15 Ekim 2018 Pazartesi

Batı Takım İncelemeleri

1. Golden State Warriors

Warriors geçen sezonun hiçbir döneminde beşinci vitese çıkmamalarına, bariz rehavet emareleri göstermelerine ve kazanmaktan sıkılmış gibi görünmelerine rağmen yine şampiyonluğa ulaşmayı başardı. Rockets onların rehavetinden iyi yararlanıp normal sezonu lider bitirdi ve Konferans Finali'nde imkansız deneni yapmaya da çok yaklaştı ama olmadı. Yazın sanki diğer takımlara attıkları yetenek farkı yetmiyormuş gibi sakatlık sebebiyle değeri düşen DeMarcus Cousins'i de kadroya kattılar. Cousins tüm sezon kenarda bile otursa Warriors açık ara favori olmaya devam edecek. NBA'in yeni getirdiği hareket özgürlüğü kuralları da ligde en çok onlara yarayacak. Yani tam bir zenginlerin daha da zenginleşmesi durumu söz konusu. Ligin en iyi üç oyuncusundan ikisini aynı anda kadrosunda bulunduran ve üstüne iki, hatta Cousins de sayılırsa üç All-Star'ı olan Warriors'ı durdurabilecek tek şey kendileri. Ama geçen sezonki rehavet durumundan ders çıkartacaklarını düşünmek lazım. Yine ligin üstünden silindir gibi geçip üst üste üçüncü ve son beş yıldaki dördüncü şampiyonluklarını almaları kuvvetle muhtemel. Takım 60'ların Celtics'inden beri beri görülmüş en dominant hanedan olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Arada sırada NBA izleyen kitle bu durumdan memnun, sıkı NBA izleyicileri için ise aynısını söylemek zor.

2. Houston Rockets

Chris Paul'ü kadroya kattıktan sonra hiçbir uyum sorunu yaşamayan ve hücumu daha da keskinleşen; Paul'ün yanı sıra P.J. Tucker hamlesi ve yardımcı antrenör Jeff Bzdelik'in savunma stratejileriyle savunma performansı da hayli yükselen Rockets, "yenilmez" Warriors'ı Finalleri göremeden evine göndermeye çok yaklaştı ama olmadı. Yazın Trevor Ariza ve Luc Mbah a Moute gibi takım savunmasında önemli rol oynayan iki ismi ve Jeff Bzdelik'i kaybeden Rockets için yeni sezonun en büyük soru işareti savunmada önceki sezonki kadar keskin olup olmayacakları. Takıma Carmelo Anthony gibi savunmada kötü bir parça eklemiş olmaları da işleri kolaylaştırmıyor. James Ennis telafi hamlesi olarak iyi bir tercih olsa da Rockets'ın savunmada düşüş yaşaması kuvvetle muhtemel. Takımın başını ağrıtabilecek konulardan biri de Chris Paul'ün sağlığı olacak. Paul Konferans Finalinde takımı 3-2 öndeyken sakatlanınca Rockets sürpriz bir zaferin eşiğinden döndü. 33 yaşına geldiği de düşünülünce sağlıklı kalması daha da şüpheli hale geliyor. Rockets Batı'nın ikinci en iyi takımı olma hüviyetini korusa da geçen sezonki keskinliklerini bulmaları zor görünüyor.

3. Oklahoma City Thunder

Geçen sezon takasla kadrosuna Paul George ve Carmelo Anthony'i katan ve yeni sezona iddialı giren Thunder hayal kırıklığı yarattı. Kötü bir başlangıcın ardından sıkı savunmaları ile toparlanıp çıkışa geçseler de savunmanın bel kemiği Andre Roberson'ın sezonu kapatmasıyla takım seviye kaybetti, Playoff ilk turunda da Jazz'a karşı kötü bir tecrübe yaşadı. Başarısız sezonun ardından serbest kalan Paul George'un ayrılma ihtimali kuvvetli görünüyordu fakat George başka hiçbir takımla görüşme dahi yapmadan takımda kaldı. Takıma hiçbir şekilde uymayan Melo'yu postalayıp karşılığında Westbrook'u Dennis Schröder'la yedekleyen Thunder benche de Nerlens Noel'i ekledi. Geçen sezon Melo'ya ve kötü benche rağmen Roberson'lı dönemde ligin en iyi savunmalarından olan Thunder'ın Steven Adams-Paul George-Andre Roberson üçlüsü ve Jerami Grant, Noel gibi isimlerle yine elit olacağını görmek zor değil. Hücumda ise Westbrook ve George'un geçen sezona göre daha keskin olmaları gerekiyor. Sağlıklı bir Thunder takımının savunmaları sebebiyle birçok takıma problem yaratabileceği kanaatindeyim ama geçen seneki kötü tecrübelerini de unutmamak lazım.

4. Utah Jazz

Jazz'ın Gordon Hayward'ı Celtics'e kaptırdıktan sonra seviyesini koruyabilmesi, hatta daha ileriye gitmesi geçen sezonun sürprizlerindendi. Bu durumun başlıca sebebi kuşkusuz beklentilerin çok üstüne çıkan Donovan Mitchell'ın başarıyla takımın birinci opsiyonu haline gelmesiydi. Jazz sezona hücumda zorlanarak girdi, daha sonra Rudy Gobert'in sakat olduğu dönemde hücumların toparlanıp savunmaları düşüş yaşadı. Fakat Gobert dönünce hücum çıktığı yerde kaldı, savunması ise ligin en iyisine dönüştü. Playoff'ta Thunder'ı parçalayıp ikinci tur gören Jazz'ın Yılın Savunmacısı Rudy Gobert'in yanı sıra Derrick Favors, Ricky Rubio, hatta Joe Ingles ve bench oyuncularını düşününce savunmada yine ligin en iyisi olması beklenebilir. Takımın bir gömlek yukarı çıkmak için ise hücumda gelişmeye ihtiyacı var. Bunun için Donovan Mitchell'ın gelişimi ön plana çıkıyor ama geçen sezon çıkış sinyalleri veren Dante Exum ve her sene etkisi daha da artan Joe Ingles de atlanmamalı.

5. New Orleans Pelicans

DeMarcus Cousins-Anthony Davis ikilisi tam birbirlerine uyum sağlamış, Pelicans çıkışa geçmişken Cousins'in aşil tendonunu kopartmsı Pelicans için sonun başlangıcı olacak gibi görünüyordu ama sezonun devamı hiç de öyle gelişmedi. Takasla gelen Nikola Mirotic takıma cuk oturdu, Anthony Davis insanüstü bir seviyeye çıktı, Jrue Holiday de ikinci opsiyon olarak çok etkili oldu. Playoff ilk turunda Blazers'ı süpürüp sonra Warriors'a elenen takım yazın Julius Randle hamlesiyle benchine çok önemli bir ekleme yaptı. Üç numarada halen boşlukları var ama pota altı rotasyonu olarak NBA'in en iyilerinden biriler. Randle pota altı skorerliği ve birebirde sert bir isim olmasıyla Davis için iyi bir partner, top sürüp oyun kurabilmesiyle de benchin yaratıcı gücü olabilecek bir isim. Pelicans'ın Rajon Rondo'nun yerine Elfrid Payton'ı koyması problem yaratabilecek bir unsur olsa da takımın Batı'nın sağlam Playoff takımlarından biri olmaya devam etmemesi için bir sebep yok. Başlarını ağrıtsa ağrıtsa Anthony Davis'in sakatlık sorunları ağrıtabilir. Bu sezon takım için büyük önem taşıyor keza başarısız bir yıl Davis'in ayrılmak istemesine sebep olabilir.

6. Denver Nuggets

Üst üste ikinci kez Playoff'u kıl payıyla kaçıran Nuggets şeytanın bacağını bu sezon kırmayı umuyor. Geçen sezon takımın büyük hamlesi olan Paul Millsap sakatlık problemleriyle uğraştığından takımı tam potansiyeliyle görememiştik. Nuggets hücumu ligin en patlayıcılarından biri, Nikola Jokic'in pasörlüğünün merkez olduğu sistemde Jamal Murray, Gary Harris ve Will Barton skorerler olarak iyi iş çıkartıyorlar. Takım için sıkı bir Playoff ekibi olmanın yolu savunmadaki kötü görüntülerinden uzaklaşmalarından geçiyor. Millsap'in değeri burada ortaya çıkıyor ama Millsap tek başına takımın savunmasını vasat üstüne çıkartacak değil. Jokic'in ayak yavaşlığı sorununu çözmeye yönelik çaba sarf etmesi, Murray-Harris ikilisinin savunmadaki dinamizminin artması takım için önemli. Harris'in bu yönde potansiyeli mevcut ama önemli gelişim göstermesi gerekiyor. Nuggets'ın patlayıcı hücumu onları Playoff takımı yapmak için yeterli ama daha da iddialı bir takıma dönüşüp dönüşmeyecekleri savunmalarına bağlı.

7. Los Angeles Lakers

Lakers'ın yeniden yapılanma süreci nihayete erdi ve LeBron James sirki Hollywood'a geldi. Lakers'ı bu kadar süre iddiasız görmeye alışık olmayan taraftarın normalde tekrar iddialı hale gelmeyi dört gözle bekleyeceğini düşünürsünüz fakat Kobe Bryant-LeBron James muhabbeti sebebiyle LeBron'dan hazzetmeyenlerin sayısı fazla olduğundan hamle Lakers taraftarlarını ikiye böldü. Genç Lakers takımına LeBron James'in yanı sıra hayli garip bir rol oyuncusu ekibi katıldı. LeBron'la geçmişte pek çok kez takışan Lance Stephenson ve Rajon Rondo; basketbol zekası konusunda pek de hoş şöhretleri olmayan JaVale McGee ve Michael Beasley hamleleri hayli ilginçti. McGee takımın tek pivotu olarak savunmada zayıf görünen Lakers takımı için önemli bir rol oynayacak, ona güvenmek ne kadar doğru, göreceğiz. Kuzma, Ingram, Ball gibi gençlerin LeBron'a uyum sağlaması gerekiyor, bunun için dış şutlarında istikrar sağlamaları şart. Lakers hücumda çok tehlikeli fakat savunmada zayıf bir takım görüntüsü çiziyor, Playoff yapmaları uyum sürecinin uzunluğuna bağlı olacak.

8. Portland Trail Blazers

Uzun süredir hücumda elite yakın, savunmada ise ligin dibine yakın bir takım olarak bildiğimiz Blazers geçen sezon kadrosunda çok bir değişim olmamasına rağmen karakter değiştirerek savunmasıyla öne çıkan bir takım haline geldi. Bunun Jusuf Nurkic'in takımda ilk tam sezonunu geçirmesine bağlayabiliriz. Sıkı savunmayla Damian Lillard & C.J. McCollum ikilisinin skorerliğini birleştiren takım Batı'da üçüncü sırayı elde etmeyi başardı. Fakat ilk turda iç saha avantajına rağmen Pelicans tarafından süpürülerek sezonu kötü kapattılar ve yeni sezonda yine izleyicileri potansiyellerinin daha fazla olduğu yönünde ikna etmeye çalışacaklar. Blazers an itibariyle bir "normal sezon takımı" görüntüsünde ve normal sezonda gösterecekleri performans ne olursa olsun bu algıyı kırmaları pek de mümkün değil, rüştlerini ispatlayacakları yer Playoff olacak. Ama Playoff yapmak da çantada keklik değil, Blazers geçen sezon sağlık yönünden rakiplerine göre daha şanslıydı, rakiplerinin tamamı sakatlık problemleri yaşarken onlar sağlıklı kaldı. Bunun yanında 3-9. sıraları birkaç maçın ayırdığı da düşünülünce yerlerinde saymaları sıralamada gerilemeleri anlamına gelebilir.

9. Memphis Grizzlies

Mike Conley'nin sezon başında sakatlanıp sezonu kapatması sebebiyle bir yılı heba olan Grizzlies, takımın yaşlanması sebebiyle yeniden yapılanmaya girmek yerine draftta yüksek sıradan seçim yapıp yeniden Playoff kovalama yolunu seçti. Mike Conley-Marc Gasol ikilisi onları yine Playoff mücadelesi içinde tutabilir fakat yan parçaların Batı mücadelesi için yeterli olduğu tartışılır. Takım geçen sezon Conley'nin yokluğunda hücumu sırtlayan Tyreke Evans'ı da kaybetti. Marc Gasol'ün de özellikle savunmada eski günlerinden uzak olduğu da düşünülürse Grizzlies'in Playoff yapabilmesi için gençlerinden büyük katkı alması gerekiyor. Çaylak Jaren Jackson Jr. ilk sezonunda beklentileri aşan bir performans gösterirse, ya da Dillon Brooks, Ivan Rabb gibi isimler büyük bir çıkış yaparsa Grizzlies'i Playoff potasında görebiliriz. Kyle Anderson, Garrett Temple gibi hamlelerle savunmalarını sağlamlaştırdılar ve iyi bir savunma takımı olacaklarını öngörmek zor değil ama hücumları Playoff yapmak için yeterli olmayabilir. Takımın herhangi bir iddia sahibi olması için Conley'nin sağlıklı olmasının şart olduğu ve bu koşulun önemli risk taşıdığı da unutulmamalı.

10. Minnesota Timberwolves

Jimmy Butler'ın takıma katılışıyla oyunun her iki yönünde de gelişme kaydeden ve NBA'in en uzun aktif Playoff yapamama serisine son veren Wolves yazın Butler'ın takımdan ayrılmak istediğini açıklamasıyla sarsıldı. Butler'ın takımdan ayrılmak isteme sebebi olarak Karl-Anthony Towns ve Andrew Wiggins'in iş ahlaklarından memnun olmaması, Wiggins'in kendisinden önce maksimum kontrat alması gibi birkaç sebep öne sürüldü. Sebep ne olursa olsun Butler'ın Wolves macerası sadece bir sene ve takas olana kadar geçecek süre neyse ondan ibaret kaldı. Sezon başlarken Butler hala takas olmadığından Wolves'un durumunu kestirmek güç, ama sözleşmesinin bitmesine bir yıl kalan Butler için onun boşluğunu doldurabilecek bir paket almalarını çok zor olduğundan bu sene Playoff yapmaları zor görünüyor. Ligin en kötü savunma takımlarından biri olmaya devam ediyorlar ve Towns ile Wiggins'in bu alandaki performanslarında bir değişim olmazsa öyle de kalacaklar. Wiggins'e verdiği fahiş kontratla hem takımın finansal esnekliğini yok eden hem de -muhtemelen- Butler'ın takımdan ayrılmak istemesine sebep olan Tom Thibodeau'ya yol vermek onlar için en hayırlısı olur.

11. San Antonio Spurs

Geçen sezon Spurs adına son 20 yılın en sıkıntılı olanıydı. Problemsiz, tıkır tıkır işleyen bir kulüp olarak bildiğimiz Spurs ilk kez bir yıldızıyla problem yaşadı ve Kawhi Leonard sakatlığının yönetimi konusunda Spurs'le ayrı düşerek takımla bağını koparttı. Onun yokluğunda hücumda ciddi düşüş yaşayan Spurs yıllar sonra ilk kez Playoff'u kaçırmanın eşiğine geldi fakat ne yapıp edip bir şekilde yine Playoff yapmayı başardılar. Yazın Kawhi Leonard'ı takas edip DeMar DeRozan'ı kadroya katan Spurs hücumda doğal olarak daha iyi bir takım olacak ama Danny Green ve Kyle Anderson'ın takımdan ayrılması ve Dejounte Murray'nin sezon başlamadan önce ön çapraz bağını kopartması sebebiyle takımın ana dayanağı olan savunmada büyük gerileme yaşaması muhtemel. Orta mesafelere ve post oyunlarına dayalı hücumlarıyla ligdeki duruma ters bir görüntüsü olan Spurs'ün savunmadaki sertliğini kaybetmesi ve işleri hücumuyla götüren bir takıma dönüşmesi takımın zayıflamasına sebep olabilir. Gregg Popovich ve Spurs yıllardır kendilerini küçümseyenleri utandırdığı için Spurs'ün Playoff yapamayacağını tahmin etmek zor geliyor ama rakip takımlar sakatlık sorunları yaşamadıkça işleri zor.

12. Los Angeles Clippers

DeAndre Jordan'ın da takımdan ayrılmasıyla Clippers'ta Chris Paul-Blake Griffin-DeAndre Jordan üçlüsünün liderliğindeki "Lob City" döneminden koç Doc Rivers hariç kimse kalmamış oldu. Jerry West'in direksiyonunu eline aldığı Clippers şu anda olabildiğince fazla kaliteli parça toplayıp, finansal anlamda esneklik yaratarak serbest oyuncu piyasasında etkin bir aktör olma stratejisi izliyor. Bu doğrultuda takımın elinde çok sayıda kaliteli ilk beş oyuncusu ve rol oyuncusu var fakat All-Star seviyesinde herhangi bir oyuncu yok. Hücumda da savunmada da dengeli bir takımlar; Tobias Harris, Danilo Gallinari, Lou Williams gibi kaliteli skorerleri, Patrick Beverley, Avery Bradley gibi sıkı dış savunmacıları var. Takımın Playoff seviyesinde olmamasında ne hücumda ne de savunmada gerçek bir lider figürlerinin olmaması ana faktör. Buna rağmen üstteki takımların şu ya da bu sebeple tökezlemesi halinde Clippers Playoff potasında kendisine yer bulabilir; fırsatlardan istifade etmelerini sağlayacak kadro kalitesine sahipler. Her ne olursa olsun Clippers ligin kafaya oynamayan takımları içinde en mantıklı idare edilenlerden bir tanesi ve gelecekleri karanlık değil.

13. Dallas Mavericks

Dirk Nowitzki'nin son yıllarını yeniden yapılanma içerisinde geçiren Mavericks geçen sezon ligin en zayıf takımlarından biri olmanın karşılığını draftta Luka Doncic gibi heyecan verici bir yeteneği kadrolarına katarak aldı. Doncic'in takıma yeni bir enerji aşılayacağı kesin. Takım aynı zamanda birkaç yıl önce kendileriyle imzalamanın eşiğinden dönen DeAndre Jordan'ı da kadroya katarak Doncic'e iyi bir pick 'n' roll partneri bulmuş oldu. Yeniden yapılanan bir takımın Jordan gibi bir ismi bir seneliğine kadrosuna katması garip bir hmale gibi görünebilir ama takımın potansiyelli kısaları Doncic ve Dennis Smith Jr.'ın gelişimleri açısından bu tarz bir uzunun varlığı değerli. Mavericks hücumda becerikli, üretken fakat istikrarsız; savunmada ise çok zayıf bir takım olacak gibi. Hücumda ne kadar iyi olduklarını Doncic'in lige adaptasyon hızı, Smith'in göstereceği gelişim ve Wes Matthews ile Harrison Barnes'ın şut istikrarları belirleyecek. Bu alanda ortalama üstü olmaları muhtemel, bu da ligin dibinde yer almalarının önüne geçebilir. Doncic'i almalarını sağlayan takasta 2019 draft haklarını ilk 5 sıra korumalı olarak vermiş olmaları da sezonun son bölümünde tanking moduna geçip geçmeyeceklerini belirlemesi açısından önemli.

14. Sacramento Kings

Ligin en genç kadrosuna sahip Kings'in elinde potansiyelli fakat ham bir oyuncu çekirdeği var. De'Aaron Fox, Buddy Hield gibi isimlerin bu sezon gelişim göstermesi beklenebilir, bu iki isme Bogdan Bogdanovic de eklendiğinde Kings'in kısaları gayet iyi görünüyor. İşlerin karıştığı yer frontcourt. Ham ve istikrarsız oyuncularla dolu Kings uzun rotasyonuna yine bu formata uyan Marvin Bagley ve Harry Giles eklenecek. Kolejde atletizmi ve gücüyle terör estiren Bagley'nin bu oyun stilini NBA'e adapte edip edemeyeceği konusunda soru işaretleri mevcut. Bunun yanında takımın iç numarada da opsiyon sıkıntısı mevcut. Ligin en atletik ve en uzun kollu takımlarından biri olan Kings'in Dave Joerger yönetiminde fiziksel avantajlarını ön plana çıkartıp mücadeleci bir oyun stiliyle maçlar kazanması beklenebilir fakat bunun onları ligin dibinden çıkartacak bir istikrarda olması pek muhtemel değil. Kings için bu sezon ellerindeki gençlerin gelişiminin devam etmesi her şeyden önce geliyor, draft hakları Celtics'e gideceği için tanking yapmanın onlar için bir anlamı yok, bu da Batı'da tanking yapmaya çalışan takımlara karşı öne çıkmalarına sebep olabilir.

15. Phoenix Suns

Geçen sezon ligin en zayıf takımı olan Suns için bu sezon da çok farklı olmayacak gibi duruyor. Takımın başına Slovenya'yı Eurobasket şampiyonluğuna taşıyan Igor Kokoskov'u getiren Suns, draftta da Arizonalı pivot Deandre Ayton'ı kadrosuna kattı. Takımın yüklü bir kontrat vererek takımın franchise player'ı olarak tayin ettiği Devin Booker geçen sene daha fazla Playoff kaçırmak istemediğini ifade etmişti. Belki de onu tatmin etmek için Suns birkaç veteran takviyesi yaparak iddialı olmaya çalışacaklarının sinyalini verdi ama Trevor Ariza ile Ryan Anderson'ın dertlerine derman olacaklarını düşünüyorlarsa kendilerini kandırıyorlar. Suns ligin en kötü savunmasına sahip ve kolejde savunma performansı eleştirilen Ayton en azından şimdilik savunmada takım için bir pozitif faktör olacağa benzemiyor. Hücumda takımın potansiyeli var ama bu potansiyelin gerçeğe ne ölçüde yansıyacağı bir soru işareti. Takımın oyun kurucusuz olması büyük handikap, genç bir takımın oyunu yönetebilen bir oyuncu olmadan gelişmesi zor. Booker'ı oyun kurucu olarak oynayıp yeni bir James Harden olmasını bekleyecekler gibi duruyor, şu an için pek akla yatkın görünmüyor. Takım için bu sezonun en önemli meselesi genç oyuncuların gelişimi olacak.

Doğu Takım İncelemeleri

1. Toronto Raptors

Raptors tarihinde ilk kez Doğu'yu lider bitirip, daha gelişmiş bir takım olarak girdiği Playoff'ta yine ikinci turda Cavaliers tarafından süpürülünce GM Masai Ujiri değişim düğmesine bastı. Dwane Casey kovulup yardımcısı Nick Nurse başa geçirildi ve DeMar DeRozan ile Jakob Poeltl gözden çıkartılarak Kawhi Leonard kumarı oynandı. Los Angeles'a gitmek istediğini söyleyen ve önümüzdeki yaz serbest kalacak Leonard'ı kalmaya ikna edip edemeyeceklerini seneye göreceğiz. Ama bu sezon özelinde Kawhi'ın sakatlık öncesi formunu bulması durumunda Raptors'a seviye atlatacağı kesin. Ligin en iyi dış savunmacısı olan Kawhi'ın zayıf bir savunmacı olan DeRozan'ın yerini alması burada büyük bir seviye artışına sebep olacağı gibi, Leonard'ın hücumda daha istikrarlı ve güvenilir olması da takıma yıllardır aradığı lideri sağlamış olacak. Leonard takasında Danny Green de takıma katıldı ve bu şekilde Spurs'ün geçtiğimiz yıllardaki bunaltıcı dış savunmasının iki lideri de Raptors'a geçmiş oldu. Bunun yanında geçen szon savunması, pasörlüğü ve yavaş yavaş şut da sokmaya başlamasıyla Draymond Green'e benzetilmeye başlanan Pascal Siakam'ın ilk beşe yerleşmesi ve Serge Ibaka'nın beş numaraya kaymasıyla Raptors ilk beşi ligin en iyi savunma beşlerinden biri haline geliyor. Takımın hücumu da özellikle Playoff'ta daha istikrarlı hale gelmeye aday. Geçen sene ligin en iyi benchine sahip olan Raptors Jakob Poeltl'ı kaybedip Pascal Siakam'ı da ilk beşe gönderdi fakat Jonas Valanciunas ile OG Anunoby'nin benche kaymasıyla yine ligin en iyilerinden olacaklar. Raptors Doğu rekabetinde Celtics ile birlikte öne çıkıyor. Celtics'e göre 3 ve 4. opsiyonlarının daha düşük profilli olması negatif, Doğu'nun en iyi oyuncusuna sahip olmaları ise pozitif bir faktör. Finale gidebilirlerse savunmalarıyla Batı'dan gelen takımın -muhtemelen Warriors'un- başını ağrıtabilirler.

2. Boston Celtics

Celtics hayli ilginç bir sezonu geride bıraktı. Konferans Finali yapan kadronun ana rotasyonunun büyük oranda değişmesi, Kyrie Irving ve Gordon Hayward hamleleriyle artan beklentiler, Hayward'ın ilk maçında ayağını kırmasıyla gelen hayal kırıklığı, savunmada müthiş bir gelişme kaydedilerek ligin en iyisi haline gelinmesi, çaylak Jayson Tatum ve ikinci yılındaki Jaylen Brown'un artan sorumluluğa çok iyi cevap vermesi, sezon sonunda Kyrie Irving'in de sakatlanması ama takımın buna rağmen Finalinden eşiğinden dönmesiyle akılda kalıcı bir yıldı. Yeni sezonda Hayward ve Kyrie'nin dönmesiyle takım üzerindeki beklenti artmış olacak. Geçen yıl ligin en iyi savunmasına sahip olan Celtics'in bu sezon Hayward'ın ilk beşe yerleşip Aron Baynes'in benche gitmesiyle oluşacak farklılıktan olumsuz etkilenmemesi halinde savunma performansını koruması beklenebilir. Çok yönlü Tatum-Brown ikilisi, Horford'ın pota altındaki etkisi ve benchten gelen Smart ve Baynes ile takımın savunması çok sağlam. İlk beşin tamamı dış şut sokabiliyor, üçü kendi şutunu yaratabiliyor ve birden fazla oyun kurma opsiyonu mevcut. Takım için en büyük soru işareti opsiyonlar arasındaki hiyerarşiyi belirlemek olacak. Tatum Playoff'taki performansıyla kendisini hiyerarşide öne çıkarttı ve geri adım atmak istemeyecektir. Sakatlanmadan önce All-Star olan Hayward da yeniden aynı seviyeye çıkmak niyetinde olacak. Bu, Jaylen Brown'un rolünün küçülmesine sebep olabilir, onun bu duruma nasıl cevap vereceği de önemli. Ama ligde bu meselelerin üstesinden geleceğine inanılacak bir koç varsa o da Brad Stevens.

3. Philadelphia 76ers

Philly, Sam Hinkie'nin uğrundan işinden olduğu "Process", yani "Süreç" döneminin meyvelerini nihayet toplamaya başladı. Joel Embiid'in normal sezonun sonu hariç sağlıklı kalması, Ben Simmons'ın çaylak sezonunda hakkında "yeni Magic Johnson" yakıştırmaları yapılmasına sebep olan bir performans göstermesi ve yapılan şutör takviyeleriyle Sixers beklentileri aştı ve Doğu'da 3. oldu. Bu sezon takımdan artık Doğu şampiyonluğunu zorlayacak hale gelmesi bekleniyor. Embiid-Simmons ikilisi ve etraflarındaki Saric, Covington, Redick gibi kaliteli parçalar sebebiyle ortada böyle bir beklenti olması normal. Fakat Sixers'ın önceki sezonun ikinci yarısında yaptığı çıkışta büyük pay sahibi olan bench şutörleri Marco Belinelli ve Ersan İlyasova'nın yerini dolduramaması benchlerinin zayıflamasına sebep oldu ve bu durum Raptors, Celtics, hatta Bucks ve Pacers'ın güçlendiği bir ortamda başlarını ağrıtabilir. Embiid ve Simmons'tan gelişim beklendiği bir gerçek ama takımın asıl x-faktörü önceki sene draftta ilk sıradan seçildikten sonra omzundan sakatlanıp esrarengiz bir şekilde şut atmayı unutan Markelle Fultz'un ikinci yıl performansı olabilir. Sixers ligin en sağlam savunmalarından birine sahip ve hücumda da Embiid'in top kayıpları, Simmons'ın şut atamaması, Embiid dışında kendi şutunu yaratabilen bir skorerlerinin olmaması gibi sorunları olsa da iyi durumdalar. Fakat eksikleri, gedikleri daha dengeli Raptors ve Celtics'ten fazla olduğu için şimdilik bu iki takımın gerisinde görünüyorlar.

4. Milwaukee Bucks

Geçen sezon Jason Kidd'in takıma üç sayı kullandırmamak ve adam değişmeye dayalı değil sıkıştırmaya dayalı bir savunma yaptırmak yönündeki ısrarları Bucks'ın elindeki potansiyelin çok altında kalmasına sebep olmuştu. Kidd'in sezon ortasında kovulmasının ardından yerine geçen yardımcısı Joe Prunty'nin pek bir şey değiştirdiği söylenemez. Bu koç dezavantajına rağmen Celtics'i yedinci maça kadar zorlayan Bucks'ta Giannis Antetokounmpo-Khris Middleton ikilisi takımı taşıma potansiyellerini gösterdi. Hawks'ta beklentileri aşan performans konusunda uzmanlaşan Mike Budenholzer'ın takımın başına geçmesiyle Bucks'ı bambaşka bir seviyede görmemiz kuvvetle muhtemel. Geçen son pota altında Giannis'in yanında sürekli şut atamayan John Henson'ı oynatan ve savunma ribauntlarında zorlanan Bucks Brook Lopez'i kadroya katarak hem alan boşaltma konusunda önemli bir adım attı, hem de Lopez ribauntları kendi toplamasa da boxout konusunda başarılı bir isim olduğundan ribaund sorununa el atmış oldu. Ama Budenholzer'ın takıma asıl etkisi işin savunma kısmında olabilir. Bucks'ın savunmadaki uzun kollu ve atletik oyuncu sayısının fazlalığı sebebiyle adam değişimine dayalı bir stratejiyle ligin sağlam savunma takımları arasına girme potansiyeli var. Doğu'nun en iyi iki oyuncusundan birine sahip olan Bucks Raptors ve Celtics'in bir gömlek altında ama Sixers'la aynı seviyeye gelmemeleri için bir sebep yok.

5. Indiana Pacers

Pacers geçen sezonun en büyük sürprizlerinden biriydi. Takımın beklentilerin çok ötesine geçmesinde başrolde kuşkusuz Victor Oladipo vardı. Paul George takasında Domantas Sabonis'le birlikte takıma katılan Oladipo'nun kilo verip vücudunu daha fit hale getirmesi patlayıcılığını bambaşka bir seviyeye çıkardı, üstüne dış şutları da gelişince birden ligin en iyi iki kısaları arasına girdi. Oladipo'nun birinci opsiyon olarak George'un yerini başarıyla doldurmasıyla savaşçı bir takım yapısını birleştiren Pacers Playoff'a beşinci sıradan girip Cavaliers'ı da yedinci maça kadar zorladı. Takım yazın istikrarsız Lance Stephenson'ın yerine geçen sezon kariyerini yeniden ayağa kaldıran Tyreke Evans'ı koyarak ligin en iyi altıncı adamlarından birini kadrosuna katmış oldu. Evans dışında Kyle O'Quinn, Doug McDermott gibi hamlelerle takımın benchi büyük seviye atladı. Takım geçen sezon Playoff'ta gösterdikleri performansı istikrarlı hale getirebilirse Doğu'nun ikinci seviye takımlarından biri olmanın ötesine geçip yukarıdaki takımları zorlayan bir yapıya bürünebilir. Tabii konferanstaki rakiplerinin de güçlendiği unutulmamalı. Takım için bu sezon gelişim adına kilit bir husus üçüncü sezonunda beklenen patlamayı yapamayan Myles Turner'ın dördüncü yılında nasıl bir görüntü çizeceği. Keza takımda ikinci yıldız olma potansiyeline sahip isim o.

6. Washington Wizards

Elindeki kadro ile performansı arasında negatif anlamda en büyük fark bulunan takımlardan olan Wizards takım içi kimya sorunlarının damgasını vurduğu geçen sezon Playoff'a ancak sekizinci sıradan girebildi. Yazın sezon içinde John Wall'la takışan Marcin Gortat ile yollarını ayıran ve yerini Dwight Howard'la dolduran Wizards yine kağıt üstünde iddialı bir takım olmaya hazır görünüyor fakat sorunların bazen bol olduğu bir soyunma odasına gittiği her yerden tatsız ayrılan Howard ile Clippers'ta patronun oğlu olarak pek de rahat durmayan Austin Rivers'ın eklenmesi Wizards'ı yine bir pembe diziye çevirebilir. Kağıt üstünde hem hücumda hem de savunmada birbirlerini kusursuz şekilde tamamlıyor gibi görünen John Wall-Bradley Beal-Otto Porter üçlüsünün top paylaşma konusunda sıkıntılar yaşaması, takımın savunmadaki efor seviyesinin hayli istikrarsız olması gibi sorunlar Wizards'ın yine potansiyelinin altında bir performans göstermesine sebep olabilir. Geçen sezon sakatlıklarla uğraşıp zayıf bir geçiren John Wall bu sezon tekrar rüşdünü ispatlamak isteyecektir. Wizards takım kimyası tutmasa bile yetenek seviyesiyle hücumda sıkı bir takım olmaya aday fakat gerçekten iddialı bir takıma dönüşmeleri için savunmadaki efor seviyelerinin yükselmesi gerekiyor.

7. Miami Heat

Heat iki sezondur mütevazi sayılabilecek kadrosundan beklenen performansın üstüne çıkıyor. Rol oyuncularına yüklü kontratlar verdikleri için hamle konusunda kendilerini sınırladılar ve kendi içlerinde gelişim kaydetmeyi umuyorlar. Heat'in sıkı mücadele edeceği ve fiziksel oyundan, yeni kurallar elverdiğince vazgeçmeyeceğini öngörmek zor değil fakat Doğu'da üst tur gören bir Playoff takımı olmak için hücumdaki yetenek seviyeleri fazla kısıtlı görünüyor. Ucundan kıyısından All-Star olan Goran Dragic'i All-Star kalibresinde saymaz isek Heat Doğu'da Playoff takımları içerisinde All-Star'a sahip olmayan tek takım. Geçen sezon sakatlıkların etkisiyle performansı düşen ve teknik heyetle arası bozulan Hassan Whiteside'ın yapacağı dönüş takım için belirleyici faktörlerden olacak. Takımın gelişim kaydetmek için umut bağladığı Josh Richardson, Justise Winslow ve Bam Adebayo'nun gelişimleri de takımın yalnızca gelecekteki değil, bu sezonki potansiyelini de belirleyecek. Heat karşılaştığı takımların güllük gülistanlık maçlar çıkartmasını engelleyebilecek kadro yapısı ve teknik kadroya sahip fakat Doğu'da önde gelen takımlarıyla rekabet etmeleri bu hücum kısırlılığıyla mümkün değil. Geçen sene Playoff'ta artık emeklilik zamanı gelen ve nitekim bu sezonun sonunda emekli olacağını da açıklayan Dwyane Wade'in eline bakmaları hücumdaki opsiyon yetersizliklerinin en güzel kanıtıydı.

8. Detroit Pistons

Geçen sezonun ortasında takasla Blake Griffin'i kadrosuna katan Pistons bu hamle sonrası kısa süreli bir çıkış yaşamış fakat sonradan normale dönerek Playoff'u kaçırmıştı. Fakat Pistons'ın oyun kurucusu Reggie Jackson'dan birçok maçta faydalanamadığı faktörü göz önünde bulundurulduğunda Pistons'ın bu sezon daha bir takım görüntüsünde olması beklenebilir. Yılın Koçu ödülünü kazandığı Raptors'tan ayrılarak Pistons'ın başına geçen Dwane Casey'nin takım üzerinde yapacağı etki de merak konusu. Casey'nin işin savunma tarafında olumlu bir etki yapması muhtemel. Takımı bekleyen sezonların başında dış şutlar geliyor. Andre Drummond şut atamadığı için pota altı partneri Blake Griffin'in bu noktada istikrar sağlaması takım için çok önemli. Üç numarada başlayan ve savunmada önemli katkı sağlayan Stanley Johnson'ın da hücumda takıma zarar vermeyip uzun süreler alabilmesi dış şutlarında gelişme sağlamasına bağlı. Pistons All-Star kalibresinde iki uzunu ve faydalı yan parçalarıyla Playoff takımı hüviyetinde fakat potansiyellerini arttırmaları için hücumda akıcılık kazanmaları, bunun için de dış şutlar konusunda önemli gelişim kaydetmeleri gerekiyor.

9. Charlotte Hornets

Hornets geçen sezon Nicolas Batum'un sakatlığı ve dönüşü sonrası bir süre ritim bulamaması, Cody Zeller'ın sezonun büyük bölümünü kaçırması gibi sebeplerle Playoff yarışında geriye düşüp Kemba Walker'ın büyük çabalarına rağmen potaya girmeyi başaramadı. Genel menajeri ve koçunu değiştiren Hornets'ın reset tuşuna basabileceği konuşuluyordu, fakat takım Dwight Howard hariç rotasyonunu bir arada tutmayı ve gençlerinin göstereceği gelişim yoluyla iddiasını arttırma yolunu tercih etti. Bunda önemli bir faktör ellerindeki yüklü kontratlardan takas yoluyla kurtulmaya çalışmanın iyi sonuç vermeyeceği düşüncesi olabilir. Hornets'ın elinde Playoff yapabilecek bir kadro var, ama bunun için kadrodaki birkaç oyuncunun gelişim kaydetmesi gerekiyor. Michael Kidd-Gilchrist o beklenen çıkışı yapacak gibi durmuyor, ümitler Jeremy Lamb ya da çok zayıf bir çaylak sezonu geçiren Malik Monk'a bağlanabilir. Hornets oyunun iki yönünde de dengeli ve ligin orta sıralarında yer alan bir takım olarak Doğu Konferansı'nda da orta sıra takımı olmaya mahkum gibi görünüyor. Geçen sezonu 9. bitirmişlerdi, bu sezon da orada olmaları şaşırtıcı olmaz.

10. Brooklyn Nets

Billy King'in 2013'teki facia takaslarıyla ligin geleceği en karanlık takımı haline gelen Nets'in genel menajeri Sean Marks'ın King dönemi enkazında iyi iş çıkarttığını söylemek gerek. Kenny Atkinson gibi iyi bir koçu takımın başına getirmesinin yanı sıra takımın draft haklarının yıllar boyunca Celtics'e devrolmasına rağmen hiç de fena sayılmayacak bir genç çekirdek oluşturmayı da başardı. Nets 2018 NBA Draftı'ndaki hakkının da devrolmasıyla bu illet dönemden çıktı ve 2019'da uzun süre sonra ilk kez kendi draft haklarıyla seçim yapacaklar. Ama takım eskisi kadar kötü değil. Kenny Atkinson'ın topu iyi paylaşan ve sıkı savaşan ekibi Brad Stevens'ın Celtics'in başına ilk geçtiği dönemi hatırlatıyor. Eğer D'Angelo Russell, Caris LeVert, Rondae Hollis-Jefferson ve Jarrett Allen'tan oluşan genç çekirdek iyi gelişim gösterir, Sean Marks da iyi draft performansını sürdürürse Nets'in yakın dönemde kuvvetli bir takıma dönüştüğünü görebiliriz. Fakat bunun 2018-19 sezonunda gerçekleşmesini beklemek biraz hayalcilik olur. Nets oyunun her iki yönünde de potansiyel vaat etmekle birlikte şimdilik lig ortalamasının altında ve Playoff yarışına girmeleri zor görünüyor. Üsttekiler teklerse belki.

11. Cleveland Cavaliers

LeBron James Cleveland'daki son sezonunda Cavaliers'ı bir şekilde yine NBA Finalleri'ne götürmeyi başardı ama Finallerde Warriors karşısında tahmin edilebileceği üzere bir varlık gösteremeyip süpürüldüler. LeBron'un takımdan ayrılmasının ardından Cavaliers'ta bir yaprak dökümü yaşanması bekleniyordu fakat Kevin Love'ın sözleşmesini uzatması ve veteranların takımda kalmasıyla takım stratejilerinin yine Playoff'u kovalamak olduğunu ortaya koydu. Ama kazın ayağı öyle olmayabilir. Cavs'in yan paçaları geçen sezon hiç de iyi bir görüntü çizmedi ve Rodney Hood, Jordan Clarkson, J.R. Smith ve Tristan Thompson gibi isimlerin LeBron James'siz bir ortamda artan sorumluluğa cevap vereceklerini düşünüyorlarsa bu rüyadan uyanmaları kendileri açısından iyi olur. Kevin Love'ın sağlıklı kalması durumunda o ve George Hill, Kyle Korver gibi kaliteli rol oyuncuları takımı ligin en kötü takımlarından biri olmaktan uzak tutabilir fakat Love'ın son birkaç yılda sakatlık problemleri sebebiyle önemli süreler kaçırdığını da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Eğer Cavs All-Star arasına gelindiğinde Playoff yarışında kabul edilebilir bir noktada değilse tanking moduna geçmeleri kendileri için çok daha mantıklı bir hareket olur. Ellerinde pek fazla potansiyelli genç yetenek yok.

12. Orlando Magic

Ligin ne yöne gideceği en belirsiz ekiplerinden Magic elindeki potansiyelli oyuncu sayısını arttırsa da bu oyuncuların birbirlerine uyumu soru işareti. Takımın en önemli iki yeteneği olan Aaron Gordon ve Jonathan Isaac dört numarada oynamayı tercih eden ve üç numaraya kaydıklarında verimlilikleri düşen isimler. Draftta yapılan Mohamed Bamba hamlesiyle Magic über atletik, ahtapot kollu bir çekirdek oluşturdu ama bu isimlerin birbirine uyumu vakit alacak. Takımın bu sezona dair en büyük problemi ise oyun kurucusuz olmaları. D.J. Augustin ilk beş için çok yetersiz bir oyun kurucu, iki numaradaki skorer Evan Fournier de oyun kurma becerisi zayıf bir isim. Skor opsiyonları Nikola Vucevic, Gordon ve Fournier olup oyun kurabilen bir ismi de olmayan Magic'in ligin en zayıf hücum takımlarından biri olacağını öngörmek zor değil. Takımın başına Hornets'ın savunma potansiyelini ortaya çıkartamayan Steve Clifford'ı getirmeleri de tartışılabilecek bir tercih. Magic'in ligin dibinde yer almalarını engelleyecek yetenek seviyesi ve genç/veteran sentezi mevcut ama muhtemelen bu noktadan çok da uzak olmayacaklar.

13. Chicago Bulls

Ligin en genç kadrolarından birine sahip olan Bulls yazın Zach LaVine ve Jabari Parker'a sağlam kontratlar vererek savunmayı boşverip hücuma yönelen bir strateji izledi. Bu ikiliye Lauri Markkanen de eklenince takımın heyecan verici bir hücum ve berbat bir savunma takımı olmasını bekleyebiliriz. Geçen sezon sakatlık etkisiyle ritim bulamayan LaVine ve Parker kumar niteliğinde ve özellikle de uzun kontrat verilen LaVine'in çıkış yapması takım için önemli. Takımın savunmasını bir arada tutma görevi oyun kurucu Kris Dunn ve çaylak Wendell Carter Jr'a kalacak, çok fazla bir şey beklememek lazım. Bulls'un hücumdaki potansiyelinin bu sezona yansıması konusunda da şüpheler var, LaVine ve Markkanen'in en azından şimdilik pek de verimli oldukları söylenemez ve Parker da geçen sezon hayli istikrarsız bir görüntü çizdi. Ligin en kötü koçu olmaya aday Fred Hoiberg'ün hala takımın başında olması da takımın performansı hakkında olumlu tahminler yürütmeyi güçleştiriyor. Zayıf bir sezonun ardından draftta mümkünse savunması iyi bir üç numara bulabilirlerse yapılanmalar açısından iyi olur.

14. New York Knicks

Geçen sezonun ortasında ön çapraz bağını kopartan Kristaps Porzingis'in sakatlığının devam etmesi sebebiyle Knicks'i bu sezon uzun bir süre, belki sezonun tamamında optimal halinde görmeyeceğiz. Oyunun her iki yönünde de ligin en zayıf takımlarından olması muhtemel Knicks'in taraftarlarının heyecanlandıracak meseleler Frank Ntilikina'nın ikinci yılında göstereceği gelişim ve 2018 Draftı'ndan gelen Kevin Knox, Mitchell Robinson ve Allonzo Trier'ın performansları olacak. Knicks'in aslında genç yetenek havuzu olarak iyi bir konumda olduğu söylenebilir ama konu Knicks olunca bir şeylerin ters gitmesini beklemeden edemiyor insan. Takımın yeni koçu David Fizdale'in takıma mücadeleci bir oyun stili aşılamaya çalışacağı kesin ama şu anda iyi bir savunma takımı olmalarını sağlayacak personelleri yok. Hücumu ise Kristaps Porzingis'in yokluğunda istikrarsız skorer Tim Hardaway Jr. ile savunmada verdiği zarar hücumda sağladığı yararı aşan Enes Kanter götürmeye çalışacak. Geçmiş draftlarda yüksek sıralardan seçilip hayal kırıklığı yaşatmış isimlere de yatırım yapan Knicks için ufukta zayıf bir sezon daha var.

15. Atlanta Hawks

Uzun süreli Playoff yapma serisinin ardından geçen sezon yeniden yapılanma sürecine giren Hawks, Warriors'ta asistan menajer olan Travis Schlenk'i yeni genel menajeri olarak atadı. Schlenk Hawks'ı "imitasyon Warriors"a dönüştürme niyetinde gibi görünüyor, draftta kolejde Stephen Curry'le kıyaslanan Trae Young, yanında saf şutör Kevin Huerter ve çok yönlü uzun Omari Spellman'ı kadrosuna katan Hawks'ın bu üçlüyle Steph-Klay-Draymond üçlüsüne öykündüğü aşikar. Bu hayalin tutma ihtimali düşük olsa da Hawks Young, Taurean Prince ve John Collins'le fena olmayan bir çekirdek oluşturdu. Bu sezon Young'ın bol bol şut deneyip direksiyonu elinde tuttuğunu göreceğiz. Tanking konusunda yönetimde uzlaşmazlığa düşen ve takımdan ayrılan koç Mike Budenholzer önemli bir kayıp, yeni koç Lloyd Pierce'ın "tank kumandanı" olmanın ötesinde neler yapacağını göreceğiz. Elinde çok fazla malzeme yok, iyi olmaya çalışmanın bir esprisi de yok ve yönetim tanking yapmak istemediği için iyi bir koçu gözden çıkarttığına göre Hawks'ın bu sezon Doğu'nun dibinde olmasını bekleyebiliriz.