28 Haziran 2017 Çarşamba

Takas: Chris Paul Rockets'ta

Serbest oyuncu piyasasının açılmasına sayılı günler kala serbest kalacak yıldızlar içerisinde takım değiştirmesi en muhtemel isimlerden biri olan Chris Paul'ü kapsayan bir takas gerçekleşti. Paul Los Angeles Clippers'a takımdan ayrılarak Houston Rockets'a katılacağını bildirmesinin ardından takımdan bedavaya ayrılmamak adına kontratındaki opsiyonu kullanarak sözleşmesini bir sene daha uzattı ve ardından Rockets'a takas edildi.

Rockets takasın ekonomik ve kadrodaki oyuncu sayısı açısından mümkün olması için beş ayrı küçük takasa imza atarak para karşılığı Ryan Kelly, DeAndre Liggins, Darrun Hilliard, Shawn Long ve Tim Quarterman'ı aldı. Ardından da Patrick Beverley, Lou Williams, Sam Dekker, Montrezl Harrell, Kyle Wiltjer, DeAndre Liggins, Darrun Hilliard ve bir adet 1. Tur Draft Hakkı'nı Clippers'a gönderdi.

Clippers'ın Playoff'ta yine ilk turda elenmesiyle bir yaprak dökümü gerçekleşmesi zaten bekleniyordu, nitekim Chris Paul ayrılan ilk isim oldu. Paul'ün ayrılarak gidebileceği takımlar arasında Rockets aslında o kadar da fazla konuşulmuyordu ama son birkaç günde haberler büyük hız kazandı ve sonunda Paul klas bir hamleyle kararını Clippers'a bildirerek onun karşılığında bir şeyler kapabilmeleri adına sözleşmesini bir yıl uzattı. Bu karar onun için finansal anlamda da mantıklı keza Clippers dışı iddialı bir takıma gitmesi durumunda büyük bir ekonomik fedakarlık yapması gerekirken şimdi kontrat görüşmesini bir sonraki yaza bırakıp yeni takımıyla maksimum kontrat elde etme şansı olacak. 

Chris Paul 2013'te de Rockets'la imzalamaya çok yaklaşmış, fakat Clippers'ın Vinny Del Negro'yu kovup Doc Rivers'ı koçluğa getirmesiyle Clippers'la sözleşmesini uzatmaya karar vermişti.

Paul gibi bir ismi takıma eklemek Rockets için elbette büyük bir kazanç, fakat uyum konusunda durumun kusursuz olduğunu söylemek zor. Chris Paul - James Harden ikilisi rahat şekilde ligin en iyi backcourt ikilisi olacak fakat birbirleriyle uyumları hakkında soru işaretleri var. Zaten çok fazla top kullanan bir isim olan Harden geride kalan sezonda Mike D'Antoni'nin sisteminin lideri olarak oyun kurucu pozisyonuna geçerek iyiden iyiye topu domine eden bir oyuncu haline geldi ve kariyerinin en iyi sezonunu geçirmesinin yanı sıra Rockets'ın da önceki sezona göre 14 maç fazla kazanmasını sağladı. Asist kralı da olmayı başaran Harden'ın tekrar iki numaraya dönmesinden çok yanında topsuz oynayan Patrick Beverley yerine topu domine eden bir başka guard olan Chris Paul ile oynayacak olması bu duruma adaptasyonunu biraz sıkıntılı kılıyor. Harden topsuz oynama konusunda başarısız bir isim değil, şutörlüğü sebebiyle bunu rahatlıkla yapabiliyor ama yeteneklerinin optimal kullanımının bu olmadığını Thunder'dan ayrılıp Rockets'a gittiği ilk sezondan beri defalarca gördük. Ligin en saf oyun kurucusu olan Paul'ün de topu daha fazla paylaştığı bir sistemde neler yapacağını henüz bilmiyoruz.

Buna karşın tamamen James Harden'a endeksli oynayan ve gerçek bir ikinci opsiyona sahip olmamanın sıkıntısını güçlü rakiplere karşı çeken Rockets şimdi bu probleme sahip olmayacak. Konferans Yarı Finali'nde Spurs'e kaybedilen serinin son maçında James Harden'ın kilitlenmesi Kawhi Leonard'ın sakatlığına rağmen fark yemelerine sebep olmuştu, benzer bir senaryo Chris Paul'ün yer aldığı bir Rockets takımında kolay kolay gerçekleşmeyecektir. Paul'ün oyun kuruculuğu ön planda olduğu için skorerlik becerisi sık sık hak ettiği övgüyü almıyor ama takımın skora ihtiyacı olduğu zamanlarda devreye girip 20+ ortalamalara çıktığını gayet iyi biliyoruz, bunun bir örneğini de zaten yedi maçta kaybettikleri Jazz serisinde gördük. Bu sebepten dolayı Rockets bu hamleyle kesinlikle bir gömlek daha yukarı çıktı, şimdi mesele iki yıldızdan maksimum verimi almaya çalışmak olacak.

Warriors'ı yakalamak belki mümkün değil ama Rockets Batı'nın en iyi ikinci takımı haline gelmek için büyük bir adım attı.

27 Haziran 2017 Salı

Russell Westbrook Yılın En Değerli Oyuncusu Seçildi

2016-2017 NBA Sezonu'nda bireysel ödüllerin en büyüğü sahibini buldu ve Yılın En Değerli Oyuncusu (MVP) ödülü Oklahoma City Thunder'dan Russell Westbrook'a gitti. Westbrook kariyerinde ilk kez bu başarıyı elde etti.

Westbrook 69 1. Sıra, 19 2. Sıra, 13 3. Sıra oyu alarak 888 puan topladı ve en yakın rakibi James Harden'ın 135 puan önünde MVP ödülünün sahibi oldu. Westbrook ve Harden oy kullanan herkesin ilk üçünde yer alan yegane oyuncular oldular.

Kevin Durant şok bir kararla Thunder'ı Konferans Finali'nde deviren ve 73 maç kazanarak rekor kırmış Warriors'a katılacağını açıklayınca yalnız kalan ve sırtından bıçaklanmış hisseden Russell Westbrook'un azgın bir boğa gibi oynayacağını kestirmek zor değildi. Zaten ligin en inanılmaz motoruna sahip oyuncu olan ve bitmek bilmeyen bir enerjiyle her maç çok agresif oynayan Westbrook'un bu ekstra motivasyonla neler yapacağını görmek sezonun en ilgi çekici noktalarından biriydi. Nitekim Westbrook tarihe geçen bir performansla normal sezonun en büyük hikayesi oldu. NBA'de hakkında "asla tekrarlanmaz" denen başarılardan biri Oscar Robertson'ın bir sezonu triple double ortalamasıyla kapatmasıydı. NBA'in o günlere göre çok daha düşük bir tempoda oynanması ve çok daha az şut denenmesi ile Robertson'ın o sene 44 dakika ortalamayla oynaması bu işi imkansız denen bir seviyeye getiriyordu fakat Westbrook bu algıyı yerle bir edip Robertson'ın bir sezonda en fazla triple double yapma rekorunu kırdı ve sezonu da triple double ortalamasıyla kapattı. Üstüne üstlük triple double ortalamasını 31.6 ortalama ile sayı kralı olduğu bir sezonda yaptı ve Oscar Robertson ile Tiny Archibald'ın ardından bir sezonu 30+ Sayı ve 10+ Asist ortalamalarıyla geçen üçüncü oyuncu olmayı da başardı. Thunder'ın etrafına kurduğu takım güçlerini destekleyen bir yapıda değildi; onun gibi agresif bir penetrecinin etrafını şutörlerin çevirmesi gerekirken Thunder ligin en kötü şut atan takımıydı, buna rağmen gösterdiği insanüstü performansla takımını 47 galibiyete ve Batı'da 6.'lığa taşımayı başardı.

MVP Yarışı'nda Russell Westbrook'la son ana kadar kafa kafaya giden James Harden da kariyerinde ikinci kez bir MVP oylamasını ikinci sırada tamamlamış oldu. Harden'ın geçirdiği sezonun da Westbrook'un gölgesinde kaldığı söylenemez. Sezona yeni bir koçla ve bilinmezlerle giren Rockets'ın beklentilerin çok üstüne çıkıp 55 maç kazanması ve Batı'da üçüncü olmasında baş aktör olan Harden'ın yarışta Westbrook'a karşı en büyük silahı bu takım başarısıydı fakat Westbrook'un tarihi bir iş yapması sebebiyle yeterli oyu alamadı. Aslında Westbrook'un tarih yazışına karşın yarışı uzun süre önde götürdüğü de söylenebilir, sezonun son birkaç haftasında formunun düşmesi ve zayıf birkaç maç geçirmesi Westbrook'un sezonu çok iyi kapatmasıyla birleşince momentum birden elinden kaydı gitti. 29.1 Sayı, 11.2 Asist, 8.1 Ribaund gibi muazzam ortalamalar ve Batı üçüncülüğüne sahip olup da MVP olamaması şanssızlıktan başka bir şey değil. Geçmişte MVP olmuş birçok oyuncudan daha iyi bir sezon geçirmesine rağmen ödüle kavuşamamış oldu.

Oylamada yer alan isimler, sıralamaları ve aldıkları puanlar şöyle oluştu:

1. Russell Westbrook (Thunder) - 888
2. James Harden (Rockets) - 753
3. Kawhi Leonard (Spurs) - 500
4. LeBron James (Cavaliers) - 333
5. Isaiah Thomas (Celtics) - 81
6. Stephen Curry (Warriors) - 52
7. John Wall (Wizards) - 7
8. Giannis Antetokounmpo (Bucks) - 7
9. Anthony Davis (Pelicans) - 2
10. Kevin Durant (Thunder) - 2
11. DeMar DeRozan (Raptors) - 1

Draymond Green Yılın Savunmacısı Seçildi

2016-2017 NBA Sezonu'nda Yılın Savunmacısı ödülünün sahibi Golden State Warriors'tan Draymond Green oldu.

Green 73 1. Sıra, 22 2. Sıra ve 3 3. Sıra oyu alarak 434 puan topladı ve en yakın rakibi Rudy Gobert'in 165 puan önünde ödüle ulaştı. Green önceki iki sezon oylamayı Kawhi Leonard'ın arkasında ikinci sırada tamamlamıştı.

Draymond Green nihayet çoktan hak ettiği Yılın Savunmacısı ödülüne ulaştı. Önceki iki sezonda da bu ödülü hak eden performanslar göstermişti. Geçen sene Kawhi Leonard'ın ödülü hak ettiği söylenebilir fakat Leonard'ın çok maç kaçırdığı 2014-15 sezonunda doğrusu ödülü asıl hak eden isim Draymond Green idi. Tarihin en iyi hücum takımı olmasının yanı sıra ligin en iyi savunma takımlarından da biri olan Warriors bu alandaki gücünün büyük kısmını Green'e borçlu. Takımın pota altında en caydırıcı oyuncusu olmasının yanı sıra adam değişimindeki başarısı ve potadan uzak yerlerde de herkesle baş edebilecek ayak çabukluğuna sahip olmasıyla NBA'in en çok yönlü savunmacısı konumunda. Sakatlık gibi ekstra durumlar olmadığı sürece önümüzdeki birkaç yıl daha bu ödülün en kuvvetli adaylarından biri olmayı sürdüreceğine ve tarihin en iyi savunmacılarından biri haline geleceğine şüphe yok. Drafta girdiğinde hangi pozisyonu savunacağı konusunda şüpheler olan bir oyuncunun bu seviyeye gelmesi gerçekten çok etkileyici.

Oylamayı ikinci bitiren Rudy Gobert'in de ödülü Green'den daha az hak ettiği söylenemez. Tüm savunma istatistiklerinde ya Green'le kafa kafayaydı, ya da öndeydi. Oylamada önemli bir farkla geride kalmasında en büyük faktör muhtemelen Draymond'ın iki senedir ödülü hak edecek performanslar gösterip alamaması. Gobert ligin en iyilerinden olan Jazz savunmasının merkezini oluşturuyor. Ligin tartışmasız en caydırıcı pota altı savunucusu konumunda, öyle ki Jazz'ın dış savunmacıları bilinçli olarak rakipleri onun üstüne götürmeye çalışıyor. 2.16'lık boyu ve 2.36'lık inanılmaz kollarıyla her yere uzabilmesinin yanı sıra çabuk da hareket edebildiği için çok fazla alan kaplıyor. Bu sene ödülü kazanamamış olsa da kariyeri boyunca bu ödülü birkaç kez kazanması beklenebilir.

Oylamada yer alan isimler, sıralamaları ve aldıkları puanlar şöyle oluştu:

1. Draymond Green (Warriors) - 434
2. Rudy Gobert (Jazz) - 269
3. Kawhi Leonard (Spurs) - 182
4. Robert Covington (Sixers) - 4
5. LeBron James (Cavaliers) - 3
6. Hassan Whiteside (Heat) - 3
7. Andre Roberson (Thunder) - 3
8. Patrick Beverley (Rockets) - 1
9. LaMarcus Aldridge (Spurs) - 1

Giannis Antetokounmpo Yılın En Çok Gelişme Kaydeden Oyuncusu Seçildi

2016-2017 NBA Sezonu'nda Yılın En Çok Gelişme Kaydeden Oyuncusu ödülü Milwaukee Bucks'tan Giannis Antetokounmpo'nun oldu.

Giannis 80 1. Sıra, 8 2. Sıra ve 4 3. Sıra oyu alıp 428 puan toplayarak en yakın rakibi Nikola Jokic'in 267 puan önünde ödüle ulaştı. Giannis geçen sezon da bu ödülde oylamayı üçüncü sırada tamamlamıştı.

Lige geldiğinden beri her sezon daha iyi performans gösteren Giannis Antetokounmpo bu sezon yıldızlığa adımını attı. Geçen sene All-Star arasından sonra gösterdiği performansla bunun sinyallerini vermişti fakat genel olarak bakınca NBA'de en iyi 30 oyuncu arasına belki yazacağınız, belki yazmayacağınız bir isimdi. Bu sezonki muazzam performansının ardından ligin en iyi 10 oyuncusundan biri olduğuna dair aksi yönde argüman bulmak pek kolay değil. Önceki sezonu Doğu'da 12. sırada tamamlayan Bucks'ı yaşanan sakatlık problemlerine rağmen 6. sıraya taşımayı başardı. Taşımak deyince de gerçek anlamda taşımak. Bucks'ın sayı, ribaund, asist, blok ve top çalma alanlarında en iyi oyuncusu olmasının yanı sıra NBA tarihinde bu beş alanda da sezonu ligin en iyi 20 oyuncusundan biri olarak bitiren ilk isim olarak tarihe geçti. Maç başına aldığı süre geçen seneyle aşağı yukarı sabit kalırken ortalamaları 16.9 Sayı, 7.7 Ribaund, 4.3 Asist, 1.4 Blok, 1.2 Top Çalma, %50 Şut'tan 22.9 Sayı, 8.7 Ribaund, 5.4 Asist, 1.9 Blok, 1.3 Top Çalma, %52 Şut'a yükseldi.

Oylamanın ikinci sırasını alan Nikola Jokic de oyununda çok büyük aşama kaydetti. Geçen sezon çaylak yılını geçiren ve kısıtlı dakikalarına rağmen verimli oyunuyla çok iyi sinyaller veren Jokic sezon başında anlamsız şekilde düşük dakikalarla başlamasına karşın sezon ilerledikçe hak ettiği süreleri almayı başladı ve Playoff'u son anda kaçıran Nuggets'ın lideri oldu. Verimli skorerliği bir tarafa en çok dikkat çeken özelliği pasörlüğü oldu, NBA tarihinde gördüğümüz en iyi pasör uzunlardan bir tanesi. Ortalamaları 10.0 Sayı, 7.0 Ribaund, 2.4 Asist, %51 Şut'tan 16.7 Sayı, 9.8 Ribaund, 4.9 Asist, %57 Şut'a yükseldi.

Bu iki ismi takip eden Rudy Gobert'in gösterdiği gelişim de Jokic'ten aşağı kalır cinsten değildi. Geçen sezon zaten ligin en iyi pota savunucusu konumuna gelen ancak çok maç kaçırdığı için kendisini tam olarak ispat edemeyen Gobert bu yıl sağlıklı kaldı ve ligin en iyi savunma takımlarından olan Jazz'in lideri olarak çok dikkat çekti. Ligin en iyi savunmacısı olma konusunda iddialı birkaç isimden olmasının yanı sıra bu sezon hücumda da ilerleme kaydetti ve pick 'n' roll bitiricisi olarak çok verimli performans gösterdi. Geçen sene 9.1 Sayı, 11.0 Ribaund, 2.2 Blok, %56 Şut olan ortalamaları bu sene 14.0 Sayı, 12.8 Ribaund, 2.6 Blok ve %66 Şut'a yükseldi.

Oylamada yer alan isimler, sıralamaları ve aldıkları puanlar şöyle oluştu:

1. Giannis Antetokounmpo (Bucks) - 428
2. Nikola Jokic (Nuggets) - 161
3. Rudy Gobert (Jazz) - 113
4. Otto Porter Jr. (Wizards) - 43
5. Isaiah Thomas (Celtics) - 35
6. James Johnson (Heat) - 34
7. Bradley Beal (Wizards) - 19
8. Devin Booker (Suns) - 18
9. Tim Hardaway Jr. (Hawks) - 14
10. Mike Conley (Grizzlies) - 5
11. Dion Waiters (Heat) - 4
12. Kristaps Porzingis (Knicks) - 3
13. Dennis Schröder (Hawks) - 3
14. Jusuf Nurkic (Blazers) - 3
15. Gordon Hayward (Jazz) - 3
16. Seth Curry (Mavericks) - 2
17. Harrison Barnes (Mavericks) - 2
18. Myles Turner (Pacers) - 2
19. Gary Harris (Nuggets) - 2
20. Hassan Whiteside (Heat) - 1
21. Joe Ingles (Jazz) - 1
22. John Wall (Wizards) - 1
23. Clint Capela (Rockets) - 1
24. Avery Bradley (Celtics) - 1
25. DeMar DeRozan (Raptors) - 1

Eric Gordon Yılın Altıncı Adamı Seçildi

2016-2017 NBA Sezonu'nda Yılın Altıncı Adamı ödülü Houston Rockets'tan Eric Gordon'a verildi.

Gordon 46 1. Sıra, 40 2. Sıra ve 8 3. Sıra oyu alarak 358 puan topladı ve en yakın rakibi Andre Iguodala'nın yalnızca 32 puan önünde ödülün sahibi oldu.

Sezon başında Pelicans'tan ayrılarak Rockets'la sözleşme imzalayan Eric Gordon, Mike D'Antoni'nin şutörlüğü ön plana çıkartan tempolu hücum basketbolunda adeta yeniden doğdu ve benchten gelerek takıma muazzam bir katkı verdi. Ligin en iyi ceza şutörlerinden biri olmasının ve sezonun en çok üçlük isabeti bulan oyuncularından biri olmasının yanı sıra elinde topla bir şeyler üretebilen bir isim olması James Harden'ın üstündeki yükün hafiflemesi açısından çok önemliydi. Rockets bu işi üstlenebilecek bir ismi bulmak için yıllardır çabalamakta ancak denediği isimlerden beklediği performansı alamamaktaydı. Sezonun son döneminde şut yüzdeleri düşüş yaşasa da Gordon'ın özellikle sezonun ilk yarısındaki performansı ödüle ulaşmasını sağladı.

Göz alıcı istatistikler elde etmese de liderliği, çok yönlülüğü ve savunmasıyla ligin en iyi takımı Warriors'ın önemli bir parçası olan Andre Iguodala oylamayı az farkla ikinci sırada tamamlayarak yine ödülü kazanamazken, sezonu Lakers'ta açıp çok sağlam bir performans gösterdikten sonra Rockets'a gelen ve takım arkadaşı oldukları dönemde Eric Gordon'ı biraz gölgede bırakan Lou Williams oylamayı üçüncü sırada tamamladı. Sezonun ilk bölümünü Lakers'ta değil Rockets'ta geçirse ödülün sahibi o olabilirdi. Ödül için kişisel tercihim olan Heat'li James Johnson ise oylamada ancak beşinci sırayı alabildi, gözlerden kaçtığı kanaatindeyim.

Oylamada yer alan isimler, sıralamaları ve aldıkları puanlar şöyle oluştu:

1. Eric Gordon (Rockets) - 358
2. Andre Iguodala (Warriors) - 326
3. Lou Williams (Rockets) - 70
4. Zach Randolph (Grizzlies) - 46
5. James Johnson (Heat) - 25
6. Greg Monroe (Bucks) - 21
7. Jamal Crawford (Clippers) - 20
8. Enes Kanter (Thunder) - 14
9. Patty Mills (Spurs) - 14
10. Tim Hardaway Jr. (Hawks) - 3
11. Vince Carter (Grizzlies) - 1
12. Tyler Johnson (Heat) - 1
13. Malcolm Brogdon (Bucks) - 1

Malcolm Brogdon Yılın Çaylağı Seçildi

2016-2017 NBA Sezonu'nda Yılın Çaylağı ödülü Milwaukee Bucks'tan Malcolm Brogdon'ın oldu.

Brogdon 64 1. Sıra, 30 2. Sıra ve 4 3. Sıra oyu alarak 414 puan topladı ve en yakın rakibi Dario Saric'in 148 puan önünde ödüle ulaştı.

2016 NBA Draftı'nda ikinci turda, 36. sıradan seçilen Malcolm Brogdon sezonun en sürpriz oyuncularından birisiydi. İstikrarlı performansıyla Bucks'ın as oyun kurucusu haline gelen Brogdon sezon boyunca da istikrarından hiç ödün vermeyerek faydalı bir oyuncu olmayı sürdürdü. Topu fazla domine etmeyen, ceza şutları sokan ve savunmada özverili oynayan yapısıyla tam da Bucks'ın aradığı oyun kurucu profiline uydu. 2017 Çaylak Sınıfı'nın tarihin en zayıf çaylak sınıflarından biri olması ve öne çıkan herhangi bir oyuncu olmamasıyla bir Playoff takımında istikrarlı ilk beş çıkan Brogdon çok göz alıcı bir performans göstermemesine rağmen ödüle ulaştı.

Bariz şekilde çaylak sınıfının en iyi oyuncusu olan ve oynadığı süreçte müthiş işler yapan Joel Embiid tam 50 maç kaçırması sebebiyle oylamada üçüncü sırayı alabildi. 82 maçın en azından yarısına çıkabilmiş olsaydı bu ödülü muhtemelen kazanacaktı keza oynayabildiği süreçte sınıftaki diğer oyunculardan fersah fersah ileride performans gösteriyordu. Onun sakatlığından sonra performansında büyük bir artışa giden takım arkadaşı Dario Saric de oylamada ikinci sırada kaldı.

Oylamada yer alan isimler, sıralamaları ve aldıkları puanlar şöyle oluştu:

1. Malcolm Brogdon (Bucks) - 414
2. Dario Saric (Sixers) - 266
3. Joel Embiid (Sixers) - 177
4. Buddy Hield (Kings) - 21
5. Jamal Murray (Nuggets) - 8
6. Willy Hernangomez (Knicks) - 8
7. Marquese Chriss (Suns) - 3
8. Rodney McGruder (Heat) - 1
9. Jaylen Brown (Celtics) - 1
10. Yogi Ferrell (Mavericks) - 1

Mike D'Antoni Yılın Koçu Seçildi

2016-2017 NBA Sezonu'nda Yılın Koçu ödülü Houston Rockets'ı çalıştıran Mike D'Antoni'nin oldu.

D'Antoni 68 1. Sıra, 17 2. Sıra ve 9 3. Sıra oyuyla toplamda 400 puan toplayarak uzak ara farkla ödüle uzanan isim oldu.

Rockets'ın çalkantılar içinde geçen ve büyük hayal kırıklığı yaratan bir sezonun ardından sezon başında göreve getirdiği Mike D'Antoni'nin tamamen hücuma endeksli, tempolu oyununun Rockets'a ivme kazandırıp kazandırmayacağı konusunda şüpheler vardı. D'Antoni'nin Suns döneminde öncüsü olduğu basketbol sistemi NBA geneline yayılsa da bu yaşanırken kendisi koçluk yapmamıştı. Hem kendisinin savunmaya pek önem vermeyen bir koç oluşu, hem de takımdaki kötü savunmacılar sebebiyle başarı şüpheliydi. Ancak Rockets onun yönetiminde sezonun en büyük çıkışlarından birini yaparak önceki sezona göre galibiyet sayısı 14 arttırdı ve 55 galibiyet alarak Batı'da üçüncü sıranın sahibi oldu. Dwight Howard'ın gitmesi ve Ryan Anderson ile Eric Gordon takviyeleri hariç kadrosunda çok büyük bir değişim yaşamayan Rockets'ın elde ettiği başarı doğrudan doğruya D'Antoni'yle alakalıydı. Ödülü sonuna kadar hak etti ve kazanmayı da başardı.

Oylamada sezona zayıf bir kadro ile giren ve 11-30 ile çok kötü bir başlangıç yapan Heat'i müthiş bir çıkışa taşıyıp sezonu 41-41'le bitirmesini sağlayan ve Playoff'u tiebreak ile kaçıran Erik Spoelstra ikinci sırayı alırken, Spurs'ü Tim Duncan sonrası ilk sezonunda yine 60'ın üstünde galibiyete taşıyan Gregg Popovich üçüncü oldu.

Oylamada yer alan isimler, sıralamaları ve aldıkları puanlar şöyle oluştu:

1. Mike D'Antoni (Rockets) - 400
2. Erik Spoelstra (Heat) - 153
3. Gregg Popovich (Spurs) - 115
4. Brad Stevens (Celtics) - 96
5. Scott Brooks (Wizards) - 63
6. Quin Snyder (Jazz) - 37
7. Steve Kerr (Warriors) - 14
8. Jason Kidd (Bucks) - 13
9. Dwane Casey (Raptors) - 5
10. David Fizdale (Grizzlies) - 4

Yılın Savunma Takımları Açıklandı

2016-2017 NBA Sezonu'nun Yılın Savunma Takımları açıklandı.

Yapılan oylamaya göre All-Defensive First Team'e Warriors'tan Draymond Green, Jazz'dan Rudy Gobert, Spurs'ten Kawhi Leonard, Clippers'tan Chris Paul ve Rockets'tan Patrick Beverley seçildi. Paul dokuzuncu, Leonard dördüncü, Green üçüncü, Beverley ikinci kez savunma takımlarında yer alırken Gobert bu onuru ilk kez yaşadı. Paul, Leonard ve Green üst üste üçüncü kez All-Defensive First Team'e girdi.

All-Defensive Second Team'e seçilen isimler ise Grizzlies'ten Tony Allen, Spurs'ten Danny Green, Pelicans'tan Anthony Davis, Thunder'dan Andre Roberson ve Bucks'tan Giannis Antetokounmpo oldu. Allen altıncı, Davis ise ikinci kez savunma takımlarına seçilirken Green, Roberson ve Antetokounmpo bu başarıyı ilk kez yaşadılar.

Geçen sene Yılın Savunma Takımları içinde yer alan on isimden dördü bu başarıyı tekrarladı.

All-Defensive First Team

C - Rudy Gobert (Jazz) - 196
F - Draymond Green (Warriors) - 198
F - Kawhi Leonard (Spurs) - 192
G - Patrick Beverley (Rockets) - 110
G - Chris Paul (Clippers) - 140

All-Defensive Second Team

C - Anthony Davis (Pelicans) - 58
F - Giannis Antetokounmpo (Bucks) - 35
F - Andre Roberson (Thunder) - 53
G - Danny Green (Spurs) - 68
G - Tony Allen (Grizzlies) - 80

26 Haziran 2017 Pazartesi

Draft 2017: Takım Değerlendirmeleri

Atlanta Hawks

Hamleler: #19 John Collins, #41 Tyler Dorsey, #60 Alpha Kaba
Değerlendirme: C-

Dwight Howard'ı drafttan birkaç gün önce neredeyse bedavaya veren Hawks, draftta da pek de iyi bir iş çıkartamadı. Bu yaz Paul Millsap'i de yüksek ihtimalle kaybedecekler ve bu yeniden yapılanma sürecini başlatacak; bu yüzden ne olursa olsun potansiyele oynayan seçimler yapmaları doğru olacaktı. 19. sıradan bir mucize çıkartmak kolay iş değil, fakat oyunu günümüz basketboluna pek de uygun görünmeyen John Collins'in seçimi bu ihtimali daha da azaltıyor; bir uzun tercihi yapacaklarsa Jarrett Allen çok daha uygun bir seçim olurdu. 41. sıradan seçtikleri Tyler Dorsey şutörlüğüyle ligde tutunmaya aday, 60. sırada seçtikleri uzun kollu Alpha Kaba'nın ise NBA seviyesine çıkma şansı düşük.

Boston Celtics

Hamleler: #3 Jayson Tatum, #37 Semi Ojeleye
Değerlendirme: A

Lotaryada birinci sıra hakkını aldıktan sonra bu hakkı Sixers'a takaslayan Celtics düşen sıraya gayet iyi iş çıkarttı. Danny Ainge takas sonrası "Birinci sırada olsak seçeceğimiz oyuncunun üçüncü sıra geldiğinde hala seçmeye uygun olmasını bekliyoruz" demişti. Fakat bahsi geçen ismin Jayson Tatum değil Josh Jackson olduğunu düşünüyorum, Jackson'ın ısrarlı şekilde Celtics'le antrenmana çıkmayı reddetmesi sebebiyle Tatum'a yönelmiş olabilirler. Tatum'ın potansiyeli ilk sıradan seçebilecekleri Fultz, ya da muhtemelen zoraki pas geçtikleri Jackson kadar yüksek değil ama çok yönlü skorerliğinin yanına gelişen bir savunma koyarsa All-Star seviyesine çıkabilir. Semi Ojeleye seçimi ise ikinci turun en iyi seçimlerindendi, 3&D oyuncusu olarak ligde faydalı işler yapabileceği kanısındayım.

Brooklyn Nets

Hamleler: #22 Jarrett Allen
Değerlendirme: B+

Hafta içinde D'Angelo Russell'ı kadrosuna katarak genç çekirdeğini oluşturmaya başlayan Nets, takasta verdikleri Brook Lopez'in yerini alacak pivotu bulmakta da gecikmedi. Jarrett Allen ham bir oyuncu ancak potansiyeli çok yüksek ve yeniden yapılanma sürecinde aceleci davranmasına lüzum olmayan Nets burada potansiyele giderek doğru bir iş yaptı. Allen'ın uzun kolları savunma potansiyeline işaret ediyor, hücumda da pick 'n' roll bitirme konusundaki başarısı kalasa dönüşme ihtimalini azaltıyor. Gelişimi konusunda sabırlı olunması gereken bir isim ve Nets bu sabrı gösterebilecek ekiplerden bir tanesi. Allen'ın 22'ye kadar düşmesi beklenmiyordu, onlar da bu fırsatı kaçırmadılar.

Charlotte Hornets

Hamleler: #11 Malik Monk, #40 Dwayne Bacon
Değerlendirme: A-

Hornets için iyi bir hafta geride kaldı. Dwight Howard'ı neredeyse hiçbir şey vermeden kadrosuna kattıktan sonra draftta da tam ihtiyaçları olan oyuncu profiline uygun Malik Monk kendilerine düştü. Monk'un kısa boyu ve savunmasının yetersizliği sebebiyle ilk beş seviyesine çıkabileceği konusunda şüphelerim olsa da harika bir skorer altıncı adam olma şansı var. Hornets'ın çözmesi gereken en büyük iki problem dış şut ve benchten gelip skor üretebilecek bir isimdi, Monk iki problemi de karşılayan bir oyuncu. Atletik forvet Dwayne Bacon ise kendi şutunu yaratabilen bir isim olması ve savunma potansiyeliyle ümit veriyor ama fundamentallar açısından büyük problemleri var. Yine de üstünde iyi çalışılırsa kaliteli bir oyuncuya dönüşme şansı var. Hornets için iyi iş.

Chicago Bulls

Hamleler: Zach LaVine, Kris Dunn, #7 Lauri Markkanen
Değerlendirme: D

Bulls'un Jimmy Butler'ı takasla Wolves'a yollaması geceye drafttan daha büyük bir damga vurdu. Takas tam bir soygundu, Bulls Wolves'un teklif ettiği parçaların değerini gözünde fazla büyüttü. Zach LaVine sağlam bir sezonu geride bıraktı ve skorer olarak büyük potansiyel vaat ediyor ama ön çapraz bağını kopartmış olması bir risk unsuru. Kris Dunn geçen sene 5. sıradan seçildi ama çaylak sezonunda çok zayıf bir performans göstermesi soru işaretleri oluşturuyor. Yedinci sıra hakkını aldılar ama alırken 16. sıra hakkını da Wolves'a gönderdiler ki bu takası kendileri açısından hepten saçma hale getirdi. Lauri Markkanen hücumda potansiyel vaat eden bir isim; çok iyi şut atan bir uzun. Ama savunmada büyük problemleri var ve bu problemler yedinci sıranın hakkını verememesine sebep olabilir. Jimmy Butler gibi bir yıldız bu kadar fazla "Ama" dedirten bir paketle verilmemeliydi.

Cleveland Cavaliers

Hamleler: Yok
Değerlendirme: ?

Cavaliers'ın draftta herhangi bir hakkı yoktu ve bunu değiştirecek bir hamle yapamadılar. İkinci tura düşen Ivan Rabb'i almak için bir hamle denedikleri konuşuldu fakat genel menajerleri David Griffin'le yollarını yeni ayırdıkları için ciddi bir hamle denemesi gelmemiş olabilir.

Dallas Mavericks

Hamleler: #9 Dennis Smith
Değerlendirme: A

Mavericks draftın en başarılı seçimlerinden birini yaptı ama bunda şans faktörünü de azımsamamak lazım. Dennis Smith Jr.'ın kolejdeki liderlik problemleri ve hakkındaki tembellik iddiaları değerinin yetenek seviyesinin çok altına düşmesine sebep oldu ve bunun sonucunda 9. sıradan seçim yapan Mavericks'e kadar düştü. Ama bu seçim her iki taraf için de çok büyük şans. Mavericks oyun kurucu pozisyonundaki problemini çok yetenekli ve potansiyelli bir oyuncuyla çözecek. Smith'in patlayıcı atletizmi ve skorerliği takıma hemen olumlu etki edecektir. Smith için de Dallas'a gidiyor olmak büyük şans, keza kendisinin en büyük silahlarından olan pick 'n' roll'u çok sık kullanan bir koç olan Rick Carlisle ile çalışacak. Draftın en iyi oyuncusu olabilecek kadar yüksek bir potansiyeli mevcut ve Mavericks'teki ortam onu bu potansiyele ulaşmak için kamçılayabilir.

Denver Nuggets

Hamleler: Trey Lyles, #24 Tyler Lydon, #49 Vlatko Cancar, #51 Monte Morris
Değerlendirme: C-

Nuggets'ın orijinal draft hakkı 13. sıradaydı. Bu noktada en ideal oyuncular hali hazırda güçlü oldukları pozisyonları oynayan isimler olduğundan hakkı takas ettiler. Buraya kadar mantıksız bir iş yok. Fakat takas sonrası elde edilen parçalar hayal kırıklığı. Jazz'dan gelen Trey Lyles ile 24. sıradan seçtikleri Tyler Lydon benzer profilde oyuncular; ikisi de dış şuta meyilli ve savunması zayıf dört numaralar. Ellerinde bu profile uyan bir de Juancho Hernangomez olunca gereksiz bir kalabalık ortaya çıkıyor. Üstüne üstlük takım ikinci turdaki ilk seçim hakkını da yine dış şut atan ve savunması zayıf bir dört numara olan Vlatko Cancar'ı seçmek için kullandı. Takımın ihtiyacı olan oyun kurucu takviyesini sağlayan Monte Morris beğendiğim tek hamleleri oldu.

Detroit Pistons

Hamleler: #12 Luke Kennard
Değerlendirme: C+

Draftın yüksek piyasalı isimlerinin bittiği noktada seçim yapma şanssızlığına sahip olan Pistons, potansiyel yerine ihtiyaç üstünden yürümeyi tercih etti. Takımın en büyük eksikliği dış şuttu, onlar da draftın en iyi şutörlerinden olan Luke Kennard'ı aldılar. Kennard'ın 12. sıranın hakkını verebilecek bir isim olduğuna dair şüphelerim var; oyunu şutörlüğünün ötesine pek de gitmiyor. Potansiyelinin rol oyuncusunun ötesinde olduğu tartışılır ve elindeki çekirdek kadroyla önemli aşama kaydetmesi zor görünen Pistons'ın takımın potansiyelini yukarıya taşıyacak oyunculara ihtiyacı var. Yine de seçim yaptıkları yerde bu kritere uyan oyuncu pek olmadığı için çok fazla eleştirmemek lazım.

Golden State Warriors

Hamleler: #38 Jordan Bell
Değerlendirme: A-

Son yıllarda NBA'in en iyi draft yapan takımlarından biri haline gelen Golden State Warriors, ligi silindir gibi ezerek aldıkları şampiyonluğun ardından seçim haklarının bulunmadığı bu draftta da boş durmadı ve para karşılığında Bulls'un 38. sıra hakkını alarak Jordan Bell'i draft etti. Bell kolej basketbolunun en iyi savunmacılarından biriydi, kısa boyuna rağmen pivot oynayıp potayı savunma konusunda büyük başarı göstermişti. Çok savaşçı bir oyuncu olması sebebiyle Warriors gibi her tarafından yetenek fışkıran bir takımda her zaman kullanışlı olabilecek bir isim ve rotasyona hemen dahil olması şaşırtıcı olmaz. Yıllardır mükemmel hamle üstüne mükemmel hamle yapan Warriors'tan bir güzel hamle daha.

Houston Rockets

Hamleler: #43 Isaiah Hartenstein
Değerlendirme: A-

Birinci turda seçim hakkı bulunmayan Rockets ikinci turdaki tek hakkını Isaiah Hartenstein'dan yana kullandı. Uzun boyuna rağmen çabuk olması ve şutuyla ilgi çekici bir yetenek olan Hartenstein draftta ilk turda seçilmeye aday bir isimdi fakat draft öncesinde hakkında çıkan negatif sağlık raporları sebebiyle ikinci turun ortasına kadar düştü. Geçen sene aynı sıradan bir başka riskli, boyuna göre çabuk ve şutör bir uzun olan Zhou Qi'yi seçen Rockets yine kumar oynamayı tercih etti. Eğer Hartenstein sağlıklı kalır ve NBA oyununa adapte olabilirse Mike D'Antoni'nin sistemine cuk oturur ve ikinci turun steal'larından birine dönüşebilir. Rockets şansını deneyerek mantıklı bir iş yaptı.

Indiana Pacers

Hamleler: #18 T.J. Leaf, #47 Ike Anigbogu, #52 Edmond Sumner
Değerlendirme: C+

2018'de takımdan kesin olarak ayrılacağını açıklayan Paul George'tan kar elde edebilmek için sıkı takas görüşmeleri içinde olan Pacers draft gününü George'u takas edemeden kapattı. Yine de yeni sezona George'la başlamaları şaşırtıcı olur. İlk turdaki T.J. Leaf seçimleri yeniden yapılanmaya girecek bir takım için sorgulanabilecek bir hamle, Leaf şutörlüğü ve basketbol zekasıyla öne çıkıyor ama zayıf savunmasıyla NBA'de çok etkin bir rol oynaması zor olabilir. İkinci turdaki tercihleri ise ters yönde oldu, hücumu çok sıkıntılı fakat savunmada potansiyeli yüksek iki isim olan Ike Anigbogu ve Edmond Sumner'ı seçtiler. Pacers bu draftta daha iyi bir iş çıkartmalıydı.

Los Angeles Clippers

Hamleler: #39 Jawun Evans, #48 Sindarius Thornwell
Değerlendirme: A

Drafta ilk tur hakkı olmadan giren Clippers buna rağmen çok iyi bir iş çıkarttı. 39. sıradan seçtikleri Jawun Evans draft sınıfındaki favori oyuncularım arasında; çabukluğu, şut atabilmesi ve pick 'n' roll'u çok iyi oynaması sebebiyle NBA'de etkili bir oyun kurucu olabileceğini düşünüyorum. Bu kadar düşük sıradan gitmesi boyunun kısalığı ve draft öncesi antrenmanlarda düşük performans göstermesinden kaynaklı, kesinlikle ilk tur seviyesinde yeteneği var. Bucks'tan para karşılığı alınan 48. sıra ile seçtikleri Sindarius Thornwell de çok potansiyelli olmasa da gelişen şutu, kuvvetli penetreleri ve savunmadaki mücadele gücüyle seçildiği yer için değerli bir oyuncu; South Carolina'nın sürpriz şekilde Final Four yapmasında önemli pay sahibiydi. Clippers bu yaz yaprak dökümü yaşayabilir ama draftın en iyi iş çıkartan takımlarından biriydiler.

Los Angeles Lakers

Hamleler: #2 Lonzo Ball, #27 Kyle Kuzma, #30 Josh Hart, #42 Thomas Bryant
Değerlendirme: A-

Boşboğaz baba Lavar Ball'un sezonun başlarında yazdığı senaryo gerçeğe dönüştü ve Lonzo Ball Lakers tarafından ikinci sırada seçildi. İşin medyatik tarafı bir kenara bırakılırsa Ball Lakers için çok uygun bir oyuncu. Luke Walton'ın tempolu pace & space hücumunu yönetmek için ideal isim. Hem lisede formasını giydiği Chino Hills'te, hem de UCLA'de takımı aynı sistemle oynamış ve o da çok iyi işler çıkartmıştı. Saha görüşü ve takım arkadaşlarının seviyesini yükseltme becerisi çok büyük. Takımın ilk turdaki diğer iki seçiminden Josh Hart başarılı bir hamle, onun çok yönlü profesyonelliği çok işe yarayabilir. Kyle Kuzma şutunu istikrarlı hale getirirse alan boşaltma adına faydalı olabilir. Thomas Bryant ise uzun kollara sahip olsa da ayaklarının yavaşlığı sebebiyle savunmada etkili bir isim değil, ligde tutunmak için çok mesafe kat etmesi gerek.

Memphis Grizzlies

Hamleler: #35 Ivan Rabb, #45 Dillon Brooks
Değerlendirme: B

Grizzlies yaşlanan bir takım ve hemen rotasyona girebilecek gençlere ihtiyaçları var. Bu açıdan ilk turda seçim haklarının olmaması büyük problemdi fakat yıl boyunca ilk turda gidecek bir oyuncu olarak görülen Ivan Rabb'in 35. sıraya düşmesiyle ellerine geçen fırsatı kaçırmadılar. Rabb onlar için ideal uyuma sahip bir oyuncu denemez, keza şut konusunda zorlanıyor ve genelde pota altında skor üretmeyi tercih ediyor. Eğer şutunu geliştirebilirse potansiyeline ulaşabilir, çabukluğu ve size'ı dikkat çekici. Rockets'tan aldıkları hakla yaptıkları Dillon Brooks seçiminde de belirleyici faktör şut olacak, Brooks şutunu geliştiremezse kolejdeki oyun stilini NBA'e yansıtmakta zorlanacağı için kolay silinebilir.

Miami Heat

Hamleler: #14 Bam Adebayo
Değerlendirme: B+

Heat seçim yaptığı sırada istediği tarzda bir oyuncu kalmaması sebebiyle sıkıntılı bir duruma düştü. Haklarını takas etmeleri beklenebilirdi ama onlar Bam Adebayo ile ilginç bir seçime imza attı. Adebayo atletik ve çok kuvvetli bir pivot, savunmada önemli potansiyel vaat ediyor, hücumda ise boş pozisyonları bitirmek dışında öne çıkan bir becerisi yok. Bu açıdan Hassan Whiteside'ın yedeği olmaktan ileri gidemeyebilir gibi görünüyor fakat Heat cephesinden gelen açıklamalar Adebayo'nun kendileriyle yaptığı antrenmanda çok iyi şut attığı ve bunun takımı etkilediği yönünde. Kentucky'de hiç üçlük denemeyen ve serbest atış çizgisinden %65 ile atabilen Adebayo gerçekten şut atabilen bir dört numaraya dönüşürse Heat'in yetenek analiz becerisi büyük övgüyü hak eder.

Milwaukee Bucks

Hamleler: #17 D.J. Wilson, #46 Sterling Brown
Değerlendirme: B+

İlk beşinin her pozisyonunda genç parçaları bulunan Bucks için draftta yapılacak hamleler daha çok kadronun derinliğini arttırmaya yönelik olacaktı. Buna rağmen "NBA'e hazır" denecek bir oyuncuya yönelmek yerine yine potansiyele gittiler. D.J. Wilson üçüncü kolej sezonundan sonra drafta girdiği için kendisini tanımayan birisi "potansiyel" ibaresini garip bulabilir ama Wilson sonradan açılan tiplerden; kendisini bulması ve değerini arttırması geride kalan sezonun NCAA Turnuvası'nda aniden patlama yapmasıyla gerçekleşti. Doğrusu T.J. Leaf, John Collins, Tyler Lydon gibi alternatif dört numaralara göre daha iyi bir tercih. Sterling Brown ise çok gösterişli olmasa da iyi şut atan ve savunma yapabilen bir iki numara, bu yüzden rol oyuncusu potansiyeli var. Fena hamleler değil.

Minnesota Timberwolves

Hamleler: Jimmy Butler, #16 Justin Patton
Değerlendirme: A+

Timberwolves draft gecesinin kuşkusuz en büyük kazananı oldu. Zach LaVine, Kris Dunn ve 7. sıradan seçim hakkını Bulls'a göndererek Jimmy Butler'ı ve 16. sıradan seçim hakkını aldılar. Ligin en iyi 10 oyuncusundan biri denebilecek Butler'ı böylesine uygun bir paketle kadroya katmış olmak büyük iş. Büyük potansiyele sahip LaVine takasta gerçekten feda edildi denebilecek tek oyuncu ama Butler'ın takımı doğrudan iddialı bir Playoff takımı formatına sokacağı gerçeğini düşününce Wolves taraftarları onun gidişine çok da fazla üzülmemeli. Bulls'un gerçekten anlam verilemez şekilde 16. sıra hakkını da Wolves'a göndermesiyle takım bir de genç oyuncu eklemesi yapma şansını elde etti ve bu şansı Justin Patton'ı alarak kullandılar. Patton ham olsa da potansiyelli bir uzun, özellikle şutunu biraz daha geliştirebilirse çok faydalı bir oyuncuya dönüşebilir.

New Orleans Pelicans

Hamleler: #31 Frank Jackson
Değerlendirme: C+

Yalnızca ikinci turda seçim hakkı bulunan Pelicans takasla bu hakkı 31. sıraya yükseltip Frank Jackson'ı aldı. Guard rotasyonu derinliği açısından ligin en fakir takımı oldukları için draftta bir oyun kurucuya yönelecekleri kesindi. Fakat doğru tercih yaptıklarından emin değilim. Frank Jackson Duke'ta gerçek bir oyun kurucudan çok kısa boylu bir iki numara görüntüsündeydi, oyun kuruculuk sezileri çok zayıf. Ellerinde DeMarcus Cousins ve Anthony Davis gibi iki pick 'n' roll ustası uzun ve tabloda Jawun Evans gibi uzmanlık alanı pick 'n' roll oynamak olan bir oyun kurucu varken Jackson'a yönelmek bence bu seçim hakkından alabilecekleri maksimum verimi alamamaları demek.

New York Knicks

Hamleler: #8 Frank Ntilikina, #58 Ognjen Jaramaz
Değerlendirme: B+

Carmelo Anthony meselesi sebebiyle takım yönetimine dargın olan Kristaps Porzingis'i takas etmeye çalışarak büyük bir aptallığın kıyısına gelen Knicks, istedikleri teklifi yapan takım çıkmayınca Letonyalı yıldızını draft gecesinde takımda tuttu. Draft seçimlerinde ise Phil Jackson Avrupalılara güvenme alışkanlığını sürdürürken Frank Ntilikina'yla iki sene önce Porzingis'te olduğu gibi yine riskli fakat çok potansiyelli bir isme yöneldi. Takıma direkt olarak yıldız havası getirebilecek Dennis Smith Jr.'ı pas geçmiş olmanın pişmanlık yaratıp yaratmayacağını zaman gösterecek. Ntilikina'nın savunma potansiyelinin yanı sıra üçgen hücuma uyuyor olmasının da Jackson'ın aklını çelen etmenlerden olduğunu sezmek zor değil. İkinci tur seçimi Sırp Ognjen Jaramaz ise muhtemelen NBA'e uğramayan yabancı ikinci tur seçimlerinden olacak.

Oklahoma City Thunder

Hamleler: #21 Terrance Ferguson
Değerlendirme: B

Thunder tüm sezon boyunca büyük bir dış şut problemi yaşadı ve draftta bir şutör alacakları kesin gibiydi. Aslında daha hazır bir oyuncu almaları bekleniyordu, Terrance Ferguson biraz riskli bir seçim. Kolejde oynamak yerine Avustralya Ligi'nde oynamasıyla gözlerden uzakta bir sezon geçirmesi belki de kendisi için daha hayırlı oldu keza zayıf bir ligde tutturduğu kötü istatistikler bile liseden gelen değerini çok fazla düşürmedi. Çok patlayıcı bir atlet ve keskin bir şutör olarak biliniyor fakat Adelaide 36ers formasıyla tutturduğu %30'luk üçlük yüzdesi soru işareti. Bu iki alan dışında öne çıkan bir özelliğinin olmaması da cabası. Yine de Sam Presti'nin draftlardaki başarısını unutmamak lazım.

Orlando Magic

Hamleler: #6 Jonathan Isaac, #33 Wesley Iwundu, Thunder'ın 2020 1. Tur Draft Hakkı, Knicks ya da Nets'in 2020 2. Tur Draft Hakkı
Değerlendirme: A

Genel menajerliğe uzun süredir Bucks'ın genel menajerliğini yürüten John Hammond'ı getiren Magic bunun meyvelerini almaya başladı. Hammond Bucks'ın başındayken çok iyi bir draftçı olmasıyla biliniyordu, Magic kariyerine de iyi hamlelerle başladı. Jonathan Isaac takım için çok uyumlu bir oyuncu mu tartışılır, keza takımda kendisi gibi 3-4 numara oynayıp dört numarada verimli olan Aaron Gordon var; ama tarih bize gösteriyor ki yüksek sıralarda en iyi potansiyele yönelmek ihtiyaca yönelmekten daha doğru bir yaklaşım. Isaac şimdilik biraz ham olsa da elit atletizmi, uzun kolları ve şut atabilmesiyle çok büyük potansiyele sahip. Takımın ikinci turdan seçtiği Wesley Iwundu da draftın en iyi dış savunmacılarından bir tanesiydi. 25. sıra haklarını Sixers'a 2020'de gelecek draft hakları karşılığında göndermeleri de gayet mantıklı bir hareket oldu.

Philadelphia 76ers

Hamleler: #1 Markelle Fultz, #25 Anzejs Pasecniks, #36 Jonah Bolden, #50 Mathias Lessort
Değerlendirme: A-

Sixers'ın Markelle Fultz'u alabilmek için hem üçüncü sıra hakkından hem de gelecekte yüksek sırada olması hayli muhtemel bir diğer hakkından feragat etmek zorunda kaldı. Doğru bir iş mi yaptılar? Bence evet. Fultz tam ihtiyaç duydukları profilde bir oyuncu. Ellerinde artık "Bu takım iş yapar" dedirtecek bir genç çekirdek olması için tek ihtiyaçları skorer, yaratıcı bir guard idi ve bu ismi de Fultz'la bulmuş oldular. Joel Embiid-Ben Simmons-Markelle Fultz üçlüsünün neler yapacağını herkes merakla bekliyor, sağlıklı kalmaları umuduyla.  Sixers'ın drafttaki diğer hamlelerine bakınca üç uluslararası uzun görülüyor. Pasecniks seçiminin kendisi potansiyele oynadığı için mantıklı fakat Thunder'ın 2020 1. Tur Draft Hakkı'nı tutmak daha doğru olabilirdi. Jonah Bolden şutör uzun olarak lige tutunabilecek bir isim, Mathias Lessort için ise aynısını söylemek zor.

Phoenix Suns

Hamleler: #4 Josh Jackson, #32 Davon Reed, #54 Alec Peters
Değerlendirme: A

Josh Jackson'ın Celtics'le antrenmana çıkmayı reddetmesi Suns'a piyango vurmasına sebep oldu ve tam ihtiyaç duydukları profilde olan Jackson dördüncü sıraya kadar düştü. Bariz şekilde savunmacı, atletik bir üç numaraya ihtiyaçları vardı ve Jackson tam da bu. Şut problemini aşması kendi potansiyeline ulaşması açısından elbette mühim ama kanattaki partnerinin keskin şutör Devin Booker olması bu açıdan yükünü biraz daha hafifletecektir. Karakter problemleri konuşulsa da draftın belki de en potansiyelli oyuncusunu dördüncü sıradan kapmış olmak Suns'ı mutlu ediyor olmalı. İkinci turda Davon Reed ve Alec Peters'la iki şutöre yöneldiler; iki isim de rol oyuncusu olarak potansiyele sahip. Özellikle Reed size avantajını savunmada etkin kullanmaya başlarsa büyük kazanç olabilir.

Portland Trail Blazers

Hamleler: #10 Zach Collins, #26 Caleb Swanigan
Değerlendirme: B+

Blazers'ın geçen sezon All-Star arası sonrası takıma katılan ve bir anda takımı Playoff'a sokan bir kıvılcımı ateşleyen Jusuf Nurkic'in arkasına derinlik getirmek isteyeceği biliniyordu ama bunu bu şekilde yapmalarını beklemiyordum. 15 ve 20. sıra haklarını paketleyip 10. sıraya çıkarak Zach Collins'i seçtiler. Collins zeki, çok yönlü bir uzun ancak dört numara oynama ihtimali sıfıra yakın olduğundan Nurkic'in yedeği olmaktan ileri gitmesi zor. Tamamen benche yönelik bir hamle denebilir. Caleb Swanigan ise gücü, ribauntçuluğu ve bitiriciliğiyle dikkat çekiyor fakat savunmada zayıf bir isim ve savunma problemi yaşayan Blazers için ideal isim olduğu tartışılır. Draftta Jonathan Isaac dışında oyunun iki yönünde de öne çıkan bir dört numara olmaması Blazers'ın şanssızlığı.

Sacramento Kings

Hamleler: #5 De'Aaron Fox, #15 Justin Jackson, #20 Harry Giles, #34 Frank Mason
Değerlendirme: A-

Kings'in yaptığı seçimlere bakınca bir şey dikkat çekiyor: Aldıkları tüm isimler büyük kolejlerden gelme. Bu planlı bir hamle miydi bilinmez ama Kings iyi bir draft geçirdi. De'Aaron Fox onlar için ideal oyun kurucu denebilir. İki numara çok iyi şutör olmakla birlikte çok atletik olmayan ve savunmada zorlanan Buddy Hield'ı bulunduran takım yanına atletik, hızlı, oyun kurabilen ve çok iyi savunma yapan Fox'ı koydu. Fox'ın en büyük eksisi olan şutörlük de Hield'la biraz olsun kapanabilir. 10. sıradaki haklarıyla Malik Monk'u seçip Kentucky'deki Fox-Monk ikilisinin devam etmesini sağlayabilirlerdi ama hakkı takas edip 15 ve 20. sıraları aldılar. Justin Jackson mantıklı bir seçim, her şeyi biraz biraz yapabilen sağlam bir üç numara. Harry Giles ise sakatlıkları sebebiyle kumar. Frank Mason seçiminin de Fox'a rekabet getirme açısından faydalı olduğunu düşünüyorum.

San Antonio Spurs

Hamleler: #29 Derrick White, #59 Jarron Blossomgame
Değerlendirme: B+

Yıllardır kafaya oynadığı için düşük sıralardan seçim yapan ama bir şekilde faydalı rotasyon oyuncuları bulmayı başaran Spurs yine iyi bir draft geçirdi. Guard rotasyonlarına takviye yapmaları bekleniyordu nitekim bu takviye Derrick White ile geldi. Savunmada aktifliği ve şut atabilmesiyle White tam bir Spurs oyuncusu, Gregg Popovich'in sistemine çok rahat uyum sağlayabilecek bir isim. Jarron Blossomgame ise kolejdeki son sezonunda şut yüzdelerinde yaşadığı büyük düşüş sebebiyle sezon başında beklenene göre çok daha düşük bir sıradan seçildi. Ancak atletizmi ve savunma potansiyeli dikkat çekici, eğer şutunu toparlarsa o da rotasyon oyuncusu olabilir.

Toronto Raptors

Hamleler: #23 O.G. Anunoby
Değerlendirme: B

Raptors'ın drafttaki tek seçimi O.G. Anunoby oldu. Bu seçimle potansiyele oynadıklarını söylemek mümkün. Anunoby müthiş atletizmi ve kollarıyla çok büyük savunma potansiyeli vaat eden bir oyuncu, 1-5 arası tüm pozisyonları savunabilecek özelliklere sahip. Öte yandan hücumu çok sıkıntılı, kendi şutunu yaratamıyor ve şutu istikrarsız. Şutunu istikrarlı hale getirmesi durumunda önemli bir 3&D potansiyeli olduğu ise aşikar, hali hazırda kadrosunda skorerler bulunduran Raptors'ın bir savunmacıya yönelmesi normal. Anunoby'nin Ocak ayında ön çapraz bağını koparttığını da belirtmek lazım, o müthiş atletizmine bir darbe indirir mi göreceğiz.

Utah Jazz

Hamleler: #13 Donovan Mitchell, #28 Tony Bradley, #55 Nigel Williams-Goss
Değerlendirme: B+

Jazz'in Trey Lyles ve 24. sırayı vererek 13. sıraya çıkıp Donovan Mitchell'ı alması draftta en beğendiğim hamlelerden biriydi. Mitchell kısa boyunu örten uzun kolları, patlayıcı atletizmi, savunması ve şutuyla çok ilgi çekici bir iki numara ve Quin Snyder'ın savunmaya ağırlık veren sistemine cuk oturacak. Nigel Williams-Goss da bir 55. sıra seçimi için iyi karar, atletizm eksikliğine rağmen yetenek seviyesiyle yedek oyun kurucu olarak ligde tutunma şansı var. İlk tur sonunda yaptıkları Tony Bradley tercihini ise çok başarılı bulmadım. Bradley uzun kollarıyla dikkat çeken bir uzun fakat oyunu ribauntçuluğu dışında çok ham. Jazz uzun kollarından dolayı iyi bir Rudy Gobert yedeği olabileceğini düşünmüş olmalı; şimdilik savunması çok göz alıcı sayılmaz.

Washington Wizards

Hamleler: Yok
Değerlendirme: ?

Wizards draftta herhangi bir hamle yapmayan iki takımdan biriydi. Aslında bir ikinci tur hakları olacaktı fakat 52. sırayı hafta başında Tim Frazier karşısında Pelicans'a gönderdiler. Frazier faydalı bir yedek oyun kurucu, 52. sıradan bulmaya çalışacakları seviyeden çok da farklı sayılmaz.

23 Haziran 2017 Cuma

2017 NBA Draft Analizi

Birinci Tur Seçimleri

1. Philadelphia 76ers - Markelle Fultz (PG, 6'4'', 190, Washington, Fr.)

Sixers'ın bu oyun kurucu zengini draftta en büyük eksikliği olan yaratıcı ve skorer bir guard'ı bulmayı hedeflediği biliniyordu. Markelle Fultz draftta bu profile en uygun isimdi. Fultz'un aradıkları şey olduğunun bilincinde olan Sixers takasla birinci sıradan seçim yapma hakkını Celtics'ten aldı ve onu draft etti. Çok yönlü skorerliği ve pasörlüğüyle draftın en yetenekli ismi olarak öne çıkan Fultz Sixers'a çok şey katacak. Sam Hinkie'nin vizyonuyla yıllarca bilinçli olarak başarısız sonuçlar alıp draftta üst sıralardan seçim hakları kovalayan Sixers şimdi Joel Embiid, Ben Simmons ve Markelle Fultz'la birlikte çok heyecan verici bir üçlü oluşturmuş durumda. Hinkie belki işini kaybetti ama onun başlattığı "Süreç" artık sonlara geliyor ve meyveleri toplama vakti yaklaşıyor.

2. Los Angeles Lakers - Lonzo Ball (PG, 6'6'', 190, UCLA, Fr.)

Doğma büyüme Los Angeles çocuğu Lonzo Ball, boşboğazlığıyla marka olan babasının çizdiği senaryo üzerinden yürümeyi başardı ve UCLA'de geçen başarılı bir yılın ardından Lakers tarafından draft edildi. Her ne kadar babası üzerinde haksız bir antipati toplanmasına sebep olsa da Lonzo son yıllarda gördüğümüz saha görüşü ve basketbol zekası en yüksek oyunculardan bir tanesi olmasıyla kısa sürede heyecan verici bir isme dönüşebilir. Birebir oynamakta zorlanması ve garip şut stili sebebiyle skorerliği konusunda büyük şüpheler var fakat Luke Walton'ın topu paylaşmaya dayalı, tempolu hücum sisteminin merkezinde takım arkadaşlarının verimliliğini arttıran bir lider olarak çok iyi işler yapmaya aday.

3. Boston Celtics - Jayson Tatum (SF, 6'8'', 205, Duke, Fr.)

Birinci sıra hakkını takas edip Sixers'ın üçüncü sıra hakkını alan Celtics, tercihini skorer forvet Jayson Tatum'dan yana kullandı. Aslında burada Josh Jackson bekleniyordu fakat Jackson'ın Celtics'in antrenman tekliflerini geri çevirmesi onları Tatum'a yöneltti. Tatum draftın en becerikli skorerlerinden bir tanesi, birebirde skor üretebilme becerisiyle Celtics'in ihtiyacı olan türde bir oyuncu; bu yüzden çaylak sezonunda azımsanmayacak süreler alabilir. Uzun vadede potansiyelini savunmadaki performansı belirleyecek, bu alanda potansiyeli kesinlikle var ama kat etmesi gereken mesafe çok. Aynı anda hem iddialı olup hem de yeniden yapılanan Celtics'te an itibariyle Jaylen Brown'la birlikte sağlam bir kanat ikilisi oluşturacak gibi.

4. Phoenix Suns - Josh Jackson (SF, 6'8'', 205, Kansas, Fr.)

Josh Jackson belki de bu draftta herkesten yüksek potansiyele sahip ama riskli bir oyuncu olması dördüncü sıraya kadar düşmesine sebep oldu. Potansiyelli olmasının sebebi elit atletizmi, savunması ve pasörlüğü. Riskli olmasının sebebi ise zayıf bir şutör oluşu ve kolejde adının öfke kontrol problemlerine karışmış olması. %56'yla serbest atış kullanması şutörlüğü açısından büyük bir kırmızı alarm ama konuşulanlara göre değerine asıl zararı Kansas'ta kadın basketbol takımından bir oyuncuyu dövmekle tehdit etmesi vermiş. Buna rağmen Jackson'ın atletizmi ve savunması Suns'a cuk oturuyor. Devin Booker'la beraber birbirlerini tamamlayan, patlayıcı ve çok yetenekli bir kanat ikilisi oluşturma şansları var. 

5. Sacramento Kings - De'Aaron Fox (PG, 6'3'', 170, Kentucky, Fr.)

Draftın en hızlı oyuncusu De'Aaron Fox'ın korkunç şut performansı tüm iyi özelliklerine rağmen draft değerine darbe indiriyor gibi görünürken NCAA Turnuvası'nda UCLA karşısında Lonzo Ball'u çok fena denize dökünce piyasası tekrar yükseldi. Fox'ın şutu soru işareti olmaya devam ediyor ama müthiş hızı, baskılı savunması ve açık alanda çok iyi bir bitirici olmasıyla çok potansiyelli bir oyun kurucu. DeMarcus Cousins takasıyla reset tuşuna basan Kings için Fox sağlam bir hamle, savunmada zorlanan şutör iki numara Buddy Hield'la birbirlerinin açıklarını kapatan bir backcourt ikilisi olacaklar. Genç oyuncuları sezonun son bölümünde güzel sinyaller veren Kings iyi yolda görünüyor.

6. Orlando Magic - Jonathan Isaac (PF, 6'10'', 210, Florida State, Fr.)

Jonathan Isaac'in uyum açısından Magic için ideal bir isim olduğu söylenemez ama bulundukları sırada henüz seçilmemiş olan en potansiyelli oyuncu olduğundan onu seçmekten imtina etmediler. Lisede guard oynarken aniden boyu uzayan Isaac'in size'ı, atletizmi ve şutörlüğü çok dikkat çekici. Ortada müthiş bir potansiyel var fakat oyunu çok ham olduğu için draft sınıfının en riskli oyuncularından da bir tanesi. Magic'te hali hazırda dört numara oynayan ve üç numaraya kaydırılınca verimi düşen Aaron Gordon olduğu için bu iki ismin aynı anda sahada olduklarında bulacakları kimya soru işareti ama ihtiyaç kapatan ve öne çıkan bir isim olmayınca en potansiyelliyi seçmek mantıklı hareket.

7. Chicago Bulls - Lauri Markkanen (PF, 7'0'', 230, Arizona, Fr.)

Bulls Jimmy Butler'ı Wolves'a yolladıkları takasta aldığı yedinci sıra hakkıyla şutör Lauri Markkanen'i seçti. Keskin şutunun yanı sıra 2.13 boyunda olup top sürerek potaya gidebiliyor oluşu onu hücumda ilgi çekici bir isim yapıyor fakat savunmada aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Uzun boyuna rağmen potayı koruyan bir isim değil ve pick 'n' roll savunmasında ayakları çok yavaş kalıyor. Eğer savunmada en azından bu iki problemden birini çözemez ise Ryan Anderson hesabı bir ceza şutöründen ileriye gidemeyebilir ve bunun yedinci sıra seçimi için yeterli olduğu söylenemez. Butler takasında adeta soyguna uğrayan Bulls Markkanen'den yüksek performans almak zorunda, aksi takdirde takas daha da kötü görünecek.

8. New York Knicks - Frank Ntilikina (PG, 6'5'', 190, Fransa, Uluslararası)

Ahtapot vari fiziği ve akıcı oyunuyla draftın en genç oyuncusu Frank Ntilikina kesinlikle ilgi çekici bir isim. Ama ilgi çekici olduğu kadar da riskli. Çabuk ilk adımının avantajını çok iyi kullanabilen bir isim sayılmaz, keza pota altında bitirme sıkıntısı yaşıyor. Ceza şutu sokabiliyor ama dribbling üstünden şutlarda pek başarılı değil. Oyun kurma becerisi var ama henüz tecrübesiz. Savunma potansiyeli inanılmaz ama kat edecek mesafesi var. Sözün özü Fransız guard çok ham bir basketbola sahip ama bu draftın en potansiyelli isimlerinden. Knicks burada yıldız olma potansiyeli daha yüksek olan Dennis Smith'e de yönelebilirdi ama tıpkı iki sene önce Kristaps Porzingis'te olduğu gibi yine risk almayı tercih ettiler. Porzingis tuttu, bakalım Ntilikina ne olacak.

9. Dallas Mavericks - Dennis Smith (PG, 6'2'', 195, North Carolina State, Fr.)

Üst sıradaki takımlar Dennis Smith'i pas geçtikleri için ileride çok pişman olabilirler. Kolejde takımının bekleneni verememesi sezona sınıfın en değerli ismi olarak giren Smith'in piyasasının düşmesine sebep oldu. Fakat Smith oyun stili NBA'e kolej basketbolundan daha uygun olan bir oyuncu. Patlayıcı atletizminin yanı sıra pick 'n' roll oynama konusundaki başarısı dikkat çekici. NBA pick 'n' roll'un daha çok öne çıktığı bir oyun anlayışına sahip ve Smith'in ikili oyunda hem şut tehdidine hem de pas tehdidine sahip oluşu büyük avantaj. Savunmada zayıf olsa da çok iyi bir hücumcu olma şansı var. Mavericks'in dokuzuncu sıradan onu kapabilmesi büyük şans. Rick Carlisle'la çalışacak olmak da Smith için büyük şans.

10. Portland Trail Blazers - Zach Collins (C, 6'11'', 230, Gonzaga, Fr.)

Jusuf Nurkic'le sezon sonunda büyük çıkışa geçen Blazers'ın 15. ve 20. sıra haklarını vererek Kings'ten aldığı 10. sıra seçimiyle bir pivot alması şaşırtıcı. Zach Collins'i hem kaliteli bir yedek hem de bir sigorta olarak görüyor olmalılar. Collins mücadeleciliği, basketbol zekası ve fundamentallarıyla öne çıkan bir isim. Potayı savunabiliyor, posttan ve orta mesafeden sayı üretebiliyor. Atletizminin limitli oluşu potansiyelini ciddi anlamda kısıtlıyor fakat risksiz bir oyuncu olduğu söylenebilir. En kötü ihtimalle bile faydalı bir rol oyuncusu olacağını öngörebiliriz. Kolejdeki tek sezonunda da benchten geldiğini belirtmekte fayda var, yani Blazers'ta oynayacağı role alışık.

11. Charlotte Hornets - Malik Monk (SG, 6'3'', 200, Kentucky, Fr.)

Hafta içinde Dwight Howard'ı neredeyse hiçbir şey vermeden kadrosuna katan Hornets için işler tıkırında gidiyor. Keza Malik Monk tam ihtiyaçları olan tarzda bir oyuncu. Kolejdeki tek yılında muhteşem bir skorerlik performansı sunan Monk, her yerden kaldırıp şut sokabiliyor ve Hornets'ın şut sıkıntısı ile benchteki skorer eksikliğine merhem olabilir. Hornets'ta altıncı adam rolüne cuk oturacak, zaten kendisinin klasik altıncı adam formatında bir oyuncuya dönüşmesini bekliyorum. Benchten hızlı şekilde skor getirebilecek bir isim ama boyunun pozisyonu için kısa olması, oyun kuramaması ve savunmadaki zayıflığı ilk beş çıkma potansiyelini zayıflatıyor.

12. Detroit Pistons - Luke Kennard (SG, 6'6'', 195, Duke, So.)

Şutör eksikliği olan Pistons bu sırada kolejin en iyi şutörlerinden biri olan Luke Kennard'ı bulunca kaçırmadı. Kennard'ın 12. sıradan gitmeye değer bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum, potansiyeli bir rol oyuncusundan ileriye gideceğini işaret etmiyor. Ama bu seçimin bir potansiyel seçimi değil ihtiyaç seçimi olduğu aşikar. Kennard perdelerden çıkarak şut atma konusunda bir usta ve akıllı bir basketbolcu. Oyununun diğer yönleri zayıf, ama kendisi gibi eski bir Duke oyuncusu olan J.J. Redick gibi devamlı üç sayı çizgisi etrafında dolaşıp savunmayı yoran ve alan boşaltan bir oyuncu olarak iyi bir kariyer yapma şansı var.

13. Utah Jazz - Donovan Mitchell (SG, 6'2'', 210, Louisville, So.)

Draftın en başarılı bulduğum hamlelerinden biri Nuggets'a Trey Lyles ve 24. sıra hakkını vererek 13. sırayı alan ve bu hakla Donovan Mitchell'ı draft eden Jazz'dan geldi. Kısa boyunu upuzun kollarla dengeleyen, atletik, şut atabilen ve savunmada çok başarılı Mitchell Avery Bradley'nin daha patlayıcı versiyonu gibi. Ligin en iyi savunma takımlarından birine sahip Jazz ve ligin en iyi savunma koçlarından Quin Snyder'ın onu neden beğendiğini anlamak güç değil. Kendi şutunu yaratma konusunda sıkıntıları olabilir, bunu kolej seviyesinde başardı NBA seviyesinde ama kısa boyunu savunmada olduğu kadar gizleyemeyebilir. Yine de bu draftın en iyi oyuncularından biri olmaya aday.

14. Miami Heat - Bam Adebayo (C, 6'10'', 245, Kentucky, Fr.)

Heat'in takıma cuk oturacak ve kendilerine düşecek gibi görünen Donovan Mitchell'ın Jazz tarafından takas sonucu kapılmasından sonra büyük hayal kırıklığı yaşadığına eminim. Mitchell elden kaçınca Bam Adebayo'yla hayli şaşırtıcı bir seçim yaptılar. Atletik ve güçlü yapısıyla savunmada iyi işler yapan Adebayo buna karşın Kentucky'de hücumda çok da iyi görünmedi. İlk bakışta Hassan Whiteside'ın yedeği olmaktan ileri gidemeyecek gibi duruyor. Ama burada dikkate değer bir detay Heat'in yaptıkları antrenmanlarda Adebayo'nun şutörlüğünden etkilendiği yönündeki haberler. Kentucky'de tüm sezon hiç üçlük denemeyen Adebayo Heat antrenmanında 30/50 ile üçlük atmış. İlginç.

15. Sacramento Kings - Justin Jackson (SF, 6'8'', 200, North Carolina, Jr.)

Kings 10. sıradan Malik Monk'u seçerek Kentucky'nin Fox-Monk guard ikilisini takımına getirme şansını kullanmadı ve hakkını 15 ve 20. sıralar için takas etti. North Carolina'yla ulusal şampiyonluk yaşayan Justin Jackson dengeli, çok yönlü bir oyuncu. Pek göze batan bir atletizmi olmasa da gelişmekte olan bir dış şutu, kayda değer bir basketbol zekası ve savunmada mücadele gücü var. Bu tarz çok yönlü olup da bir yönü öne çıkmayan isimlerin NBA'de beklentileri aştığını sık sık görüyoruz ama yine de Jackson'dan bir yıldız olmasını beklemek haksızlık olur. En kötü ihtimalle bile sağlam bir rol oyuncusu olacak gibi görünüyor, bu da Kings için yeterli.

16. Minnesota Timberwolves - Justin Patton (C, 6'11'', 230, Creighton, Fr.)

Jimmy Butler takasında Bulls'un 16. sıra hakkını da alan Wolves bu hakkı Justin Patton'dan yana kullandı. Patton ham bir oyuna sahip ama potansiyeli var. Sahip olduğu etkileyici size ve bu size'da çabuk hareket edebiliyor olması en göze batan özellikleri. Orta mesafe şutu var, eğer o şutu üç sayı çizgisinin gerisine de çekmeyi başarabilirse bir anda değerini arttırabilir. Savunmada şimdilik çok etkili olduğu söylenemez, size'ının hakkını vermiyor. Karl-Anthony Towns'ın yedeği olarak düşünülecek, eğer şutunu geliştirirse Towns'ın birkaç gömlek alttaki versiyonu haline gelebilir. Patton tutsa da tutmasa da Wolves'un Butler takasında bir de draft hakkı kapabilmiş olması gerçekten çok ilginç.

17. Milwaukee Bucks - D.J. Wilson (PF, 6'10'', 235, Michigan, Jr.)

Üç yıllık kolej kariyeri çok da dikkat çekici olmayan D.J. Wilson'ın piyasası NCAA Turnuvası'nda birden performansının yükselmesi ve Michigan'ın sürpriz ilerleyişinde önemli rol oynamasıyla birden tavan yaptı. Ani boy uzamasına adapte olmakta zorlanmış bir oyuncu görüntüsündeydi, yeni boyuna ve rolüne adaptasyonu ancak turnuva günlerinde olmuş gibiydi. Uzun kolları, savunmada etkili olması ve şut sokabilmesiyle iki yönlü bir oyuncu olma sinyalleri veriyor ve bu da takımların ilgisini çekiyor. Bucks'ın zayıf dört numara rotasyonuna derinlik kazandırabilir.

18. Indiana Pacers - T.J. Leaf (PF, 6'10'', 225, UCLA, Fr.)

T.J. Leaf bu yıl kolej basketbolunun en verimli skorerlerinden biriydi. Bunda önemli bir pay çok efektif bir partnerlik kurduğu Lonzo Ball'a gidiyor, Ball onu sürekli doğru yerlerde topla buluşturmayı bildi. Leaf sağlam bir şutör ve akıllı bir oyuncu, neyi yapıp yapamayacağını iyi biliyor. Bu onun sağlam bir profesyonel olmasını sağlayacaktır ama şut ve savunma ribauntlarında etkinlik dışında takıma verebileceği fazla bir şey yok. Ayakları çok yavaş olduğu için savunmada çok etkisiz kalıyor ve pick 'n' roll'larda devamlı olarak üstüne oynanacak bir profili var. Faydalı bir rol oyuncusundan ileri gitmesini beklememek lazım.

19. Atlanta Hawks - John Collins (PF, 6'9'', 225, Wake Forest, So.)

John Collins yanlış zamanın basketbolcusu. Pota altında çok iyi pozisyon bitiren, verimli yapısı daha çok 90'ların basketboluna uygun. Günümüzün basketboluna gelince orta mesafeden ötede hiç şut atamaması ve savunmadaki zayıflığı uyumsuzluk yaratıyor. Pota altında oynadığından günümüz oyununda dört numara oynayacak bir isim değil, beş numara için de fazla kısa ve savunması fazla zayıf. Bana kolejdeki inanılmaz verimliliği biraz göz boyadı gibi geliyor, NBA oyununa adapte olmasının çok zor olduğu kanaatindeyim. Şutunu üç sayı çizgisine çekmediği sürece işi zor.

20. Sacramento Kings - Harry Giles (PF, 6'10'', 230, Duke, Fr.)

Harry Giles draftta hakkında tahmin yürütülmesi en zor oyuncu. Eğer sakatlıklar hayatının bir parçası olmasaydı bu draftta ilk sıradan bile seçilebilirdi. Lisede birçok şekilde skor üretebilen, yetenekli ve atletik bir dört numara olarak çok ilgi çekmişti. Ancak iki dizinin de ön çapraz bağını koparttı ve değil başarılı bir kariyer yapmak, bir kariyer yapıp yapamayacağı dahi şüpheli. Geçen sene Skal Labissiere kumarını oynayıp iyi sonuç alan Kings Harry Giles kumarını da oynayan takım oldu. Giles Duke'ta geçirdiği tek sezonda hayli vasat bir görüntü çizdi, lisedeki görüntüsüne dönüş yapıp yapamayacağını zaman gösterecek.

21. Oklahoma City Thunder - Terrance Ferguson (SG, 6'7'', 185, A.B.D., Uluslararası)

Kolejde oynamak için anlaştığı Arizona'ya gitmek yerine Avustralya ligine giden Terrance Ferguson draftın en patlayıcı atletlerinden biri ve iyi bir şutör. Fakat şutörlüğü Avustralya'da pek kendisini göstermedi, düşük seviyeli bir ligde oynamasına rağmen %30 ile üçlük atması iyi bir sinyal sayılmaz. Thunder onu şutörlüğünü de göz önünde bulundurarak seçti, şutörlere ne kadar ihtiyaç duydukları kendilerini geride kalan sezon izleyen herkesin malumu. Ferguson'ın potansiyeli büyük ama skorerlik dışında oyuna hiçbir şey katmaması bir problem. Daha risksiz bir oyuncu, spesifik olmak gerekirse kendisini ispatlamış bir şutöre yönelmek Thunder için daha doğru olabilirdi.

22. Brooklyn Nets - Jarrett Allen (C, 6'10'', 235, Texas, Fr.)

Hafta içinde Brook Lopez'i takas edip D'Angelo Russell'ı kadrosuna katan Nets, yeni pivotunu draftta buldu. Jarrett Allen ham oyununa karşın ahtapot vari kolları ile çok ilgi çekici bir oyuncu. Pick 'n' roll oyununda potansiyel vaat ediyor olması da cabası. Nets'in risk almaktan gocunmak için hiçbir sebebi yok, onlar da bu seçimle tamamen potansiyele konsantre oldular. Allen'ın draftın ilk 10'undan sonra seçilen herkesten daha iyi olma şansı mevcut ama bunun için kırk fırın ekmek yemesi gerekiyor. Gelişimine sabredebilecek bir takıma gitmesi onun için avantaj.

23. Toronto Raptors - O.G. Anunoby (SF, 6'7'', 235, Indiana, So.)

O.G. Anunoby'nin atletizmi ve inanılmaz kol uzunluğu hücumda çok zayıf olmasına karşın onu ilgi çekici bir oyuncu yapmaya yetti. Kendi şutunu yaratamıyor, ceza şutu da sokamıyor, bir şeyler değişmedikçe hücumda koca bir sıfır olabilir. Fakat savunmada vaat ettiği potansiyel gerçekten çok fazla. Her pozisyonu savunabilen bir yapısı var, aynı zamanda aktif ve baskılı bir savunma yapıyor. Eğer çalışkanlığını ve fiziksel yapısını oyun zekasıyla da birleştirebilirse ligin en iyi savunmacısı olma potansiyeli mevcut. Ama hücumu tamamen sıfır olan bir oyuncunun sahada kalmasının da zor olacağı aşikar. Raptors bu seçimle potansiyele oynuyor.

24. Denver Nuggets - Tyler Lydon (PF, 6'9'', 215, Syracuse, Fr.)

Kendilerine bu hakkı getiren takasta Trey Lyles'ı da alan Nuggets'ın yine bir şutör dört numaraya yönelmesi ilginç. Lyles'ın yanı sıra Juancho Hernangomez de aynı profile uyan bir isim. Lydon çok temiz bir şuta sahip ve biraz sırtı dönük oyun, biraz da penetreye dayalı oyun oynayabiliyor. Ama işin savunma tarafında koca bir sıfır, doğrudan üstüne oynanacak bir oyuncu. Hem ayakları yavaş hem de güçsüz olduğundan iyi bir savunmacıya dönüşmesi zor, bu da potansiyelini rol oyuncusu seviyesine koyuyor. Nuggets burada farklı bir yöne gidebilirdi.

25. Philadelphia 76ers - Anzejs Pasecniks (C, 7'1'', 220, Letonya, Uluslararası)

Sixers elindeki uzun bolluğuna bakmaksızın takasla 25. sırayı aldı ve Letonyalı dev Anzejs Pasecniks'i seçti. Uzun boyuna rağmen çabuk hareket etmesiyle büyük savunma potansiyeli vaat ediyor ama bu potansiyeli henüz gerçeğe dönüştürmekten çok uzak olduğunu söylemek gerek, işin beceriye dayalı kısmında zayıf. Hücumda fena olmayan bir orta mesafe şutuna sahip, bu şutu daha da geriye çekerek alan boşaltan uzun formatına dönüşebilir. Sixers'tan tamamen potansiyele bakan bir başka seçim, iddialı olmak için acelesi olmayan bir genç takım olarak bu yaklaşım mantıklı.

26. Portland Trail Blazers - Caleb Swanigan (PF, 6'9'', 250, Purdue, So.)

Çocukluğunda ve gençliğinin büyük bölümünde kilo problemleri yaşayan Caleb Swanigan son birkaç yılda müthiş bir azimle vücudunu fit hale getirerek geride kalan sezonda kolej basketbolunun en verimli oyuncularından oldu. Çok güçlü olmasının da avantajıyla çok iyi bir ribauntçu. Aynı zamanda keskin bir orta mesafe şutu var, değişik şekillerde skor üretebiliyor. Oyunu şu an Jared Sullinger'ı hatırlatıyor ama Sullinger'ın da atletizm eksikliğinin yanı sıra zamanla tekrar kilo problemi yaşaması ve savunmadaki kötü performansıyla değerini kaybettiğini hatırlamakta fayda var. Savunma sıkıntısı olan Blazers'ın onu seçmesi ilginç.

27. Los Angeles Lakers - Kyle Kuzma (PF, 6'9'', 225, Utah, Sr.)

Kyle Kuzma çabukluğuyla dikkat çeken bir dört numara. Bu çabukluk ona savunmada şu ana kadar dikkat çekici bir özellik kazandırmasa da hücumda kolay sayılar bulabilmesini sağlıyor. Devamlı olarak hareket halinde olmasıyla savunmayı yoran tipte bir isim. Alan boşaltan bir oyuncu olması da bekleniyor keza üçlük sokabilen bir uzun, ancak şimdilik çok istikrarlı olduğu söylenemez, NBA'de faydalı bir rol oyuncusu olmak için şutunu keskinleştirmesi gerekiyor. Lakers'ın onda keşfedilmemiş bir potansiyel gördüğü aşikar.

28. Utah Jazz - Tony Bradley (C, 6'10'', 250, North Carolina, Fr.)

Tony Bradley ulusal şampiyonluğa ulaşan North Carolina'da yedek uzun pozisyonundaydı ama şampiyonluk sonrası drafta girmeyi tercih etti. Bir sene daha kolejde kalması kendisi adına daha hayırlı olabilirdi. Şu anda uzun kolları ve ribauntçuluğu dışında vaat ettiği fazla bir şey yok, oyunu fazlasıyla ham ve öne çıkan bir özelliği mevcut değil. Jazz onu pivot pozisyonunda Rudy Gobert'e yedek olarak düşünüyor olmalı, eğer savunmadaki konsantrasyonunu arttırırsa sağlam bir pota savunucusu olup bu rolün hakkını verebilir.

29. San Antonio Spurs - Derrick White (PG, 6'4'', 190, Colorado, Sr.)

Spurs'ün bir oyun kurucuya yönelmesi bekleniyordu, nitekim öyle de oldu. Derrick White çok potansiyelli bir oyuncu olmasa da tam bir Spurs oyuncusu. Mücadeleci, savunmada etkili ve şut sokabilen bir guard olarak Spurs sistemine çok kolay uyum sağlayacaktır. Bir oyun kurucu için size'ının dikkat çekici olduğunu belirtmekte fayda var, 2.03'lük kulaç genişliği savunmadaki etkinliğinde önemli bir rol oynuyor. Spurs'ün ondan hatırı sayılır bir fayda alacağı kesin, kendisi de Spurs'e gittiği için çok mutlu olsa gerek.

30. Los Angeles Lakers - Josh Hart (SG, 6'5'', 210, Villanova, Sr.)

Josh Hart tüm sezon boyunca Mock Draft'larda ikinci turun ortalarında seyretti ve bunu her gördüğümde anlamlandırmakta zorlandım. Keza Hart bariz şekilde ilk turda seçilmeyi hak eden bir isimdi. Çok potansiyelli sayılmaz, net öne çıkan bir becerisi de yok fakat her şeyden biraz biraz yapabiliyor. Şutu var, savunmada özverili, oyun kurabiliyor ve basketbol zekası yüksek. Rol oyuncusu olarak potansiyeli hayli yüksek. Neredeyse tüm guardları savunma yapamayan hücumcu türünde olan Lakers'ın backcourt'unda bu tarz dengeli bir isme ihtiyacı vardı.

------

Dikkat Çekici İkinci Tur Seçimleri

37. Boston Celtics - Semi Ojeleye (SF, 6'6'', 240, SMU, Jr.)

Hayal kırıklığı yaratan Duke macerasından sonra SMU'ya transfer olan Semi Ojeleye aradaki süreçte şutunda müthiş bir ilerleme kaydetmeyi başardı ve bu onu bambaşka bir oyuncuya çevirdi. İlk görüşte Ojeleye'nin Amerikan futbolu oyuncusu tarzı fiziği dikkat çekiyor. Eğer bu fiziğini ve atletizmini savunmada etkinliğe döndürebilirse çok faydalı bir 3&D oyuncusuna dönüşebilir. Bu tarz oyuncuları Celtics'in ne kadar çok sevdiğini biliyoruz, Jae Crowder'ın geldiği seviye hatırlanmalı. Celtics'ten çok iyi bir ikinci tur seçimi.

38. Golden State Warriors - Jordan Bell (PF, 6'8'', 225, Oregon, Jr.)

Ligi domine ederek şampiyon olan Warriors Bulls'tan para karşılığı bir ikinci tur hakkı satın aldı ve yine sağlam bir hamleye imza attı. Jordan Bell kısa boyuna rağmen kolej basketbolunun en iyi savunmacılarından biriydi. Hücumda zayıf olsa da mücadeleci yapısı ve savunmadaki etkinliğiyle Warriors'ta hemen rotasyona dahil olabilecek bir isim. Takıma çok da fazla bir şey vermeyen James Michael McAdoo'nun sürelerinin tamamını almaya aday olduğu kanaatindeyim.

39. Los Angeles Clippers - Jawun Evans (PG, 6'0'', 185, Oklahoma State, So.)

Jawun Evans bana göre draftın en çok hakkı yenen oyuncusu ve 39. sıradan gitmesi bunu doğrular nitelikte. Müthiş çabukluğu, atletizmi ve şut sokabilmesi bir tarafa, pick 'n' roll'u çok iyi oynayan bir oyuncu oluşu NBA'de başarılı olma ihtimalini kuvvetlendiriyor. Evet, boyu fazlasıyla kısa ve savunmada zayıf bir oyuncu fakat kısa boylu oyun kurucuların altın çağını yaşadığı ligde kesinlikle etkili olabileceğini düşünüyorum. Eğer Chris Paul takımda kalırsa kendisiyle aynı boyda olan Paul'den çok şey öğrenebilir. Eğer Paul kalmazsa da yeniden yapılanmaya giren bir Clippers'ta değerli bir parça olabilir.

43. Houston Rockets - Isaiah Hartenstein (PF, 7'0'', 250, Almanya, Uluslararası)

Isaiah Hartenstein draftın en potansiyelli oyuncularından olmasına karşın hayli riskli bir isim olduğundan 43. sıraya kadar düştü. Uzun boyuna rağmen çabuk hareket edebilmesi ve şut sokabilmesi dikkat çekerken çok fazla top kaybı yapıyor olması, kendine bazen aşırı güvenmesi takımların ona biraz soğuk bakmasına sebep oldu. Ancak draft öncesi hakkında çıkan negatif sağlık raporları bu kadar düşmesinin asıl sebebi. Houston Rockets onu almaktan imtina etmedi, geçen sene aynı profile sahip Zhou Qi'yi de 43. sıradan draft ettiklerini hatırlatmak lazım. Daryl Morey bu tarz kumarları seviyor.

51. Denver Nuggets - Monte Morris (PG, 6'2'', 175, Iowa State, Sr.)

Emmanuel Mudiay'in hayal kırıklığı yaratıp ilk beşteki yerini bitik Jameer Nelson'a kaptırması Nuggets'ın oyun kurucu derinliğini arttırması gerektiğinin işaretiydi. Nitekim çok düşük bir sıradan da olsa bunu yaptılar ve aldıkları oyuncu hiç de fena değil. Monte Morris kolejde inanılmaz asist/top kaybı istatistikleriyle dikkat çeken, çok efektif bir oyuncuydu. Savunmadaki zayıflığı potansiyelini kısıtlasa da şut da sokabilmesiyle çok faydalı bir hücumcu olma şansı mevcut.