Dame, Jr.)
29. San Antonio Spurs - Ante Zizic (C, 7'0'', 250, Hırvatistan, Uluslararası)
30. Golden State Warriors - Diamond Stone (C, 6'10'', 255, Maryland, Fr.)

31. Boston Celtics - Guerschon Yabusele (PF, 6'8'', 270, Fransa, Uluslararası)
32. Los Angeles Lakers Patrick McCaw (SG, 6'6'', 180, UNLV, So.)
33. Los Angeles Clippers - Tyler Ulis (PG, 5'10'', 150, Kentucky, So.)
34. Phoenix Suns - Malcolm Brogdon (SG, 6'5'', 225, Virginia, Sr.)
35. Boston Celtics - Thon Maker (PF, 7'1'', 215, Avustralya, Uluslararası)
36. Milwaukee Bucks - Ben Bentil (PF, 6'8'', 230, Providence, So.)
37. Houston Rockets - Gary Payton II (PG, 6'3'', 185, Oregon State, Sr.)
38. Milwaukee Bucks - Isaiah Whitehead (SG, 6'4'', 210, Seton Hall, So.)
39. New Orleans Pelicans - Chinanu Onuaku (C, 6'10'', 245, Louisville, So.)
40. New Orleans Pelicans - Isaia Cordinier (SG, 6'5'', 180, Fransa, Uluslararası)
41. Orlando Magic - Ron Baker (SG, 6'4'', 215, Wichita State, Sr.)
42. Utah Jazz - Dorian Finney-Smith (SF, 6'8'', 215, Florida, Sr.)
43. Houston Rockets - Zhou Qi (C, 7'2'', 215, Çin, Uluslararası)
44. Atlanta Hawks - Stephen Zimmerman (C, 6'11'', 235, UNLV, Fr.)
45. Boston Celtics - Rade Zagorac (SF, 6'9'', 200, Sırbistan, Uluslararası)
46. Dallas Mavericks - Georgios Papagiannis (C, 7'2'', 275, Yunanistan, Uluslararası)
47. Orlando Magic - Pascal Siakam (PF, 6'9'', 230, New Mexico State, So.)
48. Chicago Bulls - Joel Bolomboy (PF, 6'9'', 225, Weber State, Sr.)
49. Detroit Pistons - Caris LeVert (SG, 6'7'', 190, Michigan, Sr.)
50. Indiana Pacers - Troy Williams (SF, 6'7'', 215, Indiana, Jr.)
51. Boston Celtics Wayne Selden (SG, 6'5'', 230, Kansas, Jr.)
52. Utah Jazz - Jake Layman (SF, 6'9'', 210, Maryland, Sr.)
53. Denver Nuggets - Kahlil Felder (PG, 5'9'', 175, Oakland, Jr.)
54. Atlanta Hawks - Michael Gbinije (SF, 6'7'', 205, Syracuse, Sr.)
55. Brooklyn Nets - Daniel Hamilton (SF, 6'7'', 200, Connecticut, So.)
56. Denver Nuggets - Paul Zipser (SF, 6'8'', 210, Almanya, Uluslararası)
57. Memphis Grizzlies - Sheldon McClellan (SG, 6'6'', 200, Miami, Sr.)
58. Boston Celtics - Anthony Barber (PG, 6'3'', 175, North Carolina State, Jr.)
59. Sacramento Kings - Jarrod Uthoff (PF, 6'10'', 215, Iowa, Sr.)
60. Utah Jazz - Isaiah Cousins (PG, 6'4'', 190, Oklahoma, Sr.) 

Draft 2016: Draftın En'leri

En Atletik

1. Jaylen Brown
2. Marquese Chriss
3. Derrick Jones
4. Ben Simmons
5. Kris Dunn

En Güçlü

1. Guerschon Yabusele
2. Ben Bentil
3. Diamond Stone
4. Joel Bolomboy
5. Domantas Sabonis

En Hızlı

1. Kris Dunn
2. Anthony Barber
3. Dejounte Murray
4. Kahlil Felder 
5. Stefan Moody

En Patlayıcı

1. Marquese Chriss
2. Kris Dunn
3. Derrick Jones
4. Jaylen Brown
5. Gary Payton II

En Size'lı

1. Mamadou Ndiaye
2. Zhou Qi
3. Georgios Papagiannis
4. Cheick Diallo
5. Brandon Ingram

En İyi Şutör

1. Buddy Hield
2. Kyle Wiltjer
3. Jamal Murray
4. Furkan Korkmaz
5. Denzel Valentine

En İyi Pasör

1. Denze Valentine
2. Ben Simmons
3. Tyler Ulis
4. Kris Dunn
5. Kahlil Felder

En İyi Top Kontrolü

1. Tyler Ulis
2. Kahlil Felder
3. Dejounte Murray
4. Kris Dunn
5. Ben Simmons

En İyi Pota Altı Savunmacısı

1. Deyonta Davis
2. Pascal Siakam
3. Chinanu Onuaku
4. Cheick Diallo
5. Jakob Poeltl

En İyi Dış Savunmacı

1. Gary Payton II
2. Kris Dunn
3. Malcolm Brogdon
4. Taurean Prince
5. Malik Beasley

En Çok Yönlü

1. Ben Simmons
2. Denzel Valentine
3. Dragan Bender
4. Guerschon Yabusele
5. Dejounte Murray

En İyi Ribauntçu

1. Domantas Sabonis
2. Joel Bolomboy
3. Brice Johnson
4. Jakob Poeltl
5. Ante Zizic

En Yüksek Basketbol Zekası

1. Domantas Sabonis
2. Denzel Valentine
3. Tyler Ulis
4. Ben Simmons
5. DeAndre Bembry

En Yüksek Risk

1. Thon Maker
2. Skal Labissiere
3. Marquese Chriss
4. Dragan Bender
5. Cheick Diallo

En Düşük Risk

1. Ben Simmons
2. Brandon Ingram
3. Buddy Hield
4. Kris Dunn
5. Jamal Murray

En Yüksek Potansiyel

1. Ben Simmons
2. Brandon Ingram
3. Dragan Bender
4. Kris Dunn
5. Jaylen Brown

Takas: Thaddeus Young Pacers'ta

Daha önce Jeff Teague'i kadrosuna katan Indiana Pacers draft öncesi hamle çalışmalarını hızla sürdürüyor. Takımın iki gün içerisindeki ikinci takası Brooklyn Nets'ten Thaddeus Young'ı kadrolarına katarak geldi. Pacers Young karşılığında Nets'e 2016 NBA Draftı'ndaki 20. sıra seçim hakkını gönderdi.

Pacers GM'i Larry Bird'ün aklında bir masterplan olduğu belli. Sezon biter bitmez hiç vakit kaybetmeden hamlelere başladı. Koç Frank Vogel'ı kovup Nate McMillan'ı göreve getirmesi bana göre korkunç bir karardı ama takım üstünde yaptığı hamlelerde bir plan olduğu belli. Bu planın takımı daha atletik ve tempolu hale getirmek olduğunu düşünüyorum. Paul George liderliğinde daha tempolu bir oyun oynamak istiyorlar gibi. McMillan hamlesi aslında bu sebepten dolayı daha da garip oluyor keza McMillan düşük tempolu basketbol oynatmasıyla bilinen bir koç ama şimdilik sadece yapılan takasa bakalım.

Thaddeus Young'ın gelişiyle Pacers ligin en atletik frontcourt'larından birini inşa etmiş oldu. Çaylak sezonunu çok iyi geçiren Myles Turner ve takımın lideri Paul George'un yanına ligin en hareketli dört numaralarından Young'ı eklediler. Bu üç ismin iyi bir dinamik oluşturabileceğini görmek zor değil, birbirine uyumlu isimler. Takımın ciddi bir atletizm ve size avantajı olacak. Hücumda da hem Turner hem Young'ın orta mesafe şutu sokabilen isimler olması ve George'un dış şut tehdidi kimyayı oturtuyor. Şu ana kadar yapılan iki hamlenin işaret ettiği bir nokta Monta Ellis'in takımda biraz sırıtması. Ellis dış şutunun iyi olmaması sebebiyle oluşturulan yeni takımın hücumuna uymazken savunmada da uyumsuz kalıyor. Bundan dolayı Larry Bird'ün Ellis'le ilgili bir planı da olduğunu düşünüyorum. Serbest oyuncu piyasasından bir isim alıp Ellis'i altıncı adam olarak kullanmak ya da Ellis'i de takas etmek seçenekler arasında olabilir.

Ligin en batağa saplanmış takımı olan Nets için ise draft hakkı almaya çalışmak mantıklı bir hareket. Nets'in bu sezonki, önümüzdeki sezonki ve ondan sonraki sezonki draft hakları Boston Celtics'e ait ve ellerinde de çok iyi parçalar yok. Takımın en az beş sezon ligin dibinde olacağını öngörebiliriz. Kevin Garnett ve Paul Pierce'ı takıma getirdikleri Celtics takası takımı yakmaya tam gaz devam ediyor. Yeni göreve gelen GM Sean Marks'ın şimdilik eli kolu bağlı.

Takasın Kazananı: Indiana Pacers

Takas: Derrick Rose Knicks'te

Draft günü öncesi sürpriz bir takas New York Knicks ile Chicago Bulls arasında yaşandı. 2011 NBA MVP'si Derrick Rose, Justin Holiday ve bir 2017 2. Tur Draft Hakkı ile beraber Robin Lopez, Jose Calderon ve Jerian Grant karşılığında New York Knicks'in yolunu tuttu.

2008 NBA Draftı'nda Chicago Bulls tarafından 1. sırada seçilen Chicago doğumlu Derrick Rose, 2011 yılında NBA'in en çok maç kazanan takımı olan Bulls'un lideri olarak 25.0 Sayı, 7.7 Asist, 4.1 Ribaund ortalamalarıyla oynayıp 22 yaşında NBA tarihinin en genç MVP'si olmuştu. Ancak sonraki sezon çeşitli sakatlıklarla 43 maç kaçıran Rose'un 2012 Playoff'unun ilk turunda Philadelphia 76ers karşısında ön çapraz bağını kopartmasıyla yokuş aşağı bir düşüş başladı. Michael Jordan sonrası yıllarca iddialı bir takım olmaktan uzak Bulls için yeni bir lider olarak yükselen Rose 2012-2013 sezonunda hiç maça çıkamadıktan sonra 2013-2014 sezonunda geri dönmesine karşın çıktığı 10. maçta menisküsünü yırtıp bir kez daha sezonu kapattı. Eski MVP son iki sezonunda sahada daha uzun süre kalmayı başardı (sırasıyla 51 ve 66 maç) ama MVP olduğu günlerin çok çok uzağında göründü.

Rose'un artık eski halinden epey uzakta olmasına rağmen halen takımın lideri gibi oynamak istemesi, kendisinden daha değerli bir parça haline gelen Jimmy Butler'a liderliği devretmekten pek de hoşnut görünmemesi gibi faktörler Rose'un Bulls için uzun dönemde faydadan çok zarar getiren bir oyuncuya dönüşmesine sebep oldu. Bunun yanında Bulls'un takım içi problemler yaşadığı, Joakim Noah'ın takımdan kesin olarak ayrılmak istediği ve yönetimin de yeniden yapılanmaya sıcak baktığı biliniyor. Bu yüzden onu takasla göndermeleri çok da şaşırtıcı değil.

Şaşırtıcı olan Knicks'in yaptığı hamle. Knicks'in Carmelo Anthony'nin son yıllarını iddialı bir takımın bir parçası olarak geçirmesini istediği biliniyor. Geçen seneki riskli Kristaps Porzingis seçimlerinin de çok hızlı sonuç vermeye başlamasıyla bu yazı belli ki tekrar iddialı bir takım kurmaya adayacaklar. Rose için oynadıkları kumarda Robin Lopez'i de elden çıkartmış olmaları serbest kalan Dwight Howard'la da ilgilenme ihtimallerini kuvvetlendiriyor; nitekim Howard'ın Knicks'le imzalayabileceğine dair söylentiler çıkmaya başladı bile.

Yanılmayı ve Rose'u iyi durumda görmeyi çok isterim ancak bu hamle bana direkt olarak Knicks'in Stephon Marbury ve Steve Francis fiyaskolarını hatırlattı. Marbury ve Francis kariyerlerinin başında çok iyi performanslar göstermiş, büyük kontratlarla Knicks'e geldiklerinde ise korkunç performanslar göstererek Knicks'in tarihinin en sinir bozucu döneminde başrolü oynamışlardı. Marbury'nin problemleri daha çok mentaldi ama özellikle Derrick Rose ile Steve Francis arasındaki ilişki oyun stillerinin benzerliği de göz önünde bulundurulduğunda dikkat çekici. Rose için yeni bir şehir, yeni bir motivasyon belki de bir şeylerin değişmesini sağlayabilir ama her şeyi bir arada tutan kriter sağlığı ve gerçekten sağlıklı olma ihtimali o kadar da yüksek görünmüyor. MVP seviyesine geri dönmesi artık imkansız ama All-Star seviyesine geri dönmesi bile çok büyük başarı olur.

Bulls'un Rose'u elden çıkartırken Robin Lopez gibi kaliteli bir uzunu kadroya katması ve genç oyun kurucu Jerian Grant'i alması onlar için yeniden yapılanmaya güzel bir başlangıç. Takasın büyük ismi Knicks'e geçmiş olsa da kazanan Bulls.

Takasın Kazananı: Chicago Bulls

Takas: Jeff Teague Pacers'ta, George Hill Jazz'da

NBA'de sezonun tamamlanması ve Draft gününe az bir süre kalmasıyla takas görüşmeleri de hız kazandı. 2016 Yaz döneminin ilk büyük hamlesi Indiana Pacers, Atlanta Hawks ve Utah Jazz arasındaki üçlü takasla gerçekleşti. Takasa göre Pacers Hawks'tan Jeff Teague'i, Jazz Pacers'tan George Hill'i, Hawks ise Jazz'dan 2016 NBA Draftı'nın 12. sıra seçim hakkını aldı.

Sezon boyunca adı takas söylentilerinde geçen ancak sezonu Hawks'ta tamamlayan ve 15.7 Sayı, 5.9 Asist, 2.7 Ribaund, 1.2 Top Çalma, 0.3 Blok ortalamalarıyla geçen 28 yaşındaki Teague, doğup büyüdüğü Indianapolis şehrinin takımı Indiana Pacers'a geçerek memleketine dönmüş oldu. Sezon sonunda koç Frank Vogel'ın görevine son vererek yerine Nate McMillan'ı getirerek hayli eleştirilen bir hamleye imza atan Pacers böylece 2015'te All-Star olmuş Teague'i alıp Paul George'un yanına önemli bir parça koymuş oldu. Ama kağıt üstünde iyi görünen bu hamle kötü sonuçlar da doğurabilir. Birebir kıyaslama yaptığımızda Jeff Teague George Hill'den daha değerli bir oyun kurucu ama oyun stillerine ve Pacers'ın elindeki kadroya bakınca bu durum geçerliliğini yitiriyor. Pacers iki numarada Monta Ellis'e sahip ve George Hill'in savunma performansı Ellis'in savunmadaki eksikliğini maskeleme açısından çok değerliydi. Aynı zamanda iyi bir şutör olması da Ellis'in istikrarsız şutörlüğünü dengeleyen unsurdu. Teague delici bir oyuncu ve orta karar bir savunmacı olarak Hill'in takımda oynadığı bazı önemli rolleri karşılayamayabilir. Aralarında büyük bir yaş farkı da yok (Teague 28, Hill 30). "Yatay hareket" denen bir hamle geldi Pacers'tan.

Pacers formasıyla beşinci sezonunu 12.1 Sayı, 4.0 Ribaund, 3.5 Asist, 1.1 Top Çalma, 0.3 Blok ortalamalarıyla bitiren 30 yaşındaki George Hill, yerini kendisi gibi doğma büyüme Indianapolisli bir isme bırakırken Utah Jazz'in yolcusu oldu. Bu hamle Jazz için büyük pozitif etki yaratma şansına sahip. Jazz genç bir kadroya sahip ve geçen sezon sakatlık problemleriyle uğraşmalarına rağmen Playoff'u sadece bir maçla kaçırdılar. Rudy Gobert-Derrick Favors ikilisinin pota altındaki korkutuculuğuyla ligin en iyi savunma takımlarından biri olan Jazz'ın en büyük eksiği bir numaradaydı. Genç Dante Exum'un tüm sezonu sakat geçirmesiyle Jazz'da oyun kuruculuk işi sezonun ilk bölümünde Raul Neto'ya, ikinci bölümünde ise Shelvin Mack'e kalmıştı. Ligin en iyi savunmacı bir numaralarından olan George Hill takımın zaten çok iyi olan savunmasını bir kademe daha yukarıya çekecek, şutörlük getirecek ve bu genç takıma veteran katkısı sağlayacak. Jazz onu alabilmek için 12. sıra seçimini gözden çıkarttı ama Jazz'ın yeterince potansiyelli oyuncusu var, geleceği değil bugünü etkileyecek bir hamle yapmaları doğru karar. Bana göre takasın en büyük kazananı oldular.

2014-2015 sezonunda çok büyük bir sürpriz yaparak 60 maç kazanan ama Playoff'ta bu sürprizi sürdüremeyen, ardından 2015-2016'da daha beklentiler odağında bir yıl geçiren Hawks'ın yeniden yapılanma içine gireceği tüm sezon boyunca konuşulmuştu. Takım sezon ortasında Jeff Teague, Al Horford ve Kyle Korver'ı içeren takaslar kovaladı ama sonuç alamadı. Serbest kalan Horford muhtemelen takımdan ayrılacak ve ilk yeniden yapılanma hamlesi de Jeff Teague'in bir draft hakkı karşılığında gönderilmesiyle gerçekleşti. 12. sıra hakkından daha iyi bir paket bulunabilir miydi? Belki. Ama Teague'in gidişinin asıl artısı ardında yedek bekleyen Dennis Schröder'ın önünün açılacak olması. Schröder'ın Teague'den daha potansiyelli olduğunun hemen herkes farkında ve şimdi anahtar onun eline geçecek. Hawks'ın yeniden yapılanma hamlelerinin nasıl devam edeceğini merakla bekliyorum.

Takasın Kazananı: Utah Jazz

22 Haziran 2016 Çarşamba

LeBron James Finaller MVP'si

NBA tarihinde onun kadar her hareketi büyütecin altına konulup incelenen bir basketbolcu daha olmadı. Bazen ne yapsa yaranamadı. Tek başına taşıdığı rezil Cavs takımlarıyla şampiyonluk kazanamadığı için tefe kondu. Sonra takımı terk etti diye. Heat'le iki şampiyonluk kazandı, ona bile kılıf uyduranlar çıktı. 2012'ye "lokavt sezonu", 2013'te "Ray Allen'ın üçlüğü kurtardı" dendi. Bunlar yaramıyorsa "başka süperstarların yanına gitti, gerçek bir lider değil" dendi; NBA tarihinde bir süperstarın takım değiştirmesi veya yıldızların güç birleştirmesi sanki ilk kez olmuş gibi davranıldı. 2014'te Heat takımı şampiyonluğu kaybederken final serisinde varlık gösterebilen tek isimdi, yine fatura ona çıkarıldı. Cavs'e geri döndü; bu kez Heat'i yarı yolda bıraktı diye eleştirildi. Final serisinde ikinci opsiyonu J.R. Smith, üçüncü opsiyonu Matthew Dellavedova'yken tek başına seriyi domine edip Warriors'tan iki maç çaldı ama yine seri sonunda konuşulan mevzu Finaller performansının 2-4'e gelmesi oldu. Ne yaparsa yapsın belli bir grubu susturamadı.

Ama LeBron James bu sene öyle bir şey başardı ki; başarılarını boş, kendisini hor görenlerin ağzını artık bıçak bile zor açacak.

Zayıf Doğu'yu rahat geçerek finale gelen Cavs'in tarihin en iyi normal sezon takımı karşısında şansı olduğu düşünülmüyordu. Üst üste altıncı NBA Finali'ne çıkıp üst üste üçüncü mağlubiyetini alması, finallere çıkma başarısını bir "başarı" olmaktan çıkartacaktı birçoklarının gözünde. Karşısında Batı Konferans Finali'nde Thunder'a karşı tökezlese de tüm sezon NBA'de hakkında konuşulan yegane şey olan Golden State Warriors vardı.

Seri açıldı ve Warriors ilk iki maçta Cavs'e hiç şans tanımadı. Phil Jackson seri 2-0 Warriors lehine geldiğinde LeBron'un "1993'te Michael Jordan'ın yaptığı gibi bu seriyi çevirebileceğini" söylemiş, söylediğinde de "kurt kocayınca köpeğin maskarası olurmuş" misali ortaya attığı iddiayla yoğun şekilde dalga geçilmişti. Nitekim final serisi Warriors lehine 3-1'e geldi. Her şey beklenen gibiydi. Warriors Cavs'in bir klas yukarısında görünüyordu. LeBron üst üste üçüncü, toplamda beşinci finaller yenilgisine ilerliyordu.

Ama beşinci ve altıncı maçlar yalnızca son dönemlerin değil, gelmiş geçmiş en büyük finaller performanslarından ikisine sahne oldu.

Sezon boyunca artık NBA'in "poster çocuğu" unvanını Stephen Curry'e kaptırmış ve en iyi günlerini arkasında bırakmış gibi görünen LeBron NBA tarihinde sadece birkaç oyuncunun girebildiği bir moda geçti. LeBron'un işler sıkışınca Tanrı Modu'na geçebildiğini 2007'de Konferans Finali'nde Pistons'a karşı ve 2012'de yine Konferans Finali'nde Celtics'e karşı görmüştük. Ama artık 31 yaşındayken ve kariyerini kapsayan 13 yılda NBA'in açık ara en çok sahada kalan ismi olan LeBron'un artık öyle bir moda sahip olup olmadığı muammaydı. Geçen sene benzer bir moda girmiş ama takımının sakatlık problemleri bu modun efektif olmasını engellemişti. Ama bu kez geçen seneki inanılmaz performansın da ötesine geçen, efsanevi işler yaptı. LeBron oyunu hem hücumda hem savunmada tamamen domine etti. Beşinci maçta 41 Sayı, 16 Ribaund, 7 Asist, 3 Blok, 3 Top Çalma'yla oynayıp kendisi gibi 41 sayı atan Kyrie Irving'in desteğiyle Oakland'dan galibiyetle çıktı. Altıncı maçta ise kendi sahasında ikinci yarıda inanılmaz bir dominasyon göstererek takımının ürettiği neredeyse tüm sayılarda pay sahibi oldu. Maçı 41 Sayı, 11 Asist, 7 Ribaund, 4 Top Çalma, 3 Blok'la bitirerek takımıyla bir mucizeyi kovalamak için yola çıktı.

O mucize gerçekleşti. LeBron NBA Finalleri 7. Maç tarihinde triple double yapan yalnızca üçüncü oyuncu oldu. Şampiyonluğu getiren şut 27.8 sayı ortalaması ve kritik anlarda aldığı sorumlulukla tarihe geçen bir "ikinci adam" performansı sunan Kyrie Irving'ten gelse de LeBron da bitime 1:50 kala hızlı hücumda turnikeye giden Andre Iguodala'ya arkadan gelerek yaptığı insanüstü blokla akıllardan asla çıkmayacak bir sahne bıraktı bizlere.

LeBron James seriyi her iki takımın da en çok sayı atan, en çok ribaund alan, en çok asist yapan, en çok blok yapan ve en çok top çalan oyuncusu olarak olarak bitirdi. 29.7 Sayı, 11.3 Ribaund, 8.9 Asist, 2.6 Top Çalma, 2.3 Blok ortalamalarıyla tarihin en dominant Final serisi performanslarından birini sundu. Bunun üstüne bir de tarihte 3-1'den geri gelip Finalleri kazanan ilk takım olmalarını, bunu iki senedir hiç üst üste üç kere yenilmemiş tarihin en iyi normal sezon takımını yenerek; hem de 1978'den beri yapılmamış Final serisi 7. maçını deplasmanda kazanma başarısını göstererek becerdiklerini ekleyince, şunu söylemekten gocunmuyorum: LeBron James bize NBA tarihinin en büyük Final serisi performansını izletti. Şapka çıkartılır.

21 Haziran 2016 Salı

NBA Finalleri 7. Maç Sonu: Cavaliers Şampiyon!

Tarih onların yanında değildi. NBA Finaller tarihinde 3-1 geriye düşen 32 takımın tamamı Finaller'den boynu bükük ayrılmıştı. 1978'den beri NBA Finalleri 7. Maçı'nı deplasmanda kazanan hiçbir takım çıkmamıştı. Cleveland Amerikan profesyonel sporlarında takımı olan şehirler içinde en uzun süredir şampiyonluk yaşayamayan şehirdi. Golden State Warriors Steve Kerr yönetiminde üst üste üç maç kaybetmemiş; takım Draymond Green'in ilk beşte olduğu maçlarda Playoff'ta kendi sahasında en son 2013'te kaybetmişti. Karşılarında 73-9 ile NBA normal sezon tarihinin en iyi takımı olan son şampiyon Golden State Warriors ve NBA tarihinde ilk kez oybirliğiyle MVP seçilen oyuncu olan Stephen Curry vardı. Kadrosunda MVP'yi bulunduran takımlar son 18 7. maçtan galibiyetle ayrılmıştı.

Ama Cavaliers "Tarih bizim yanımızda değilse, biz de tarihi yeniden yazarız." dedi.

Maçın başında her iki takımın da hücumları çok hızlı yaparak rüzgarı arkasına almaya çalıştığını gördük ancak bu verimli hücumları getirmedi ve iki takım da skor üretmekte biraz zorlandı. Takımların tempo anlayışı benzer olsa da oyunu forse ediş şekilleri büyük bir kontrast oluşturdu; Cavs devamlı potaya giderken Warriors maç başında şut ritmi elde etmek adına çoğu hücumu üç sayılık atışlarla tamamladı. İki takım da tercihlerinin dışındaki şutlarda zorlandı; Cavs dış şutlarda başarısız olurken Warriors da pota altındaki pozisyonları bitiremedi. Warrriors'ta Draymond Green, Cavs'te ise sürpriz şekilde Kevin Love'ın en agresif başlayan oyuncular olduğu çeyrek 23-22 Cavs üstünlüğüyle bitti. Cavs'in deplasmanda oynanan 7. maçın başında seyirci baskısıyla bütünleşen doğal saldırıyı kayıpsız atlatabilmesi mühimdi.

Maça 0/8'le üçlük atarak başlayan Cavs'in ilk üçlük isabeti ikinci çeyreğin bitimine yedi dakika kala Iman Shumpert'la gelse de çeyreğin kalanında da takımın kötü performansı sürdü. Warriors'ta Steph Curry ve Klay Thompson devreye giremediği için maç dengede devam etti ancak çeyreğin ikinci bölümünde Draymond Green fırtınası esti. İlk çeyrekte 7 sayı üreten Green ikinci çeyrekte tam 15 sayı üreterek takımı taşıyan isim oldu. Green devrede 5/5 üçlük isabetiyle oynadı ve hem Curry hem Thompson'ın açıklarını kapatan isim oldu. Onun liderliğinde ivme yakalayan Warriors devrenin bitimine iki dakika kala Leandro Barbosa'nın üçlüğüyle farkı 7'ye kadar çıkarttı. Bir dakika sonra Stephen Curry'nin üçüncü faulünü alması Warriors için endişe verici bir gelişme olsa da kendi sahalarında araya 49-42 ile 7 sayı farkla üstün girerek önemli bir avantajı eline geçirdi.

İkinci yarı başında Klay Thompson'ın basketleriyle Warriors farkı ilk kez 8 sayıya kadar çıkartsa da J.R. Smith'ten gelen üst üste iki üçlük çok zorlanan Cavs'e nefes aldırdı. Bu üçlükler gelmese belki de Warriors hepten momentum bulup farkı arttırarak maçı tamamen kontrolü altına alabilme şansına sahip olacaktı. Kyrie Irving'in turnikeleriyle seri 8-0'a çıktı ve bir anda o 8 sayılık fark erimiş oldu. Warriors bu noktada aldığı moladan sonra tekrar beş sayı farkla öne geçse de Cavs Kyrie Irving liderliğinde 11-0'lık yeni bir seri yaparak birden oyunun dengesini kendi lehine bozdu. Irving korkusuz oyunuyla takımını ateşlemeyi başardı ve Cavs farkı 7'ye kadar çıkarttı ama Draymond Green'in basketleriyle Warriors çeyrek sonunu iyi getirip son çeyreğe 76-75 önde girdi.

Dananın kuyruğunun kopacağı son çeyrek Cavs üstünlüğüyle başladı. Çeyreğe Curry'siz giren Warriors ilk üç dakikadan sonra aldığı molayla Curry'i de oyuna sürüp Cavs'in yakaladığı ivmeyi bozup oyunu tekrar dengeye getirdi ve Green'in basketleriyle bitime 5:30 kala dört sayı farkla öne geçti. Ancak LeBron James'in Festus Ezeli'yi ters eşleşmelerde yakalayıp bunu avantaja çevirmesiyle Warriors ateşi yeniden söndü. 4:40 kala gelen Klay Thompson turnikesiyle maç 89-89'a geldi ve Finaller tarihinde eşine az rastlanır bir kısır döneme girildi. İki takım hücumlardan sırayla boş dönmeye başladı ve son iki dakikaya girilirken skorda herhangi bir değişim olmadı. İşte bu noktada maçın, serinin, şampiyonluğun kaderini belirleyen iki pozisyondan ilki yaşandı.

Kyrie Irving'in kaçan penetresinden sonra Warriors Curry ve Andre Iguodala'yla hızlı hücuma çıkıp rakibini 2'ye 1 yakaladı. Savunmadaki tek isim J.R. Smith'ti. Iguodala topu Curry'e, Curry tekrar Iguodala'ya verdi, Iguodala boş turnikeye gidiyordu ki arkadan bir insan azmanı çıktı. LeBron James havada görünmez bir merdiven çıkıp Iguodala'nın turnikesini panyaya yapıştırdı ve Warriors'ın öne geçmesini engelledi. LeBron bu savunma sonrası hücumda sonuç alamadı. Top 1:25 kala Warriors'a geçti. Ancak Stephen Curry kahraman olma kaygısıyla korkunç bir şut tercihinde bulunup kullandığı üçlükte airball attı. Sonraki hücum şampiyonu tayin edecekti. Switch'le Kyrie Irving'in karşısına Stephen Curry'nin geçmesini sağlayan Cavs, Irving'in birebirine güvendi. Güven de boşa çıkmadı. Bitime 56 saniye kala Kyrie Irving Stephen Curry'nin üstünden inanılmaz bir üçlük sokup dört skor orucunu bozdu.

Stephen Curry kalan sürede iki üçlük daha denedi, hiçbiri olmadı. LeBron James'in soktuğu serbest atış maçın skorunu belirledi. Cleveland Cavaliers 93-89 kazandı ve tarih bir efsaneyi yazdı. Cleveland Cavaliers NBA tarihinde bir final serisinde 3-1'den geri gelip şampiyon olan ilk takım oldu.

Cavaliers İçin Notlar
  • LeBron James. Jerry West ve James Worthy'den sonra bir NBA Finalleri 7. Maçı'nda triple double yapan ilk isim oldu. Andre Iguodala'ya yaptığı blokla serinin en akılda kalıcı hareketine imza attı. Tüm seriye bakılırsa da gelmiş geçmiş en büyük final performanslarından birini gösterdi. Efsanevi.
  • Kyrie Irving şampiyonluğu getiren şutu attı ama belki de bundan daha değerli katkısı üçüncü çeyrekte takımın skor yükünü sırtlayışıydı. Finalleri 27.1 sayı ortalamasıyla bitirerek NBA tarihinde bir NBA Final serisinde takımın ikinci skoreri olan oyuncular içinde en yüksek ortalamayı elde etti.
  • Tristan Thompson'ın savunma performansı serinin son maçının da görünmez büyük faktörüydü. Stephen Curry'i kovalayış ve şut pozisyonuna sokmayış şekli çok etkileyiciydi.
  • Seri boyunca yokları oynayan Kevin Love son maçta agresif ve faydalı bir görüntü çizdi. Ribauntlarda büyük bir etki yarattı. Ayrıca skor 92-89'ken Stephen Curry'i müthiş savunarak maçı dengeye getirmesini engelledi.
  • J.R. Smith'in üçüncü çeyrek başında attığı iki üçlük maçın kopmaması açısından çok değerliydi.
  • Cavaliers seriyi takım oyunundan çok birebir eşleşmeler üstünden ilerleyen bir havaya getirerek Warriors'ın ahenkli yapısını bozdu, bu durum son maçta da değişmedi.
  • Cavaliers'ın Stephen Curry'ı adam değişerek, Klay Thompson'ı da yakın durarak savunması bu iki oyuncunun ritimlerini kaybetmesini sağladı ve şampiyonlukta en kritik rolü oynadı.

Warriors İçin Notlar
  • 73-9 ile gelen rekor artık anlamsız. Warriors 3-1'den final serisi kaybeden ilk takım olarak tarihe büyük bir hayal kırıklığı olarak geçti.
  • Draymond Green 32 Sayı, 15 Ribaund, 9 Asist ile inanılmaz bir 7. maç performansı gösterdi ama kaybeden tarafta olduğu için muhtemelen bu performansı zamanla unutulacak. Bu seride takımın en iyi oyuncusu oydu.
  • Yan parçalar başarısız bir son maç çıkarttı. Harrison Barnes 3/10, Andre Iguodala 2/6, Shaun Livingston 3/7, Festus Ezeli 0/4 ile oynadı.
  • Warriors Kyrie Irving'in savunması konusunda seri boyunca çözüm geliştiremedi. Curry Irving'in önünde duramadı, Klay Thompson da şutlarını bozamadı.
  • Stephen Curry geçen sene final serisinde hayal kırıklığı yaratmış ve şampiyonluğu kazansa da Finaller MVP'si olamamıştı. Bu seneki performansı daha da büyük bir hayal kırıklığı oldu. Son maçta da 6/19 ile 17 sayı atabildi, sadece 2 asist yaparken 4 top kaybetti. Korkunç bir performans, kariyeri için büyük bir leke.
  • Warriors Cavaliers'ın geri dönüşü karşısında sakinliğini koruyup akıllı oyununu oynamayı başaramadı; aşırı acele hareketler yaptı ve bu hataların bedelini ağır ödedi.
-----

1. Çeyrek: Cavaliers 23-22 Warriors
2. Çeyrek: Cavaliers 19-27 Warriors
3. Çeyrek: Cavaliers 33-27 Warriors
4. Çeyrek: Cavaliers 18-13 Warriors

Maçın Oyuncusu: LeBron James (Cavaliers)

27 Sayı, 11 Ribaund, 11 Asist, 3 Blok, 2 Top Çalma, 9/24 Şut, 47 Dakika

X-Factor: Tristan Thompson (Cavaliers)

9 Sayı, 3 Ribaund, 2 Blok, 0 Asist, 0 Top Çalma, 3/3 Şut, 32 Dakika