4 Kasım 2017 Cumartesi

Güç Sıralamaları: 1. ve 2. Hafta Sonu

1. Boston Celtics (7-2)

Yeni sezonun henüz altıncı dakikasında takımın bu yaz büyük umutlarla kadroya kattığı Gordon Hayward'ın ayağının kırılması Celtics için çok sarsıcıydı. Sezona dair tüm planlamalar, haklarında yazılan çizilen her şey birden bire değerlerini yitirdi. Celtics buna rağmen sezonun ilk iki maçını kaybettikten sonra takdir edilesi bir duruş göstererek sakatlığın etkisini üzerinden attı ve genç oyuncuları Jaylen Brown ile Jayson Tatum'ın artan sorumluluğa iyi performanslarla yanıt vermeleri sayesinde üst üste yedi maç kazandı. Uzun vadede bu performansı koruyup koruyamayacaklarını göreceğiz, fakat yıllardır takımını beklentilerin üstüne çıkartan koç Brad Stevens Hayward sakatlığına rağmen Celtics'i Doğu'nun en iyilerinden biri olarak tutmayı sürdürecek gibi görünüyor.

2. Houston Rockets (7-3)

Chris Paul'ün sezonun ilk maçında sakatlanması sebebiyle Rockets'ı yeni yapısı içinde değil, aynı tas aynı hamam modunda izliyoruz. Yine önceki sezonlarda olduğu gibi her şey tamamen James Harden'ın üstünden yürüyor ve sonuçlar yine gayet iyi; takım Batı'nın zirvesinde. Fakat belirtmek gerek ki Rockets sezona nispeten kolay bir fikstürle girdi. Yaptıkları on maç içinde an itibariyle ligin en zayıf takımları olan Kings, Mavericks ve Hawks ile randevular vardı. Önlerindeki fikstürde çok daha zorlu maçlar var, hücumları aynı seviyede kalsa da şu anda geçen seneki takımın Patrick Beverley'den yoksun halini izliyor gibi olduğumuzdan savunmada sıkıntı yaşayabilirler.

3. Golden State Warriors (6-3)

Rehavetten olsa gerek, Warriors sezona çok tutuk bir başlangıç yaptı ve ilk üç maçından iki mağlubiyet, bir de zar zor alınmış galibiyet çıkarttı. Ama ritimlerini bulmaya başladılar. Aradaki sürpriz Pistons mağlubiyeti çıkartılırsa son maçlarında Raptors, Wizards, Clippers ve Spurs'ü yendiler, hiç de kolay bir fikstür sayılmaz. 141 sayı attıkları Clippers maçını takımın tam olarak kendini bulması olarak yorumlayabiliriz. Ligin açık ara en iyi takımı konumunda oldukları için ufak tökezlemeleri dahi çok göze batıyor. Kusursuz basketbola alıştırınca ufak kusurlara ister istemez büyüteçle bakılıyor. Sıralamada zirveye çıkmaları çok zaman almayacaktır.

4. Detroit Pistons (6-3)

Pistons sezonun ilk iki haftasının iki büyük sürprizinden biri. Yine vasat bir görüntü çizip Doğu'da son Playoff sıralarından birini kapma mücadelesi yapması beklenen takım sezona çok iştahlı bir giriş yaptı. Dokuz maçta altı galibiyet alan takım bu dönemde kolay bir fikstüre sahip de değildi, galibiyetleri arasında Warriors ve Clippers deplasmanlarıyla ile bir Timberwolves maçı var. Reggie Jackson'ın geçen sezonki zayıf performansından sonra kendine gelmiş gibi görünmesi ve Avery Bradley hamlesi takıma pozitif etki yapmış durumda. Ama en dikkat çekici gelişme kariyeri boyunca %38 ile serbest atış kullanan Andre Drummond'ın sezona %78 ile atarak girmesi.

5. Los Angeles Clippers (5-2)

Clippers Chris Paul sonrası ilk sezonuna sağlam bir giriş yaptı. İlk dört maçını kazandıktan sonra Pistons ve Warriors'a mağlup olan takım Mavericks'i yenerek ilk iki hafta sonunda Batı'da ikinci sıraya yerleşti. Celtics'in ardından ligdeki en iyi averaja sahip takımda dikkat çeken bir numaralı şey takımın savunmasının beklentilerin hayli üstünde performans gösteriyor olması. DeAndre Jordan ve Patrick Beverley'nin bu alanda takıma liderlik edecekleri biliniyordu ama yan parçalar sıkıntılı görünüyordu, şimdilik takım savunması iyi işliyor. Warriors maçında 141 sayı yemeleri bu alanda istatistiklerini düşürdü ama buna rağmen savunma verimliliğinde ilk beşte yer almayı sürdürüyorlar.

6. Orlando Magic (6-3)

Sezonun ilk iki haftasının diğer büyük sürprizi de Magic. Önceki yıllara göre bambaşka bir basketbol oynayarak sezonu açtılar. Çok daha hızlı oynuyorlar ve çok daha fazla şut atıyorlar. Nikola Vucevic'in dış şut sokan bir uzuna dönüşmesi ve Aaron Gordon'ın üç sayı çizgisinin gerisinden çılgın bir performans göstermesiyle Magic'in oyunu açıldı. Cavaliers, Grizzlies ve Pelicans'ı deplasmanda, Spurs'ü de içeride yendiler. Ama form grafiklerinde uzun vadeye yayılması imkansız görünen absürt dış şut oranlarının da büyük rol oynadığı unutulmamalı, herkes alev almış durumda. Son maçlarında şutlar durunca ligin en zayıf takımlarından Bulls'a farklı yenilmeleri akılda tutulması gereken bir gösterge.

7. Minnesota Timberwolves (5-3)

Timberwolves'un yaptığı sezon başlangıcı bir şeyi açıkça ortaya koydu: Jimmy Butler bu takımın çehresini değiştiriyor. Sezonun açılış maçı bir kenara konursa Wolves şu ana kadar oynadığı maçlarda eğer Butler sahadaysa kazandı, değilse kaybetti. Thunder'ı hem içeride hem dışarıda yenmelerinin yanı sıra Jazz, Heat ve Pelicans gibi Playoff kalibresindeki takımları da devirdiler; Butler'ın olmadığı iki maçta ise Pacers ve Pistons'tan fark yediler. Şu anda takımda hayal kırıklığı yarattığı söylenebilecek tek isim Jeff Teague, ama o da Heat galibiyetinde takımı sırtlayan isimlerden olmasıyla kendisini bir ölçüde affettiriyor. Wolves sezon başı itibariyle savunmada yine zayıf görünse de umut veriyor.

8. Memphis Grizzlies (5-3)

Grizzlies sezona sürpriz şekilde enfes bir giriş yaparak ilk üç maçında sırasıyla Pelicans, Warriors ve Rockets'ı devirdikten sonra biraz yalpalamaya başladı. İki hafta sonunda ligin dibinde yer alan Mavericks'e kaybettikleri maç sürpriz oldu. Yine de Rockets'ı oynadıkları iki maçta da yenebilmeleri ve Warriors'ın ritmini fena bozmaları ne kadar tehlikeli bir takım olduklarını gösteriyor. Takımın beklentilerin üstünde sezon başlangıcında en büyük rolü benchlerinin sezona çok iyi girmesi oynuyor; sakatlığın etkilerini tamamen üstünden atmış gibi görünen ve maç başına 4.4 denemede %45 ile üçlük atarak şaşırtan Tyreke Evans takım için güzel bir sürpriz.

9. Toronto Raptors (5-3)

Raptors'ta ilk beş çıkan tüm oyuncular sezona beklentilerin altında girse de takım ilk sekiz maçından beş galibiyet çıkartmayı başardı. Bunda önemli bir pay sezona çok sağlam giren yedek uzunlar Lucas Nogueira, Jakob Poeltl ve Pascal Siakam'a gidiyor. Takım için uzun vadede endişe verici olabilecek bir faktör yazın yeni kontrat verdikleri Kyle Lowry ve Serge Ibaka'nın sezona çok zayıf girmesi, iki ismin düşüş yaşaması Raptors'ın hamle alanını daraltabilir. Takım için ilerleyen aylarda dikkate alınabilecek bir senaryo da Jonas Valanciunas'ı takasta kullanmak olabilir, keza Valanciunas'ın iki yedeği de sezona çok iyi girdi; ama Litvanyalının sakatlık sorunlarıyla uğraştığını unutmamak lazım.

10. Utah Jazz (5-4)

Jazz bu sezon ligin en iyi savunması olmaya kararlı görünüyor. Zaten elit olan savunmalarına yaptıkları savunmacı takviyeleri onları daha da üst seviyeye çıkartmış gibi görünüyor. Hücumları beklendiği gibi çok sınırlı ama şu ana kadar maç kazanmalarını engelleyecek derecede düşüş yaşamış gibi görünmüyorlar. Bunda en önemli faktör Ricky Rubio'nun sezona yaptığı mükemmel başlangıç, İspanyol guard nihayet şut atmayı öğrenmiş gibi ve şu anda takımın en skorer ismi. Çaylak Donovan Mitchell'ın benchten getirdiği skor katkısı da mühim, şu ana kadar ya ortadan tamamen kaybolan ya da patlayıcı bir skorerlik sergileyerek takımı sırtlayabilen bir oyuncu tipinde.

11. San Antonio Spurs (5-4)

Kawhi Leonard'dan yoksun şekilde sezona başlayan Spurs ilk dört maçından galibiyetle ayrılınca "Kawhi'ı aramıyorlar" gibi garip yorumlar ortaya çıktı ama Spurs bu seri sonrası üst üste dört mağlubiyet alınca olayın öyle olmadığı görüldü. Takım son maçını kazanarak 5-4'e geldi ama Leonard'ın dönüşünü sabırsızlıkla bekledikleri aşikar, hücumda çok fazla tıkanma yaşıyorlar ve en iyi savunmacıları olmadan savunmaları da onları ancak bir yere kadar götürebiliyor. Takım Leonard'ın dönüşü hakkında bilgi vermekten kaçınsa da önümüzdeki hafta oynamaya başlayabileceği konuşuluyor.

12. Portland Trail Blazers (5-4)

Blazers şu ana kadar savunmada beklentilerin çok üstünde bir performans gösteriyor fakat fikstürlerinin kolay olmasının bunda bir faktör olabileceği unutulmamalı. Yine de şu ana kadar karşılaştıkları en ciddi rakipler Clippers, Raptors ve Jazz karşısında savunmada geçen yıllara göre daha iyi bir görüntü çizdikleri gerçeği yadsınamaz. Damian Lillard yine sezona çok iyi girdi ve takımı taşıyor, ana parçaların tümü de iyi de görünüyor fakat takımın derinlik sorunu kendisini yavaş yavaş gösteriyor. Pat Connaughton Allen Crabbe'in rolünü doldurmaya çalışıyor ama sezona yayabilir mi? Connaughton'ın yanı sıra Evan Turner ve Ed Davis'in de istikrarlı olması takım için çok önemli.

13. Philadelphia 76ers (5-4)

Sixers sonunda sağlam bir takım hüviyetine kavuşmuş durumda. Sezona zor bir fikstürle girip ilk beş maçlarından bir galibiyetle çıktıktan sonra üst üste dört maç kazanarak bu sene sıkı bir Playoff takımı olacaklarının sinyallerini verdiler. Çaylak Ben Simmons'ın kariyerine yaptığı başlangıç çok etkileyici, bir veteran gibi kontrollü oynuyor ve takımın oyun kurucusu olarak çok iyi işler yapıyor. 2017 Draftı'nın 1 numarası Markelle Fultz omuz sakatlığı sebebiyle ortalarda yok, buna rağmen Sixers sezona çok heyecan verici bir giriş yapmış durumda. Robert Covington'ın maç başına 7.2 denemede %49 gibi absürt bir üç sayı yüzdesiyle oynaması da dikkat çekici.

14. Denver Nuggets (5-4)

Nuggets sezona durgun bir başlangıç yaptıktan sonra sezonun ikinci haftasında kendine geldi ve ilk iki haftayı beş galibiyetle geçti. Bazı istikrar sorunları yaşıyorlar, sezonun ilk maçlarında Nikola Jokic, devamında Paul Millsap birkaç zayıf performans sergilediler, ilk beşte Danilo Gallinari'nin yerini alan Wilson Chandler da sezona kötü girdi. Şu ana kadar hücumda Gallinari'nin yokluğunu hissediyorlar gibi görünüyor, uyum süreci biraz vakit alabilir. Ama savunmada Paul Millsap eklemesi kendisini hissettirmeye başlamış durumda, geçen seneki cılız görüntülerini üstlerinden attılar ve daha ortalamaya yakın bir savunma performansları var.

15. Charlotte Hornets (5-4)

Nicolas Batum'un sezon öncesinde sakatlık geçirmesi ve sezonun ilk birkaç ayını kaçıracak olması Hornets'ı hayli yaraladı ama onun yokluğuna karşın sezonu iyi açmayı başardılar. Batum'un yokluğunun minimal etkiyle geçilmesinde Jeremy Lamb'in sezonu çok iyi açmış olması başrolü oynuyor. Lamb şu ana kadar En Çok Gelişme Kaydeden Oyuncu ödülü için iddialı olacak bir isim profilinde fakat bunun böyle devam edeceğinin elbette bir garantisi yok. İlk iki haftada onlar adına ümit verici bir başka detay da Dwight Howard'ın takıma uyum sağlamış gibi görünmesi, Kemba Walker'la ikili oyunlarda iyi anlaşıyorlar. Batum'un dönüşüne kadar olan dönem hasarsız geçilirse iyi bir yerden Playoff'a girebilirler.

16. Indiana Pacers (5-4)

Paul George takası sonrası sıfırdan başlamak yerine yine Playoff kovalamayı tercih eden Pacers bu yolda sezona iyi bir giriş yaptı. Bu iyi girişte başrolü de George takasıyla takıma gelen Victor Oladipo ile Domantas Sabonis oynadı. Takımın lideri Myles Turner sadece iki maçta forma giyebildi, buna rağmen Pacers ilk iki haftayı beş galibiyetle geçmeyi başardı. Oladipo oyununu çok farklı bir noktaya taşımış gibi görünüyor, %49'luk üç sayı yüzdesi elbette zamanla düşüşe geçecektir ama En Çok Gelişme Kaydeden Oyuncu ödülüne aday olacak gibi. Sabonis de Turner'ın yokluğunda pivot oynayarak çok verimli bir performans sergiledi.

17. Oklahoma City Thunder (4-4)

Paul George ve Carmelo Anthony'i kadrosuna katarak ligin en heyecan verici takımlarından birine dönüşen Thunder yeni ekip kurmanın doğal sancılarını yaşıyor. Hücumda şimdilik bir sistem oturtabilmiş değiller. Russell Westbrook yeni takım arkadaşlarını ısındırmak için kendi şutundan fedakarlık eder bir görüntüde ama Thunder üçlü dışındaki oyuncuları topla buluşturma konusunda sıkıntılar yaşıyor; George ve Melo'nun daha paylaşımcı olması gerek. Öte yandan, Thunder'ın savunması potansiyelini göstermeye başlamış durumda. An itibariyle savunma efektifliğinde ligin ikinci sırasında yer alıyorlar ve takımı asıl taşıyacak faktör olarak savunma öne çıkıyor.

18. Washington Wizards (4-4)

Wizards oyunun iki alanında birbirine taban tabana zıt bir sezon başlangıcı yaptı. Zaten sağlam olan hücumları seviye atlamış gibi görünüyor. Çok uyumlu olan John Wall, Bradley Beal, Otto Porter üçlüsüne Markieff Morris'in yokluğunda ilk beş çıkan Kelly Oubre de eklendi. Morris'in dönüşüyle Oubre tekrar benche gidecek ama takımın aradığı altıncı adam performansını vereceği kesin gibi. Savunma tarafında ise işler hiç iyi gitmiyor. Wizards son iki maçında önce Suns'tan 122, sonra da Cavaliers'tan 130 sayı yedi ve savunmada hiçbir direnç gösteremedi. Sıkıntı takımın liderlerinden başlıyor, Wall ile Beal'ın savunmadaki efor düzeyi çok yetersiz.

19. Cleveland Cavaliers (4-5)

Kyrie Irving takasında aldığı Isaiah Thomas sakat olduğu için Cavaliers'ın sezon başı görüntüsünü genele yayarak yorumlamak doğru olmaz ama sezona çok sıkıntılı başladıkları bir gerçek. Hiç de zor denemeyecek bir ilk iki hafta fikstüründen %50'nin altında kalarak çıktılar. Her şeyin ötesinde savunmada korkunç bir performans gösteriyor olmaları geliyor, Cavaliers an itibariyle savunma efektifliğinde lig sonuncusu. Şampiyonluk iddialısı bir takım için bu kabul edilemez bir durum. Takım sırasıyla Nets, Pelicans, Knicks ve Pacers'a kaybedince LeBron James elini taşın altına koyup Wizards deplasmanında 57 sayı atarak mağlubiyet serisini bitirdi ama bu yalnızca bir pansuman niteliği taşıyor.

20. New Orleans Pelicans (4-5)

DeMarcus Cousins & Anthony Davis birlikteliği kimilerinin çekindiği gibi uyumsuz bir görüntü çizmiyor, tam aksine iki isim birbirlerinden beslenerek muazzam bir sezon başlangıcı yapmış durumda; kariyerlerinin en iyi basketbollarını oynuyorlar. Fakat takımın geri kalanı için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Pelicans zaten Jrue Holiday'in ötesinde yıldızlarının etrafına kuvvetli bir takım kurabilmiş değil, Holiday de sezona zayıf girince Pelicans'ın tamamen iki yıldızdan oluşan bir ekip olduğunu görüyoruz. Yıldızları o kadar dominant ki yine de galibiyetlere uzanabiliyorlar ama Playoff yapmaları için yan parçaların canlanması şart.

21. New York Knicks (4-4)

Ligin en kötü takımlarından olması beklenen Knicks sürpriz bir sezon başlangıcı yaptı. Takım halinde muazzam basketbol oynamıyorlar ama muazzam basketbol oynayan Kristaps Porzingis'in liderliğinde dört galibiyet almayı başardılar. Şimdiye kadar çok da kötü olmayan savunma performanslarının zaman ilerledikçe düşmesini bekleyebiliriz, Playoff yarışında olmaları mucize olur ama Porzingis'in liderlik performansı çok etkileyici. Bu sezon adına bir şey ifade etmese bile gelecek adına güzel sinyaller veriyorlar. Çaylak Frank Ntilikina da kendisini gösterebilirse Knicks taraftarının geleceğe umutla bakmak için yeterli sebepleri olacak.

22. Milwaukee Bucks (4-5)

Sezonun ilk iki haftasının en etkileyici oyuncusu tartışmasız şekilde Giannis Antetokounmpo'ydu. Giannis son yılların en dominant sezon başlangıçlarından birini yaparak Bucks'ı ilk altı maçlarında dört galibiyete taşıdı. Fakat onun daha "insani" performanslar göstermeye başlamasıyla Bucks bir anda düşüş yaşadı ve son üç maçından mağlup ayrıldı. Giannis'ten her maç insanüstü oynamasını beklemek adil değil. Khris Middleton sezona genel olarak iyi girse de üçlük çizgisinin gerisinden zorlanıyor. Bu ikili dışında Malcolm Brogdon ve Tony Snell de sezonu iyi açtılar ama diğer parçalar çok zayıf perfomans gösteriyor, Greg Monroe'nun da sakatlanmasıyla benchin hali içler acısı.

23. Miami Heat (3-5)

Geçen sezonun ikinci yarısındaki müthiş çıkışından sonra Heat'in bu sezon rahatça Playoff yapması bekleniyor fakat sezona pek iyi giremediler. Hassan Whiteside'ın beş maç kaçırması azımsanamayacak bir faktör olsa da ilk sekiz maçta beş mağlubiyet kötü bir başlangıç. Heat için duruma çok kötümser bakmamalarını sağlayacak bir durum Celtics, Wolves ve Nuggets mağlubiyetlerini kıl payı almış olmaları; yani kaybettiği maçları çok kötü oynayarak kaybeden bir Heat görmüyoruz. Aldıkları mağlubiyetler içinde yalnızca Spurs karşısında çift hanelerde fark yediler. Fikstür şansları yanlarında değil, önlerinde uzunca bir deplasman turnesi var. Çıkış yapmaları zaman alabilir.

24. Los Angeles Lakers (4-5)

Hakkında bol bol muhabbet dönen çaylak Lonzo Ball'un sezona kötü bir giriş yapması Lakers'la alakalı konuşmaları domine etse de takım sezona kötü başlamadı. İlk iki hafta itibariyle öngörülenle taban tabana zıt bir profil çiziyorlar. İyi bir hücum takımı ve kötü bir savunma takımı olmaları beklenirken ilk iki hafta sonunda savunma efektifliğinde lig 7.'si, hücum efektifliğinde ise lig 26.'sı konumundalar. Bu durum uzun vadede muhtemelen böyle kalmayacaktır ama yine de ilginç. Ball'un zayıf performansı takımı hayal kırıklığına uğratsa da takımın diğer çaylağı Kyle Kuzma ve önceki senenin iki numara seçimi Brandon Ingram'ın performansları ümit verici.

25. Phoenix Suns (4-5)

Suns sezona öyle bir başlangıç yaptı ki yalnızca bu sezonun değil, NBA tarihinin en kötü takımlarından biri olacaklar gibiydi. İlk üç maçlarında toplamda 92 sayı fark yediler. Bu berbat başlangıç Earl Watson'ın kovulmasına sebep oldu ve Watson kovulunca sanki takıma sihirli değnek dokunmuş gibi takip eden beş maçlarından üç galibiyet çıkarttılar. Takımın oyuncularının Watson'la bir problemi mi vardı? Eric Bledsoe ilk üç maçın ardından Twitter'a "Burada olmak istemiyorum" yazınca oynatılmamaya başlandı, yakında takasla başka bir takıma gidecek. Takımda sezona iyi başlayan yegane isimler Devin Booker ve T.J. Warren.

26. Brooklyn Nets (3-6)

Nets sezona sürpriz şekilde iyi girip ilk beş maçından üç galibiyet çıkarttıktan sonra üst üste dört maç kaybetti ve kendilerinden beklenen seviyeye geldi. Takımın gençleri D'Angelo Russell ile Rondae Hollis-Jefferson'ın performansları ümit verici, iki isim de önceki yıla göre önemli aşama kaydetmiş gibi görünüyor. Bu iki isme Caris LeVert ve çaylak Jarrett Allen da eklenirse Nets gelecek adına uzun yıllar sonra ilk kez umutlu hale gelecek. Koç Kenny Atkinson hücumda rüşdünü yavaş yavaş ispat ediyor, elindeki malzeme güçlendiğinde iyi işler yapabilecek bir koç olduğunun sinyallerini vermeye başladı. Ama şimdilik o günlere yakın değiller.

27. Chicago Bulls (2-5)

Bulls hücumda sezona tahmin edildiği gibi korkunç bir giriş yaptı, bu alanda ligin en kötü takımı konumundalar. Ama savunmada beklentilerin üstünde görünüyorlar, mücadele güçleri hayli yüksek. Robin Lopez ve Kris Dunn bu alanda takıma liderlik eden isimler. Savunma performansları uzun vadede muhtemelen düşüş yaşayacaktır, bu yüzden takımla ilgili asıl umut verici gelişme bu değil. Çaylak Lauri Markkanen'in sezona çok iyi başlamış olması Bulls taraftarları için çok daha heyecan verici bir durum. Finlandiyalı uzun keskin bir şutörlük ve akıcı bir hücum performansı sergiliyor, savunmasının zayıflığına rağmen kaliteli bir oyuncu olacağının sinyallerini veriyor.

28. Sacramento Kings (1-7)

Kings sezonun ilk maçında Rockets'a kök söktürüp ikinci maçında da galibiyet alınca beklenenden sıkı bir takım olacaklarına dair yorumlamalar oldu ama işin öyle olmadığı kısa süre içinde anlaşıldı. Üst üste altı mağlubiyet alarak Batı'nın sondan ikinci sırasına yerleştiler. Takımın kağıt üzerindeki lideri George Hill'in sezona çok silik bir görüntüyle girmesi Kings'in korkunç performansındaki belirleyici detay, şu anda ligin hücumu en zayıf iki takımından biri konumundalar. Hill toparlansa dahi Batı'nın en kötülerinden olduğu gerçeği değişmeyecek ama en azından görüntüleri daha iyi olabilir.

29. Atlanta Hawks (1-8)

Hawks bu sene ligin en kötü takımı olma adına kuvvetli bir aday olduğunu ilk iki haftada fazlasıyla gösterdi. Tahmin edildiği gibi ligin en kötü hücum takımlarından biri olmalarının yanı sıra savunmada da beklenenin de altında bir performans gösteriyorlar ve ilk dokuz maçlarında tek galibiyetleri ligde kendilerinden de çok maç kaybeden tek takım olan Mavericks karşısında geldi. Mavericks sezona çok zor bir fikstürle girdi ve biraz toparlama ihtimalleri var, o yüzden Hawks şu anda ligin en kötü takımı olmak için en kuvvetli aday gibi görünüyor.

30. Dallas Mavericks (1-9)

Mavericks'in bu sezon iddialı bir takım olmayacağı aşikardı ama ligin en kötü takımlarından olmalarını da kimse beklemiyordu. Doğrusu yaptıkları sezon başlangıcı da biraz yanıltıcı olabilir. İlk iki maçlarında Hawks ve Kings gibi zayıf iki takıma kaybetmeleri kötü bir sinyal ama fikstürün geri kalanında sırasıyla Rockets, Warriors, Grizzlies, Grizzlies, Sixers, Jazz, Clippers ve Pelicans'la oynadılar. Başa çıkması pek de kolay bir fikstür değil. Bu zorlu fikstür Kasım ayının kalanında da sürecek, sıradaki maçları da Wolves, Wizards, Cavaliers, Thunder, Spurs, Wolves, Bucks, Celtics, Grizzlies, Thunder ve Spurs ile. Hayırlı işler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder